POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 286: Karşılıklı Hamleler

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 251
Tarih : 19 Nisan 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Yirmi gri cübbeli adamın oluşturduğu çemberden başlayan aynı renge sahip korteks, görüntüsü kadar içerisinde barındırdığı ruhların çığlıklarıyla da kan dondurucu bir auraya sahipti.

Bir süre olduğu yerde dönmeye devam eden bir milyon ruh, daha sonra hızla cephede savaşan Ork Stepleri Ordusu’nun üzerine, ekine saldıran çekirgeler gibi üşüşecekti. Tepelerine inen insan siluetli ruhlara karşı orklar baltalarıyla saldırıyordu, en iyi bildikleri şeyi yapan bu savaşçıların, ne yazık ki hiç şansı yoktu.

Düşmanları et ve kemikten oluşmuyorlardı çünkü ruh formundaki canlılar içlerinden geçip giden silahlara aldırmadan, yaşadıkları eziyetin tek sorumlusuymuş gibi orkların içinde ölüm saçıyorlardı.

Aslında yenilmez değillerdi; alan etkili bir büyü saldırısı, özellikle ışık özellikliyse büyük hasar verebilirdi bu oluşuma. Ezeli düşmanlarına karşı zaman kazanmak adına kullanılabilecek bir şeydi bu ancak elde balta kas gücüyle savaşan orklar zor duruma düşmüştü bile.

“Hepinizin kökünü kazımadan bana rahat yok, bakalım şimdi ne yapacaksınız?”

Boş konuşmuyordu Severo, rüzgâr gibi safların içinden geçen ruhlar cephenin her yerine yayılarak ölüm saçıyorlardı. Bilek gücüyle yenilmeyen orklar, düşmanın garip tekniği karşısında acı çekiyordu.

“Vurun, kırın, öldürün! Klanımızın gücünü sefil orkların kemiklerine kazıyın!”

Kara Zambakların iki numarası hırstan kudurmuş, yüzünde beliren damarlara rağmen üstünlük duygusunun verdiği kibirle haykırmıştı. Düşmanı en zayıf olduğu yerden vuracak silahın sahibi olarak beş milyon orka tepeden bakıyordu, siyah zırhı rüzgârda delicesine savrulan bir ork savaşçısı ona cevap verene kadarda böyle sürecekti.

“Kalk ve savaş, Bir milyon Ork!”

Sözler ağzından tane tane dökülmüştü, sessiz ve derinden. Bir numaranın gırtlağının kenarlarına çarparak ilerlemişlerdi adeta. Ondan başka da kimse duymamıştı fısıldamasını, diğerleri boyu çoktan onlarca metreyi bulan totemin müthiş bir şekilde patladığını göreceklerdi.

Elit On’ un lideri, soydaşlarının düştüğü zor durum karşısında son kozunu oynuyordu. Ödül zindanından aldığı hediye ve yıllardır çalıştığı teknikte geldiği son noktayı gözler önüne sermişti.

Daha öncekilerin aksine rengârenk değildi ışıklar, bu sefer sadece yeşilin hâkimiyeti vardı havada. Her biri yavaşça ruh formundaki ork savaşçılarına dönüşen ışıkların görkemi karşısında zaman adeta durmuş, tüm savaş alanı Ork Stepleri Ordusu’nun karargâhında toplanan dalgalara bakıyordu.

Kara Zambakların tekniği esir ruhlardan oluşan gri bulut ise iki sene boyunca savaşlarda ölen ork ruhlarının oluşturduğu şekil çağlayan bir dalgaydı.

Bir numaranın nihai tekniğiydi bu, Bir milyon ork!

Ruh formunda olan iki ordu gökyüzünde çarpışmaya başlayacaktı, bugün tarihe kan kırmızısı harflerle yazılacak bir gündü, yer gök savaş alanı olmuştu.

“Sizin de savaşa katılma vaktiniz geldi, gidin ve düşmanın kanıyla şereflendirin ölen soydaşlarınızı!”

İlk toplu saldırı dalgasında üç milyon savaşçısını kullanan Ork Stepleri Ordusu’nun, geride kalan iki milyonluk gücüneydi bu emir. Nafız’ın sesi yerlerinden fırlayarak cepheye koşmalarına yetmişti, şimdi karada süren mücadelede çok şey değişecekti.

“Efendim, geride bekleyen güçlerini de savaşa kattılar!”

“Beklediğimiz fırsat geldi sanırım!”

Hank’ın arkasındaki öğrencilerinden birkaçı, gelişen olay karşısında sarı saçlı adamın daha önce ne demek istediğini anlayarak öne çıkacaktı.

Söylediklerinde haklıydılar, tarihin en genç mimarının gözü devamlı cephenin gerisinde bekleyen büyük kuvvetin üzerindeydi. Oynanmamış bu taş, tahtadaki hamleleri hesap etmesine engelken artık bilinmez olmaktan çıktığı için kendini tutmasına gerek kalmamıştı.

“Son icadımı birleştirin!”

Ardında bekleyen öğrencileri alanlar arası halkalarından bazı parçalar çıkardığında Hank’ da işe koyulacaktı, Makineler İmparatorluğu’nun komutanı nihayet elindeki kozu kullanmaya karar vermişti.

Çok değil, mevzilerinden fırlayan orklar soydaşlarının geri sürdüğü düşmana ulaşmadan önce hazırdı genç mimarın istediği silah. Üzerinde muntazam şekilde açılmış deliklerin olduğu dev metal bloklar, toprağa sabitlenmiş bir vaziyette düşmana doğru bakıyordu.

“Leonardo, izle ve seni geçtiğimin ispatı olan bu mükemmel silahın kudretine kendi gözlerinle şahit ol!”

Atış emri vermeden önce, her zaman önünde bir hayalet olarak yürüyen yaşlı adama seslendi Hank, bugün onu geçip ileriye yürüyeceği gündü.

“Seni aptal çocuk, kimin daha iyi katil olduğunu ispatlamaya çalışıyor!”

Hayatı canlıları öldüren silahlar tasarlayarak geçen üstat, kendisini rakip olarak gören genç mimarın ne yapmak istediği anlamıştı, yaşanacak katliamın Hank’ın gözünde bir yarışın sonucu olarak görülmesineydi isyanı.

Kalpsiz bir makine gibi yetiştirilen mimar ise elini indirerek sinyali verecekti, başının üzerinden onlarca patlayıcı top geçerken muzaffer bir edayla üstadın gözünün içine bakıyordu.

Yarattığı silah muazzam bir yıkım gücüne sahipti. Her birinde yirmi delik bulunan metal blokların on tanesinin içinden, yarım dakikada on iki bin top şeklindeki patlayıcı ateşlenmişti.

“Efendim, her biri iki metrelik alanı dümdüz edebilecek güçteki toplarla beraber, destek güçlerinin hepsi yeryüzünden silinmiş olacaktır!”

Hesap yapma konusundaki hızını ve ustalığını belli etmek isteyen öğrencisinin söylediklerini zaten biliyordu Hank, yüzündeki kendinden emin ifadenin yegâne nedeni buydu.

Aslında dörtte biri bile yeterliydi amacına ulaşmak için, mimarın tüm topları ateşlemesinin nedeni düşmanı hiçbir çıkar yol bırakmadan tamamen ezmekti. Bireysel çabalarla kurtulması muhtemel küçük bir azınlığa dahi yaşam hakkı tanımıyordu, tek parça halinde bir ceset dahi bırakmayacak şekilde saldırmıştı tarihin en genç mimarı.

“Sanırım, seni biraz hafife aldım küçük adam!”

Saldırı emrini veren Nafız karşılığında bir cevap bekliyordu lakin düşmanın böylesine geniş çapta hamle yapması onunda tahminin ötesindeydi. Pişmanlık duygusuyla sızlanacak zaman da değildi, verdiği kararın sorumluluğunu almak için öne fırlayacaktı dişi ork.

Topladığı tüm kan özünü harcamak zorunda kalsa da Kan Kubbe ile korumak istiyordu savaşa gönderdiği orkları, patlayıcı toplar savaşçıların üstünde belirdiğinde o da tekniğin sınırına doğru ilerleyen mühürleri toprağa atmıştı.

Çarpışma kaçınılmazdı, iş Nafız’ın dayanıklılığına karşı Hank’ın silahının yıkım gücü arasında yaşanacak mücadeleye kalmıştı.

“Bu defa değil!”

Dişi ork soydaşlarını kan kırmızı kubbeyle örttüğünde, savaş alanında sakin ancak duyanların yüreğini avucuna alıp kavrayan bir ses çınlayacaktı.

“Bu defa, orklar ölürken druidler oturup izlemeyecek!”

Sahipsiz ses ikinciye duyulduğunda çok daha uzun konuşmuştu, bununla beraber aynı anda Kan Kubbe’nin üstünde başka bir ışık kümesi toplanıyordu.

Üç nefes geçmemişti ki, iki milyon ordu çevreleyen bir başka kalkan ortaya çıkacaktı. Yüzeyinde yeşil sembollerin yüzdüğü saydam yapı, gelen patlayıcı topları ilk karşılayan olmuştu.

Yeni beliren kubbeye temas eden saldırılar büyük bir gürültüyle patlıyorlardı, ardı arkası kesilmeyen on iki bin toptan oluşan bir gel gitti yaşanan.

Nafız, tekniğini bozmadan sürdürüyordu. Aniden beliren yardıma rağmen, üstlerindeki gök durmadan patlayan saldırılarla kaplanmışken başka bir şansı da yoktu.

Ateşlendikleri süre kadar indiler kalkanın üstüne patlayıcı toplar. Otuz saniye, belki de savaş başladığından beri geçen en uzun süreydi.

Son anda çıkan aksiliğe rağmen Hank kendinden emin duruşunu bir an olsun bozmamıştı, gece gündüz demeden uğraştığı ustalık eserinin, bir iki kalkanla engellenebileceğine inanması mümkün değildi.

Patlamaların oluşturduğu bulutların dağılmasını beklerken, aklında sadece etkilerin üzerinden yapacağı çıkarımlar vardı. Silahının ilk aktüel kullanımının ardından toplayacağı veriler, durmadan sürdürmek istediği gelişim yolunda ona ışık tutacaktı.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her eylem için eşit ve zıt bir tepki vardır 

Isaac Newton

Yazar Notu

Selamlar sevgili okur dostlarım

Çarşamba gününden itibaren bünyemi işgal eden soğuk algınlığı nedeniyle, editlerde hatalar olabilir. Böyle bir durumu görürseniz, lütfen yorumlarda bildirin.

Keyifli Okumalar

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (1)

2244 puan
SWAGNAMENİTE4 ay önce
Üye
the Divine Weapon u mu izledin singijeon yapmış hank bildiğin

94 puan
Sanseiu3 ay önce
Yazar
@SWAGNAMENİTE, Bakmamıştım hiç, bir göz atayım