POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 321: İlk Çember Geçildi mi?

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 85
Tarih : 19 Ağustos 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Ha Ha Ha, keriz parası yiyeceğiz!”

Klan stantlarından bir haykırış yükseldi.

“Demiştim size, Kanlı Ay’ın ilk üç bahsine para basanlar yatacak diye!”

“Daha ilk çemberi geçemedi, kuşkulanmakta haklıydık!”

Yükselen seslerden sonra ilk çemberdeki kırmızı saçlı kız kafasını o yöne çevirdi, yüzünde insanın kanını donduracak bir gülümseme vardı.

Yanıtı sadece buydu, insanlar buna anlam veremezken şeyhin sağındaki adam ayağa fırladı.

“Bu gülümseme, o gün gördüğümün aynısı!”

Dağ gibi İkinci Büyük’ ün elleri titriyordu, onun bu haline anlam veremeyen Şeyh yayıldığı koltuğundan konuştu.

“Hayırdır İkinci, bu ne hâl!”

İkinci gözlerini düzenin içindeki kızdan ayırmadı, en ufak hareketini bile inceliyordu.

“Şeyhim, Cehennem Diyarı’nın kaderinin değiştiği gün gördüğüm bir sahne geldi aklıma.”

Uzun konuşmadı kalın kaşlı adam ama bu hali Atractivo’yu daha da meraklandırmış gibiydi.

“Kelime oyunu yapma, açıkça anlat!”

Kurtuluşun olmadığını gören İkinci, yerine oturmadan devam etti

“O zamanlar tarikatta olmasanız da neler olduğunu biliyorsunuzdur, Kraliyet Ailesi ve Altı Zebaninin katledildiği o günü. Tarikatımızın en değerli üyesinin, en yakın arkadaşının ölümüne sebep olmasını sağladıkları ve ardından kan denizine dönen Kraliyet Sarayı’nın hikâyesini duymuşsunuzdur.”

“Her şey gözlerimin önünde oldu, o haşmetli Kral ve Zebanileri’ nin katledilmesini izledim ama bu gözler öncesinde çok tuhaf bir şey gördü. Mora, ellerinde ölen çocuğu yere bırakırken, aynı sahnedeki kız gibi gülüyordu!”

İkinci’ nin sözleri bitince Şeyh’in gözleri cam gibi parladı, ne kadar zorlarsa zorlasın o gün hakkında çok fazla detay vermeyen İkinci, ilk defa eteğindeki taşların bazılarını dökmüştü.

Şeyh, Kutsal Kan Tarikatı’nın iç çember öğrencisi olduktan sonra gezgin olmak için klandan ayrılmıştı. Yüz sene önceki olay gerçekleştikten kırk sene sonra da dönmüş ve İkinci’ nin ustasından Şeyh unvanını almıştı.

Bu nedenle İkinci onu hiçbir zaman sevmedi ve tanımadı, sadece tarikatın kurallarına uyarak boyun eğdi. Nora’nın gülümsemesine kadar da o hazin gün hakkındaki soruları sürekli geçiştirerek cevapladı, ilk defa bu gün kendini tutamayacaktı.

“Demek bunlar oldu, hafızanın yavaşça yerine geliyor olması ne güzel. Umarım şu kız tarikata katılır da, eski anıların gün yüzüne çıkmaya başlar!”

Şeyh şaşkınlık içindeki İkinci’ ye inceden dokundurdu, haşmetli adam da bunun üzerine yerine geri dönüp koltuğuna oturacaktı.

Aynı anlarda düzenin içinde bir hareketlilik başladı, klan stantlarındakilerin alaylarına maruz kalan genç kız, sakin adımlarla ikinci çembere doğru yürümeye başladı.

“Nereye gidiyor bu?”

“Görevliler neden hâlâ gelip almadı?”

Nafız’ın ilerlemesi karşısında hayretle bağıran klan standındaki insanların sesi, başka birinin kahkahalarla haykırması nedeniyle kesildi.

“İkinci, davet yollarken temsilci olarak en cahilleri gönderin diye bir istek mi ekledin yoksa bu nasıl bir komedidir böyle!”

Atractivo adeta kişneyince tüm meydan verdi coşkuyu, tarikatın hizmetini gören veya yerleşim alanında konaklayanlar çatlayacak gibi gülüyordu.

Bu anlarda, arkasındaki korumalardan biri öne doğru eğilip Ekaterina’nın kulağına bir şeyler fısıldadı.

“Efendim, büyük hanımın düzenini bozmuş olabilirler mi?”

Duyduklarının ardından güzel kadın oturduğu koltuğun kol dayama kısmını öyle bir sıktı ki, sağ taraf komple parçalandı.

“Sen kimin hakkında konuştuğunu sanıyorsun?”

Koruma aldığı tepki sonrası hemen diz çöktü.

“Özür dilerim genç hanım!”

Ekaterina’nın alnında çizgiler belirdi, dudakları titriyordu.

“Büyükannem o kan emici vampire âşık olup bizi terk etmiş olabilir ama bu, şu yeteneksizlerin onun yaptığı düzeni bozabileceği anlamına gelmez!”

Gözleri istemsizce Atractivo’ya kaydı, bakışları nefret, kin ve öfke doluydu. Buna karşılık, negatif duyguların hedefindeki adam mutluluk içinde gülümsüyordu.

Hemen tavrını değiştirdi Ekaterina, başıyla küçük bir selam verip ikinci çembere giren Nora’yı incelemeye koyuldu.

“Dış çember müridi düzeyi, ilk üç seviyede silah kullanılması engeller, mürit adayı düzeyi olsaydı anlardım ama bu kız üçüncü aşamadaki devi nasıl yenebildi ?”

Ekaterina mırıldanarak izlemeye devam etti, aynı anlarda başka biri sözünü ettiği devle savaşıyordu.

“Neden bu kadar direniyorsun, gördüğüm kadarıyla ölünce enerjiye dönüşüp yeniden doğuyorsunuz?”

Elindeki kan mızrağını savuran Jashua, karnından sarkan bağırsaklara aldırmadan üzerine koşan dev gorile seslendi.

Sol omuzuna saplanan mızrağa rağmen, boyu on metreyi bulan yaratık cevabı kükreyerek verdi, savaşı bırakacak gibi görünmüyordu.

“Sanırım, Kutsal Toprak Tarikatı dış çember öğrencisi güç seviyesini göz önüne alınarak yaratıldın, bu nedenle bana karşı hiç şansın yok!”

Jashua iki elini yanlara açarak, savaş alanındaki tüm kanın havaya kalkmasını sağladı, ardından dudaklarından iki kelime döküldü.

“Kan Yağmuru!”

Damla damla olmuş kanlar, son hız hedefin üzerine inmeye başladı. Açık havada aniden bastıran sağanak gibiydiler.

Kollarıyla kendini korumak isteyen yaratık bir saniye sonra diz çöktü, beş saniye geçtiğindeyse hiç var olmamış gibi silinip gidecekti.

Jashua yavaşça yanına doğru ilerliyordu ama daha ikinci adımını atmıştı ki gözlerini Kutsal Kan Tarikatı’nın deneme alnında açtı.

İlk gördüğü şey, beline kadar uzanan kırmızı saçlarıyla Nora oldu, genç kız ondan önce ikinci çembere girmişti.

“Demek ciddileşmeye karar verdi, ben de geride kalamam!”

Çıt ses yoktu, sütten ağzı yanmış klan temsilcileri yoğurdu üfleyerek bile yiyemiyordu. Jashua hiç beklemeden ikinci çembere giriş yaptığında sadece boş bakışlar eşliğinde izlemekle yetindiler.

“Kanlı Ay Derebeyliği temsilcilerinden biri daha ikinci çembere geçti, hem de daha kırk dakika dolmadan başardılar bunu!”

“Bu test gerçekten savaş becerilerini ölçüyor değil mi?”

Derebeylikleri halkının durduğu yerde fısıltılar o kadar yükseldi ki bağlı oldukları klanların temsilcileri sinirden kıpkırmızı kesildi. Atractivo’nun varlığından dolayı seslerini çıkaramadıklarından, mecbur bu aşağılamaları dinlemek zorundaydılar.

“Efendim bir rekor daha geldi, yine Kanlı Ay Derebeyliği!”

İkinci Büyük şu anda zevkten dört köşe olmadıysa, bir daha belki de hiç olamayacaktı. Şeyhe dönüp konuşurken, bir gözü de Üçüncü Büyük’ü kesiyordu.

İnce fizikli, yılan bakışlı adamın, hiç keyfi yoktu. Normalde de soluk olan rengi git gide daha da beyaza dönüyordu.

“Ben de anlamadım, merakla bekliyorum! Bir kamyon kan kristali yatırdık ne de olsa!”

İkinci Büyük’ ün suratı bir anlığına gitti geldi. O, kendilerine bağlı bir unsurun başarısıyla gururlanırken, tarikatı yöneten kişinin tek derdi oynadığı kumardı.

“Genç hanım, beni affedin ama bunu sormak zorundayım. Düzen gerçekten dış saha mürit düzeyinde mi?”

Ekaterina’nın arkasındaki korumalardan suskun olanı, dayanamayıp en sonunda konuşmuştu.

Bu sefer kızmadı genç kadın, dikkatle kan taşlarıyla kurulmuş düzeni inceleyip cevap verdi.

“Kullanılan kan taşlarının boyutuna ve sayısına bakarsak, doğru olduğunu söyleyebilirim. Düzen diskinin ana güç kaynağı bile tam olarak istenilen düzeye uygun. Şüphe yok, şu ikisi çoktan Kutsal Toprak Tarikatı dış saha müridi düzeyindeler.”

Ekaterina sözlerini bitirmişti ki, saçı, kaşı ve bedenindeki tüm kılları beyaz olan genç çocukta gözlerini açıyordu. İlk çemberdeki testi geçen üçüncü kişiydi ve ne tesadüftür bu kişi yine Kanlı Ay Derebeyliğinden çıkıyordu.

Bağdaş kurduğu yerden sakince ayağa kalktı Alis, toz olmuş üstünü başı silkeliyordu ki biri yüksek sesle bağırmaya başladı.

“Yürü be, kim tutar seni!”

————————————————————————————————————————————————

Bu kadar başarılı olmamızın nedeni tabi ki benim genel karizmam.  

Freddie Mercury

Seriyi güncelden takip etmek için - novelturkiye.com

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

....


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)