POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 294: Ateşe Koşan Güveler

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 220
Tarih : 08 Mayıs 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bu yeni gelenler kimdi, biri tarikat olmanın eşiğindeki bir klanın diğeriyse Altın Taç Mezhebinin üçüncü büyüğüydü. Kara Zambak Klanı’nın lideri ve beyaz saçlarının üzerinde altından bir hare görünen adam, güçlerinin yüzde onunu feda ederek kendi klonlarıyla savaşa katılıyorlardı.

Klon oluşturmak iki ucu keskin bıçaktı, eğer ölürse onu oluşturmak için kullandığınız tüm gücünüzü kaybediyordunuz. Ayrıca bu klonlar kazansa dahi savaşırken tükettikleri enerjinin kalıcı bir kayıp olması kaçınılmazdı, oluşturulduğu gücün kudretini sonuna kadar kullanabilse de dezavantajları büyüktü.

“Bu rezilliğe hemen son verip mezhebe geri dönüyoruz, cezana sonra karar vereceğim!”

“Bu yeteneksiz evlat her türlü cezaya razıdır!”

Maria de León saygıyla eğildiğinde yaşlı adamın saldırısı çoktan hazırdı, savaşa yeni katılan iki güçlü figür aynı anda harekete geçmişti.

Yarı ork ve Elit On’ un üç savaşçısının bulunduğu yerde ortaya çıkan gri cübbeli adamın elinde, zambak seklinde kâğıt parçası vardı. Altında beliren büyü çemberinin içine yavaşça bıraktı bu kâğıdı, bir nefes sonra içinden gri sis yayılmaya başlayan çember siyah alevlerle kaplandı.

Sis ince ve saydamdı ancak yaydığı enerji Severo’nun daha öne kullandığı tekniklerin hiçbirine benzemiyordu. Yavaş yavaş, damla damla yoğunlaşan sisin üzerinde acı çeken insan siluetleri beliriyordu, ufacık bir damlanın üzeri sayısız yüzle kaplanmıştı.

Sayısız damlacık havada süzülürken, içlerinde barındırdıkları enerji göz korkutucu boyutlara ulaşmıştı, Kara Zambakların Liderinin amacı büyük bir kıyımdı.

Aynı anlarda Kitapkurdu’nun karşısına dikilmiş uzun boylu adam, hiçlikten beliren asasını Ork Stepleri Ordusuna doğrultmuş büyülü sözlerle yapacağı büyünün oluşturduğu çemberi besliyordu.

Maria de León un asası, yeni gelen adamın eşyasının yanında tüm görkemini yitirmişti. Onunkinin aksine tepesinde tek bir taş bulunan bu silah, çok daha korkutucu duruyordu. Mora bakan mavi bir büyü kristalini barındıran asa, süt renginde gövdeye sahipti. Büyü çemberindeki enerjiyi emdikçe etrafına ışıklar saçıyor, sanki biraz sonra dehşet verici bir saldırı yapacağının sinyallerini veriyordu.

Nitekim beş saniye geçmeden, alevler püskürtmeye başladı Altın Tacın Üçüncü Büyüğünün silahı. Alevler alışılmışın aksine kırmızı değil parlak beyazdı, ışıktan oluşan bir yanardağın patlaması sonrası saçılan lavlar gibiydiler.

Köpük köpük ilerliyorlardı Ork Stepleri ordusunun üstüne, çok uzak olmayan bir yerden gelen gri yağmur damlalarıyla beraber ölümü taşıyorlardı.

Gelişmelere kayıtsız kalmadı Ork-Druid ortaklığı, büyülü saldırı gerçekleştirebilenler ve silahları bu mücadeleye uygun olanlar ileri atılmak için bir an beklemedi.

Bunların başında Kitapkurdu geliyordu, beyaz alevlere karşı Beş Başlı Kobra’yı ileri sürdü, onunla beraber çevredeki druidler koruyucu büyülerini, orklar ise güç hayvanları ve saldırılarını serbest bıraktılar.

Benzer bir manzara yerde de yaşanıyordu, yarı ork Severo’nun klonunu öne sürdü, yanında bulunan Elit On üyeleri de ona katılmıştı. Düşmanlarını ikiye ayırmış ork savaşçısı çift Ölümün Rüzgârı ve kocası Çekiçdöven, hemen klonun arkasındaydı.

Leonardo’da tepkisiz kalamadı, Hank’ın icadı olan silahı yeniden birleştirip binlerce patlayan topu Altın Tacın üç numarasının saldırısının üzerine yolladı. Savaş alanında sonradan beliren ikili, şimdiye kadar düşmanlarına diz çöktüren savaşçılarla direkt olarak kafa kafa girmişti.

Ork-Druid ortaklığının gücü dizginlenmemiş atlar gibiydi. Gri yağmur ve beyaz ateş denizine girdiklerinde, iki zıt gücün çarpışması yeri göğü inletti. On nefes boyunca devam eden çarpışmadan sonra binlerce kişinin ortak saldırısı, iki kişinin atağını yavaşça bastırıp yok etmeye başladı.

Savaşma azmiyle doldu orkların gözleri, düşmanın kudreti ne olursa olsun ezip geçebileceklerine inanıyorlardı. Haksızda değillerdi, yeni rakiplerin görkemli saldırılarını alt etmişlerdi, bu düşünceyle hız kesmeden ilerliyorlardı.

Ta ki engelledikleri saldırıların beş katı büyüğünün üstlerine geldiğini görene kadar hırsla saldırdılar, Kara Zambakların Lideri ve Altın Tacın Üçüncü Büyüğü nihayet ciddileşmişti. Bu kötü haberdi, düşmanın çapını gören ikili şiddeti bir değil, iki değil, tam beş katına çıkarmıştı.

Sinmedi Ork Stepleri Ordusu, desteğini aldığı Druid Kurtuluş Ordusu ile beraber bir kez daha çarpıştı kendilerini ölüme sürükleyecek felaketle. Dengelemeyi de başardılar ilk başlarda ancak aralarındaki güç eşitsizliği her an kendini belli ediyordu. Önce görece olarak zayıf olanlar düştü, sürekli artan sayıları ikilini ataklarına direnen güçleri zayıflatıyordu.

Bir dakika sonra baştaki sayının yarısına kadar düştü Orklar, saldırıları önde karşılayan komutanları sayesinde ölmeseler de biten enerjileri nedeniyle savrulup gidiyorlardı. Bir süre daha geçtiğinde sadece üst komuta kademesi ayakta kalmıştı, beyaz alevler ve gri yağmurda son demlerini yaşıyordu.

Son güçlerini kullanırcasına bağırarak saldıran orklar, en sonunda devasa güce sahip saldırıyı dağıttı, dağıtmışlardı dağıtmasına ama kendileri de bitmişti.

Kitapkurdu, Ölümün Rüzgârı, Çekiçdöven, Kuyag, Vahşiduvar, Kübey ve Elit On üyeleri hariç herkes yerdeydi. Ayaktakilerde çok iyi sayılmazdı, birçoğunun ağzından kan sızıyordu, zırhlarının üzerinde büyük delikler, bedenlerinde kemiğe kadar açılmış sayısız yara vardı.

“Bunu başarısızlığının bir mazereti olarak sunabiliriz Maria, Ork ve Druidleri çok küçümsemişiz.”

Diz çökmüş güzel kadının yanı başında ayakta duran orta yaşlı adamdı konuşan, kafasının üzerindeki hareye hayretle bakarken kelimeler ağzından tane tane dökülüyordu. Orijinal gücünün sadece yüzde onunu kullanabiliyor olsa da, onun bakış açısına göre Vahşi Bataklık üzerinde görünmesi bile kendisine yapılan ağır bir hakaretti.

Onun aksine beraberce saldırı düzenlediği diğer kişi çok sinirliydi, yediği tekmeler nedeniyle iki büklüm yatan oğluna bakarak sövüyordu.

“İşe yaramaz, bok çuvalı!”

Altın Taç düşük sınıfta olsa bir mezhepti, atalarının ona bıraktığı etki henüz klan iken bu kadar güç harcaması sonrası, yeri dahi tehlikeye girebilirdi.

“Neyse ki henüz tam gelişememişler, yılanın başını küçükken ezmeli!”

Düşmanın bitmiş halini gören Severo’nun babası vakit kaybetmedi, üzerinde çeşitli sembollerin olduğu bir kâğıt daha çıkarıp büyü çemberine attı. Ardından aynı ikinci saldırısında kullandığı kadar büyük bir güç serbest kalacaktı, düşmüş rakibe karşı acımasız bir darbe planlıyordu gri cübbeli adam.

Işık renginde alevler dalga dalga yükselmişti, iki medeniyet birbirine düşman olsa da savaş yöntemleri olarak bazı ortak noktaları yok değildi.

Çok değil, dakikalar önce on binlerce kişiyle zorlukla dayanabildikleri saldırılar, yeniden üstlerine doğru geliyordu ork ve druidlerin. Ayakta kalan birkaç kişi silahlarını kavradı, arklarında duran milyonlarca savaşçı için ellerinden gelenin en iyisini yapmaktan başka çareleri yoktu.

Ancak gri yağmur ve ışıktan lavlar önlerine kadar geldiğinde, çaresizlik yüreklerini kıskıvrak yakalayacaktı. İçlerinden bir ses dön, olabildiği kadar hızlıca kaç diyordu onlara.

Yaşama içgüdüsüydü konuşan, ölüm kalım anında sesi çok gür çıkıyordu. İstem dışı olarak birbirlerine baktı ork savaşçıları, aralarında sessiz bir sohbet gerçekleşti göz açıp kapayıncaya kadar.

Sonra nedendir bilinmez tuhaf bir gülümseme geldi kondu dudaklarına, savaşçı yanlarımı ağır bastı yoksa soylarına olan sadakatlerimi bilinmez, üzerlerine doğru gelen saldırıya doğru harekete geçtiler.

Bir tarafta iki büyük saldırı, diğer taraftaysa bir avuç ork savaşçısı vardı. Aralarında mesafe yirmi metreden az kaldığında, eşitsizlik çok daha açık bir şekilde gözler önüne serilmişti. Anlamayacak bir şey yoktu, ölüme koşuyordu orklar, başaramayacaklarını bile bile savaş naraları atarak ilerliyorlardı.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tecrübe gösterdi ki hakiki dost şudur: asla gücenmez, dostunun düşmanları onun da düşmanlarıdır ve gerektiğinde hayatını feda eder.

Timur

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

.....


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)