POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Babam Galaksinin Yakışıklı Prensi Bölüm 15: Ölümle Flört

Çeviri : CatInTranslation
Düzenleme : CatInTranslation
Okunma : 274
Tarih : 05 Kasım 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Yao Si kafasındaki damarların birkaçının sinirle, gürültüyle patladığını hissetti.

Masa fıydırma! (╯‵□′)╯︵┻━┻

Oyun oynamak falan istemiyorum! Bir öğretmen olarak iş ahlakınız nerede? Öğrencilerinize örnek bir birey olmaya ne oldu? Örnek birey? Örnek?

Genç insanları nasıl böyle yoldan çıkarırsınız?

“Gelin çocuklar, beni takip edin, optik bilgisayarlarınızı açıp galaktik ağa bağlanın.” İçten içe Yao Si ne kadar sövüp sayarsa saysın, öğretmen çoktan işe koyulmuştu. “Okulumuzun galaktik ağ şifresi 23333333.”

“…”

Şifre bile kaşınıyordu ama!

“Ah şuradaki çocuğum.” Yao Si’nin hareketlenmediğini gören öğretmen seslendi. “Neden optik bilgisayarını açmadın, nasıl kullanacağını bilmiyor musun yoksa? Tekrar göstermemi ister misin?”

Tüm sınıfın bakışlarını üzerine çeken Yao Si’nin dudağının kenarı seğirdi, optik bilgisayarına uzandı. Beklendiği gibi, önünde yarı saydam bir ekran belirdi, okuyamadığı satırlarca şekil vardı.

Öğretmenin talimatlarını uygulayıp, galaktik ağa bağlanabilmek için sağ alt köşeye tıkladı. Şifre isteyen bir kutu belirdi.  Tam sinir bozucu şifreyi ortada klavye olmadan nasıl gireceğini çözmeye çalışıyordu ki önünde ‘şifre:23333333’ otomatik olarak beliriverdi.

Yao Si şok olmuştu, demek bu optik bilgisayarlar zihinle kontrol edilebiliyordu.

“Çocuklar, ‘Komutadaki Göksel Varlık Efsanesi’ yazılı kutucuğu gördünüz mü?” Öğretmen bir kere daha sordu.

Onaylamaları görünce hevesle açıklamaya başladı. “Şu sıralar galaktik ağdaki en popüler oyun bu. Göksel ırktan Dokuzuncu Cennet Sarayı’nın yapımı. Holografik hissel etkiyle eski zamanların oyunlarını mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Her sunucusu şu sıralar oldukça popüler, bugün bu oyunu oynayalım mı?”

Oyunlar arasından en göze çarpan oyunu en ufak detayı atlamadan, kendinden geçercesine anlatan bir öğretmen. Yao Si, öğretmenin oyunla sponsorluk anlaşması yaptığından şüphelenmeye başlamıştı.

Her neyse, bu eski zaman tabanlı oyun, oyunlarda onun gibi yılları ardına alan biri için oldukça iyiydi. Hem bu sayede galaktik ağın kimi özelliklerini de keşfedebilirdi belki.

Tek bir düşüncesiyle oyun açılıverdi. Etrafındaki holografik görüntünün gerçekçi bir cennete dönüştüğünü görebiliyordu: etrafı saran büyülü sis, ufukta dağlar, hızla akan nehirler, zenginliği gösteren geçen bulut dolu gökyüzünde uçan Japon turnaları… Kendini Xianxia filmlerinden birinin setine ışınlanmış gibi hissetti.

Ekranın ortasında kimi kelimeler parıldıyordu.

“Komutadaki Göksel Varlıklar Dünyası’na hoş geldiniz, 43843821 seri numaralı 38. oyuncu, oyunu başlatmak ister misiniz?”

...

Neden bu kod numarası ona küfrediyormuş gibiydi? İsmi değiştirebilir miydi acaba?

“Ding, lütfen yeni kullanıcı adını girin.”

Çince karakterlerle yazarken Yao Si’nin dudağının kenarı seğirdi, ‘Eski Zamanlardan Mukaddem”

“Ding, belirlenen maksimum karakter sayısını aştınız, kullanıcı adı kullanılamaz, sistem otomatik olarak yeni bir kullanıcı adı belirliyor: Mukaddem38. Oyuna giriş yapılıyor lütfen bekleyin...”

“Siktir!” 38’den paçayı kurtaramayacaktı anlaşılan!

Yao Si daha itiraz bile edemeden, baş ağrısı hissetti. O sırada etraftaki her şey yok oldu. Kendisini kafasında “Mukaddem38” yazısıyla çiçeklerin açtığı kuşların cıvıldadığı küçük bir köyde buldu

Bir süre sonra kendini toparlayabilince sabırsızca etrafına bakındı. Ne sınıf arkadaşı ne öğretmen... Oturduğu yumuşak sandalye bile yok olmuştu. Aniden hocanın oyunu tanıtırken anlattıkları aklına geldi, holografik hissel bir şeylerden bahsetmişti.

Yani holografik hissel deneyim derken oyuncunun bilincini oyuna aktarmayı mı kastediyorlardı? Müthişmiş! 

Yao Si heyecanlanmıştı. Etrafına göz gezdirdi ve her şeyin inanılmaz derecede gerçekçi olduğuna karar verdi. Kimse bakınca bunların hepsinin veri olduğunu tahmin edemezdi. Yolun kenarındaki çiçekler dahi hafif bir koku yayıyordu.

Durduğu yer çaylak köyü gibi bir yere benziyordu, demek öğretmenin anlattıkları doğruydu. Oyunda çok fazla oyuncu vardı. Siluetler ve bedenler önünden aceleyle geçip gitti.

Çoğu kendisi gibiydi, gri renkli yeni başlayan kıyafetleri ve bellerinde asılı tahta kılıçları vardı. Kimilerinin başlarının üzerinde kendisi gibi adları yazılıyken kimileri adlarını gizlemişti. Asıl tuhaf olansa kreşten kimseyle karşılaşmamış olmasıydı.

Tahminine göre çok sayıda sunucu vardı, bu yüzden de bu çaylak köyünde kreşten kimse yoktu.

Onlarca yıllık oyun tecrübesi olan Yao Si bile önünde uzanan inanılmaz gerçekçi dünyaya bakınca nereden başlaması gerektiğini bilememişti.

Tam nereden başlaması gerektiğiyle alakalı tereddüt içindeyken yanında beyaz bir ışık patlaması oldu ve yeşil kıyafetli bir erkek çocuğu belirdi. Diğer herkesten farklı olansa, kafasının üzerinde, kırmızı renkli anlayamadığı karakterler vardı. Bir gülümsemeyle eğildi ve uzunca bir şeyler demeye başladı.

Komutadaki Göksel Varlık Dünyası’na hoş geldiniz, ben sizin çaylak rehberinizim, müşteri hizmet numaram 233. Bu göksel dünyayı benimle keşfedin!” dedi genç hevesle. Bu sırada Yao Si...

“…”

(⊙_⊙)??

Az önce... ne dedi?

Yao Si'nin kafası karışmıştı. Neden birdenbire söylenen tek bir kelimeyi bile anlayamıyordu! Gördüğü tek şey ağzının açılıp kapandığıydı. Kulağına ulaşan seslerse anlamsız gürültüydü.

Aniden içine kötü bir his doğdu.

Derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştı. Panik yok! Belki bu oyuncunun konuştuğu dil yereldi ve daha çeviri cihazına kaydedilmemişti?

Yeşil giyimli genci geçip başkalarıyla konuşmaya çalıştı. Kısa sürede fark etti ki kimsenin dediğini anlamıyordu. Ne oluyordu? Çeviri cihazı mı bozulmuştu?

Dur bir dakika!

Eğer bu oyun hislere dayalıysa... Yani sadece zihnen oyundaydı, vücudundaki çeviri cihazınıysa getirmemişti. Bu yüzden mi tek bir şeyi bile anlayamıyordu?!

Yao Si durumu fark eder etmez oyundan çıkmaya çalıştı, ancak ne kadar içinden ‘çık’ dese de hiçbir şey olmuyordu. Hala çaylak köyündeydi.

Belki de sesli tekrar etmesi gerekiyordu oyundan çıkabilmek için?

“Çıkış, kapat, oyun bitti, elveda, quit, sayonara...”

Çıkışla ilgili kelimeleri bildiği her dilde tekrar etti.

Ama hiçbir şey olmuyordu!

Hala aynı noktada duruyordu. Çiçekler açmıştı, çimler esen rüzgarla savruluyordu.

Olamaz!

Oyunda kısılı mı kalmıştı?

Bu kadar şanssız olabilir miydi bir insan?!

_______

Bu sırada Dış İşleri Bakanlığı’nda.

Yan Xuan’ın elinde nesil testi vardı. Güçlükle gözlerini büyükçe açtı, alevin rüzgarda titreyen kıvılcımları gibiydi elleri...

“Müdür... Yu, yanlış mı... Yanlış mı okuyorum?”

“Hayır...”

“Tekrarladınız mı testi?”

“Altmış üç kere!”

“Peki ya testi yapan makine?”

“Altı kere değiştirdik!”

“Ya test merkezi?”

“On üç farklı test merkezinde tekrarlandı.”

Yan Xuan ayaklarının bağının çözüldüğünü hissetti. Neredeyse olduğu yere çökecekti. Neyse ki hemen yanındaki Müdür Yu tam zamanında destekledi.

“Oldukça önemli bir konu olmasından dolayı bizzat gelip sonuçları teslim ettim.” Yan Xuan’la karşılaştırıldığında müdür çok daha sakindi. Ancak yine de ellerinin titremesini durduramıyordu.

Yan Xuan’ın suratında boşboş bir ifade vardı. Aniden olduğu yeri algılayamaz oldu. “Bu... Bu... Gerçek!”

Beşinci Nesil! Gerçek bir Beşinci Nesil!

Yani uzay istasyonundan getiridiği kişi beşinci nesil bir kan yerlisiydi! Elli değil, beş yüz değil... Beş! Yalnızca efsanelerde duyabileceğin beşinci nesil! Her kan yerlisinin önünde diz çöküp tapması gereken beşinci nesil ataları.

“Anlattıklarından anladığım kadarıyla, ekselanslarıyla en çok zaman geçiren kişi sendin, bu sonucun seni bu kadar şaşırtmasını beklemiyordum.” Müdür Yu Yan Xuan’ın verdiği tepkilere şaşırmıştı. “Ekselansları birlikteyken hiç bahsini açmadı mı bunun?”

“...Söyledi!” Hem de defalarca.

“O halde neden? Sanki bu sonucu hiç beklemiyormuş gibisin.”

“Sandım ki... Söyledikleri genetik anılarından kaynaklanıyor.” Söylediklerinin doğru olabileceği aklının ucundan geçmemişti!

Müdür Yu daha fazla üstelemedi. Kendin kaşınmışsın.

Bir iki dakika daha bekledi. İşin ciddiyetini kavrayamadığını görünce uyarma ihtiyacı hissetti.

“Bakan Yan, derin düşüncelere dalmanın sırası olduğunu sanmıyorum...”

Müdürün sözleriyle Yan Xuan derin bir uykudan uyandırılmıştı sanki. Korkuyla ayaklandı. Titreyen elleriyle optik bilgisayarını açıp, birkaç emir verdi.

“Bakan Yan konuşuyor. Kan-Polisi Müdürlüğüyle derhal temasa geçin. Beş dakika içinde yabancı hiçbir ırkın kan yerlisi başkentinden giriş çıkışına izin verilmeyecek. Tüm gezegeni en yüksek güvenlik moduna geçirin! Her türlü galaktik geçitlerin uçuş güzergahını kapatın! Geçici olarak, Dış İşleri Bakanlığı ile Kraliyet Kreşi arasında trafik kontrolü sağlayın!”

“Başkanın konağını derhal bilgilendirin, ilk kırk nesil her kan yerlisini ve Ulusal Güvenlik Bakanlığını haberdar edin. Beş dakika içinde herkesi Dış İşleri Bakanlığı’nda görmek istiyorum.”

“Evet herkesi! Ne? Kızıl Gezegende değillerse acele etmelerini emredin!”

“Ulaşamıyor musunuz? Size birazdan bir doküman ileteceğim. Her birinin optik bilgisayarına ulaştır. Sürünecekler! Benim için sürünecekler!”

“Acele edip her şeyi tamamlayın! Şimdi, hemen!”

Hemen telefonu kapatıp az önce konuştuğu kişiye dokümanları iletti. Sonunda uzun bir nefes verdi. Kenardan ceketini alırken debelendi.

“Acele et, Kraliyet Kreşi’ne gidiyoruz.”

“Ekselansları kreşte!” Müdür Yu şok olmuştu.

Yan Xuan zorla kafasını salladı, bu durumdan kendisi de oldukça rahatsızdı, bizzat kendisi oraya bırkamıştı! Midesi alt üst oldu, ağzında acı bir tat vardı.

Müdür Yu çok düşünmedi, odadan hemen çıktı. Dönüp ardına baktığında Yan Xuan’ın hala aynı noktada durduğunu gördü.

“Bakan Yan?”

Yan Xuan cevap vermeden titreyen elini ona doğru uzattı. “Bana destek olur musun, dizlerim... Dizlerim tutmuyor!”

Daha fazla ayakta duramadı.

“…”

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

1. 4 ve 38 Numaraları:

  a. Çin'de 38, kadınlara hakaret için kullanılıyormuş. Aşüfte demekmiş kısaca. '8 Mart Dünya Kadınlar Günü'---> 8.3

  b. Çincede 4 rakamının telaffuzu ölümle aynıymış. 4 içeren herhangi bir sayı kötü alametmiş.

-Yani kullanıcı adı MukaddemAşüfte


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (3)

20 puan
Solo1 ay önce
Üye
Keşke hikayeye daha fazla önem verseniz bayılıyorum okumaya çok ara verdiniz çok güzrl cidden ve farklı

278 puan
deden181 ay önce
Üye
sonunda anlaşıldı kim olduğu rahatladım

278 puan
deden181 ay önce
Üye
çeviri için teşekkürler