POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
En Güçlü Sistem Oku
En Güçlü Sistem
Bir Grup Çöp Gelin Vurun Bana

Babam Galaksinin Yakışıklı Prensi Bölüm 5: Gezegen Fizyonu

Çeviri : CatinTranslation
Düzenleme : Lohengramm
Okunma : 384
Tarih : 28 Ağustos 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Babam Galaksinin Yakışıklı Prensi 5. Bölüm: Gezegen Fizyonu

“Komutanım, gezegen imhası için tüm hazırlıklar tamamlandı. İmhaya başlamak için emrinizi bekliyoruz.”

“Tamam.” 333 Numaralı uzay istasyonu komutanı Lu Ren, komuta koltuğundan kalktı. Önündeki devasa kara kütleye baktı, az önce raporunu tamamlamış yardımcısına döndü. “Peki gezegen taraması? Bitti mi?”

“Tamamlandı.” Dedi komutan yardımcısı.

“Kaç kere yaptınız?”

“Üç kere tekrardan taradık. Hiçbir yaşam belirtisine rastlanmadı.”

“Yaşam belirtisi?” Kaşlarını çattı.

Komutanının imasını anlayan yardımcısı hemen ekledi “Biyolojik hiçbir kalıntıya da rastlamadık.”

“İyi.” Lu Ren sonunda gevşedi. “Taramaların doğruluğundan iyice emin olmalısınız. Tek bir hatanın dahi sorumluluğunu ne ben ne de mürettebat kaldırabiliriz, anlaşıldı mı?”

“Anlaşıldı. Her şeyin yolunda gittiğinden emin olacağım.”

“Bu yeterli değil!” dedi Lu Ren. “Tek bir şeyin yanlış gitmediğinden emin olmalısınız.”

“Evet, komutanım.”

Sonunda Lu Ren kafasını tatminkâr bir şekilde salladı. “İyi.” “Bu arada, kısa süre önce bulduğumuz bilinçsiz kişinin son durumu ne?”

“Birkaç gündür uyanık.” Dedi ve optik bilgisayarından belgeleri gönderdi komutan yardımcısı. “Sağlık ekibi kapsamlı tetkikleri çoktan tamamladı. Herhangi fiziksel yarası yok ancak uzun süredir komada olmasından dolayı beyin fonksiyonları düzgün değil. Şu an kendi ırkını tayin edemiyor.”

“Madem hatırlayamıyor, test uygulayın o zaman. Halledemeyeceğimiz bir şey değil sonuçta.”

“Anlaşıldı!” komutan yardımcısı selam verdi ve yüzeyi çatlamaya başlayan gezegeni işaret etti, “Gezegen imhası...”

Lu Ren sırtını dikleştirdi. “Planı başlatalım” dedi ve önündeki kırmızı butona bastı.

Düz mekanik bir ses duyuldu.

“Gezegen imhası başlatılmıştır, 1 dakikalık geri sayım, 59, 58, 58...”

~

O sırada, Yao Si revirdeydi.

İfadesi kafa karışıklığıyla doluydu, kendini sakinleştirebilmek için karpuz cidden iyi giderdi.

“Doktor, tekrar edebilir misiniz, hangi yıldayız?”

“Galaktik takvime göre 9516 yılı, 8 Haziran.”

“Galaktik takvim, ne...” Şimdiye kadar ay takvimini, miladi takvimi, Julyen takvimini, Gregoryen takvimini duymuştu da galaktik takvim neyin nesiydi?

“9516 yılı!”

“Emin misiniz?”

“Elbette!”

“Peki acaba, Julyen Takvimi yıl 2017, sizin galaktik takvimde hangi yıla tekabül ediyor?”

“Julyen Takvimi mi? Tarih öncesinde kullanılmıyor muydu o?”

“Tarih... Tarih öncesi!”

“Bir şey mi hatırladın? Hiç endişelenme uzun bir süredir uyuyordun. Beynindeki nöral hasar dolayısıyla bir süre daha tüm anılar birbirine girmiş olacaktır.” Dedi rahatlatmak için doktor. “Kendini bir şeyler hatırlayacağım diye zorlama hiç. Tanıdığın biriyle iletişim kurup biraz da dinlendin mi her şey yoluna girecek...”

Yao Si düşündü, muhtemelen hiçbir şeyin daha iyi olacağı yoktu çünkü, anlaşılan, yanlışlıkla zamanın sonuna uyanıvermişti.

Daha yeni insan olmadığını öğrenmişken, gözünü açıp kapatmasıyla tanrı bilir kaç yıl sonrasına uyanmıştı.

Bu kadar hızlı olmasak mı acaba? Okuyucuların olayları anlamlandırabilmesi için yeterli vakti sunmadın yazar!

Ve ayrıca, burası da neresi?

Sorularını tahmin eden kadın doktor konuşmaya başladı, “Burası T Bölgesi’nin 333 Numaralı uzay istasyonu.” “Soyadım Wang ve senden sorumlu doktorum. İçin rahat olsun, burada tamamen güvendesin...”

Cümlesini bitiremeden ‘bip’ sesi odayı doldurdu, ardından geri sayım başladı.

Yao Si aniden korktu. “Neler oluyor?”

Hani az önce bahsettiğin güvenlik?

“Sonunda başlıyor.” Dr. Wang aşırı bir sevinçle konuştu.

“Ney... Ne başladı?”

“Gezegen imhası.”

“Gezegen imhası mı?”

Bu da ne?

“Gezegen imhası, ... Ah, gel hadi yürüyüşe çıkalım, hem senin için de iyi olur.” Bunu dedikten sonra Dr. Wang elinden tutup dışarı sürükledi. “Çeviri cihazını unutma, yoksa açıklamaları anlayamazsın.”

Hatırlatmayla Yao Si, yatağın baş ucundaki gümüş küpemsi objeyi alıp takip etti. İlk uyandığı zaman, biri cihazı verinceye kadar, etrafındaki konuşmalardan tek bir şey anlayamamıştı. Bu yüksek teknolojili cihaz sayesinde, herkesin neler dediğini anlayabiliyordu.

Dr. Wang, Yao Si’yi yıldızlarla bezeli kapkaranlık bir gökyüzünün sardığı geniş platforma çıkardı. Bakınca sanki sonu yokmuş gibi görünüyordu, şurada burada irili ufaklı gezegenler vardı. Her ne kadar Dr. Wang buranın bir uzay istasyonu olduğunu söylemiş olsa da Yao Si’nin durumu idrak etmesi oldukça zaman aldı. Aynı zamanda ‘yıldız denizi’ ne demek anlayıvermişti.

Bu bir rüya değildi. Ciddi ciddi galaktik yıllara kadar uyumuştu!

“Hey, gel buraya, hadi hadi.”

Platform oldukça kalabalıktı. Dr. Wang iyi bir yer tutmuştu ve Yao Si’ye yanına gelmesi için işaret ediyordu.

Yao Si, Dr. Wang’e doğru yürümeye başladı. Kalabalığın itiş kakışı arasında ilerlemeye çalışırken önlerindeki devasa gezegeni fark etti, ufkun yarısını kaplıyordu. Gezegen donuk, siyah bir renkteydi ve gezegeni ekvator gibi çevreleyen büyük bir çatlak vardı. Her yöne giden başka minik çatlaklar da vardı.

Kimi küçük yazılar ve tuhaf harfler gezegenin etrafında süzülüyordu. Dikkatle bakınca, Yao Si, üzerlerinde duran dev yarıküre şeklindeki optik kubbeyi fark etti. Gördüğü yazılar gezegeni çevreleyen saydam yüzeydeki açıklamalardı.

“Neden takmıyorsun şunu?” Doktor Yao Si’nin elinden cihazı alıp kulağının çevresine yerleştirdi. “Takmazsan, gezegen parçalandığında, parçaları birbirinden ayırt edemezsin.”

Yao Si, bir bip sesi duydu ve az önce anlayamadığı yazılar, aşina olduğu Çin alfabesine dönüştü. Gezegendeki çatlakta “Büyük Fizyon” ve anlayamadığı kimi istatistikler ve bilgiler yazılıydı.

Demek bu çeviri cihazının tek özelliği avcunda tutunca sözleri çevirmek değilmiş. Giydiğinde okuduğun yazıları da çevirebiliyormuş. Geleceğin teknolojisine ait olduğu barizdi...

Merakını yenemeyen Yao Si sordu, “Bu gezegene ne oldu?”

“Zamanı doldu.” dedi Dr. Wang umursamadan. “Milyarlarca yıllık var oluşunun sonuna geldi. Yıkılması sadece an meselesiydi.”

“Ah.”

Kimin aklına gelirdi, demek şu bahsi geçen gezegen imhası, gezegenin yok edilmesi demekmiş... Daha az önce Yao Si Ördek kanlı pudingi nasıl pişireceğini düşünüyordu ve şimdiyse bir gezegenin parçalanışına şahit oluyordu.

Bunca şeyi gördükten sonra Yao Si’nin “X yıl” sonrasına geldiği gerçeğini kabullenmesi gerekiyordu.

O sırada çatlaklarla dolu gezegen parçalanmaya devam ediyordu. Etraf birden sessizliğe büründü, herkes pür dikkat, saçılmaya başlayan parçaları izliyordu.

Kara küre, etrafa dağılan bir karahindiba gibiydi, milyonlarca parçaya ayrışıp her yöne dağılıyordu. Çatlakların arasından gün ışığı sızıyordu, binlerce altın ışık huzmesine bölünüyordu, yıkık ancak büyüleyici.

Gezegenin son buluşu yalnızca yarım saat sürdü. Bu sırada, karanlık gezegen etrafta süzülen bir enkaza dönüşmüştü.

“Gösteri bitti. Gel bakalım.” Dr. Wang, Yao Si’nin omzuna dokundu.

Yao Si izlediği şeyle sersemlemişti, kendini toparladı. Dönüp arkasına baktığında tahmin ettiği gibi herkes bir bir terk etmişti.

Kafasını salladı ve tam uzaklaşıyordu ki, sağından önündeki kırık taşlara yol alan yoğun beyaz bir ışık gördü. “Bu ne?”

“Uzay topu, galaksiyi temizlemek için kullanılıyor.”  Beyaz ışığa umursamaz bir bakış attı ve önlerindeki taş yığınını gösterip konuşmaya devam etti “Bu mini gezegen parçaları burada kalmamalı, uzay istasyonumuza zarar verirler.”

Açıklamanın sona ermesiyle birlikte beyaz ışık enkaza ulaştı ve tamamen kapladı. Az önceki taş parçaları beyaz ışığa çekiliyor ve yok oluyorlardı. Bir dakikadan kısa bir sürede taşların üçte biri yok olmuştu.

Yao Si iç çekti. Kocaman gezegen öylece yok olmuştu, yine de sanki bir şeyler olmalıymış gibiydi. Aklına her şeyin bir gün nihayete ereceğini getiriyordu bu durum. Her şeyi düşündü ve fark etti ki, evini çok özlemişti.

“Bir dakika Dr. Wang. Beni nereden bulduğunuzu sorabilir miyim?”

Komadan uyanalı zaman geçmişti. Konuşulan hiçbir şeyi anlayamadığı dünü saymazsak, iki gündür kafası karmakarışıktı. Kim uyanıp da kendini gelecekte bulacak olsa, olayları kavrayabilmek için zamana ihtiyaç duyacaktır. Daha dünyadan nasıl oldu da bu süper teknolojili uzay üssüne geldiğini bilmiyordu. Siyah saçlı bir vampir tarafından yeraltına gömüldüğünü oldukça iyi hatırlıyordu...

“Emin değilim.”dedi ve kafasını salladı. “Tek bildiğim arama ekiplerinin seni bulduğu”

“Ah.” Anlaşılan onu kurtaran kişiyi bulup sorması gerekiyordu. “Peki ya Dünya, Dünya’yı biliyor musunuz, çok uzak mıyız?”

“Dünya mı?” Doktor bocaladı.

“Evet.”

“Güneş Siteminin üçüncü gezegeni mi?”

“Evet, evet! Biliyor musunuz?” Doktorun biliyor olması iyiydi. Gerçi her şeyin yerli yerinde olup olmadığını merak etse de eve dönebilirdi belki de.

“Tabii ki biliyorum çünkü...” Doktor arkasını işaret etti “Az önce yok ettik.”

“...”

Ne?

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (6)

1294 puan
LepiFro1 hafta önce
Üye
İmhayı izlemesi zevkliydi (+_+)

255 puan
deden181 hafta önce
Üye
zaten farklı bir yeri yok etseniz şaşardım

255 puan
deden181 hafta önce
Üye
çeviri için teşekkürler

116 puan
OkuyucuS02 ay önce
Üye
5. Bölüm dünya yok oldu yazdım kenera

42 puan
AdelMyron2 ay önce
Üye
3 bölümde dünya yok oldu, kızın da sözde intikamı tarihe karıştı Emekleriniz için teşekkürler 💜

314 puan
musti2 ay önce
Üye
Ee yeni bölüm gelecek mi?

6 puan
CatinTranslaation2 ay önce
Çevirmen
@musti, her salı beş bölüm atabiliyorum : ) yani bu akşam beş bölüm daha atıyorum.

314 puan
musti2 ay önce
Üye
@CatinTranslaation, anladım öğrenmek istediğim buydu teşekkürler