POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Babam Galaksinin Yakışıklı Prensi Bölüm 7: Soyu Tehlikedeki Irk

Çeviri : CatInTranslation
Düzenleme : CatInTranslation
Okunma : 139
Tarih : 05 Eylül 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lu Ren tüm politik kariyerinin sona erdiğini hissetti. Hayır! Hatta aslında, tüm yaşamı sona ermişti. 

Bir Kan Yerlisini gücendirmişti, yeni doğan, erken evrelerindeki bir kan yerlisini! 

Kan Yerlisi ırkı ne miydi? Kayıtlı tarihin en başından beri var olmuşlardı. Galaktik Birlik, tarih boyunca ‘X’ kere yıkılıp ‘X’ kere de tekrar kurulmuştu. Bu süreçte her ırk kontrolü almış zamanla da sönüp gitmişti. Ancak öyle bir ırk vardı ki hiçbir şekilde gücünü yitirmemişti. 

Tüm galaksinin bildiği katiyen uğraşmaman gereken o ırk, ölmeyen Kan Yerlileriydi. Korkunçluklarının kaynağı ne sağlam fizikleri, ne doğa yasalarını alt üst eden iyileşme hızları, ne hepsinin sahip olduğu farklı farklı özel güçlerdi. Irklarının, asla var olmaması gereken bir özelliği vardı... Ölümsüzlük! 

Evet, ölümsüzlerdi! Yaraları ne kadar derin olsa da, kuantum toplarıyla atomlarına ayrılsalar da, gömüldüklerinde ya da suya batırıldıklarında birkaç on yıl içinde eski hallerine dönüyorlardı. Böyle bir varlık evrenin hata kodu gibi bir şeydi! 

Düşünün, ölmeyen bir varlıkla nasıl savaşabilirdiniz ki? İşte bu yüzden tüm galaksi ilk ve tek olarak ağız birliğine varmıştı: Kan yerlilerine bulaşmayın! 

Eğer bir kan yerlisini gücendirmekten daha kötü bir şey varsa, o da yeni doğan kan yerlisini gücendirmekti. Kan yerlisi popülasyonu büyük değildi, koca galakside sayıları birkaç milyonu geçmiyordu. Bu durum, tüm ırkta karakteristik bir özelliğe yol açmıştı; başka hiçbir şeyi önemsemeden, güçsüz olanlarını korumak. 

Genç bir kan yerlisi yanlış bir şey yaptıysa bile... Yapmamıştır. Başkasının suçudur! 

Lu Ren birkaç yüzyıl önceki bir olayı hatırladı. Biri yeni doğan bir kan yerlisine zarar vermişti ve tüm halkı, soykırım seviyesinde misillemeye uğramıştı. Önceleri gezegenin her yerinde görebileceğin ırktan geriye pek bir şey kalmamıştı, nesli tükenen ırklardan biriydi. 

Genetik test sonuçlarına bir kere daha baktı, kör edici “Kan Yerlisi” yazısını bir kere daha okudu ve kalbi umutsuzlukla doldu.  

Her şey bitmişti, bitmişti, artık tamamen ölü bir adamdı. 

Ne gezegen imha planı ne Galaktik Birliği ne sebebi ne ahlağı... Bunlar kan yerlilerinin gözünde bir bok değildi. Bir yeni doğanı gücendirmişti, bir kan yerlisi yeni doğanı! 

Ne yapmalıyım? Ne yapmalıyım? 

“Kızıl Gezegen ile iletişime geçtiniz mi?” Lu Ren kızgın tavadaki bir karınca gibi amaçsızca oradan oraya yürüyordu odada. 

“Komutanım, aynı soruyu otuz küsur kere sordunuz, bu sabah durumu bildirdik.” 

“Birilerini gönderdiler mi? Bir şey söylediler mi?” 

“Destek ekibi yola çıkmış, muhtemelen yakında burada olurlar.” 

“Peki ya Bayan Yao... Hayır, saygıdeğer Kan Yerlisi Hanımefendi? Her şeyi ayarladınız mı? Hiç yorum yaptı mı? Hoşnutsuz olduğu bir şey var mıymış? Herhangi bir şey söyledi mi, özellikle benimle alakalı?” 

“Komutanım...” Komutan yardımcısı uzunca bir nefes verdi ve sıkıntı içindeki adamı tuttu. “Sakin olun.” 

“Nasıl sakin olabilirim söyler misin?” Lu Ren ağlamak üzereydi. Yardımcı komutanın eline yapıştı ve dedi ki, “Wang, şansın varken yüzüme iyice bak. Yakında soyu tehlikedeki türlerden biri olacağım, zor görürsün beni.” 

Yardımcı komutan Wang’ın dudağı seğirdi. “Komutanım, biz aynı türdeniz.” 

“Ah doğru, doğru.” Lu Ren hazırlıksız yakalanmıştı ve yüz ifadesi çok daha sıkıntılı bir hale geldi. “O zaman artık ikimiz de soyu tükenmekte olan türdeniz.” 

Komutan yardımcısı Wang’ın dili tutulmuştu. Garip bir sessizliğe büründü ve ‘X’inci kere iç çekti. İşlerin böyle olacağını bilseniz, tutumunuz farklı olur muydu?  

“Komutanım, Bayan Yao’nun kimi mantıksız Kan Yerlilerinden olduğunu sanmıyorum. Birkaç gün öncesini unuttunuz mu, Dr. Wang ile arkadaş olmuş gibilerdi.” dedi. “Hem siz yalnızca işinizi yapıyordunuz. Eğer yanlış anlaşılmayı iyice açıklarsanız eminim anlayış gösterecektir.”

“Dediklerin doğru mu?” Lu Ren’in gözleri umut ışığıyla parıldadı. 

“Komutanım eğer hala endişeliyseniz, neden Bayan Yao ile bizzat görüşmüyorsunuz?” 

“Evet, evet!” Lu Ren sonunda kafası kesilmiş tavuk gibi etrafta gezmeyi bıraktı. Sonuca varmanın rahatlığıyla yüzü aydınlandı. “Burada durup zamanımı boşa harcayamam. Bir an önce gidip yağ çekmeliyim. Bu şekilde belki bir umut ırkımın kurtulma şansı olur.” 

Konuşmayı bitirir bitirmez kapıyı açıp, VIP odasına manyak gibi koşmaya başladı. Hareketleri, sanki, azıcık dahi yavaş olsa, her şeyin sonu gelirmiş gibiydi. 

Bu sırada, Yao Si VIP odaya yerleştirilmişti. “...” 

Her şey çok hızlı değişmişti. Olayları anlamlandırmak için zamana ihtiyacı vardı. 

Galaktik çağda, Kan Yerlileri’nin varlığı artık sır olmaktan çıkmış olmalıydı. Sosyal statüleriyse düşük olmasa gerekti. Muhtemelen, ırkını öğrenir öğrenmez, herkesin tavırlarındaki değişikliğin sebebi de buydu. 

Dünya üzerindeki kaçak yolcudan uzay üssünün saygın konuğuna yaptığı yükseliş... Çok hızlı olmuştu her şey. Revirdeki odasından bu sözde en yüksek standartlardaki VIP odasına aktarılmıştı. Yao Si ile ilgilenen kişiler Dr. Wang’dan, Dr. Wang’ın yönettiği bir grup kimseye yükseltilmişti. 

Kan Yerlilerinin gezegenini bilgilendirmişlerdi ve çok kısa sürede birilerini gönderip Yao Si’yi alacaklardı. 

Artık bir şey yapmak için parmağını bile kımıldatması gerekmiyordu. Her iş başkaları tarafından yapılıyordu. Herkes inanılmaz cana yakın oluvermişti. 

Ama bu... Bu çok fazlaydı! 

“Saygıdeğer Kan Yerlisi Hanımefendi.” Lu Ren’in ciddi yüzü aniden krizanteme* dönüşmüştü. Bir bardak kırmızı sıvıyı uzatırken gülümsemesi oldukça büyüktü. “B Galaksisi Z Bölgesindeki galaktik canavardan taze toplanmış kan. Yüzde yüz organik ve kirlilikten arındırılmış. Işık hızından yüksek hızda solucan delikleriyle nakliye edildi. Damak tadınıza uygun mudur?” 

“Eee, teşekkürler!” 

Yao Si fincanı eline aldı. Bardaktaki sıvı yakut gibi parıldıyordu, kokusu ördek kanıyla yarışır lezzetteydi. Buna rağmen Yao Si’nin iştahı yoktu çünkü soy ismi Lu olan komutanın getirdiği otuz yedinci içecekti. 

Ne kadar lezzetli olursa olsun, midesi sonuna kadar doluydu. 

Neden komutanın aniden manyak gibi davrandığını da bilmiyordu. Üç saat önce hiçbir haber vermeden yanında belirmişti ve hizmetçi gibi etrafta işleniyordu. Bu duruma itiraz bile edemiyordu. İtiraz etmeye kalksa, hayattan hiçbir beklentisi kalmamış yaşlı bir adam gibi, oracıkta ağlamaya başlıyordu. 

Yao Si bir süre önce, farkında olmadan acıktığını belirtmişti. Çeşit çeşit yiyecekler getirilmişti önüne. Sanki en ufak bir hoşnutsuzluğu, Lu Ren’in hayatına mal olacakmış gibi davranıyordu. Adam aniden o kadar konuksever olmuştu ki, Yao Si, önceki resmi, acımasız adamla aynı kişi olduğuna inanmakta güçlük çekiyordu. 

“Sorun nedir, Saygıdeğer Kan Yerlisi Hanımefendi?” Yao Si’nin içmediğini gören Lu Ren’in sinirleri gerilmişti. Soluğu sıkıntıyla daralmıştı. “Yiyeceğiniz yoksa... Damak tadınıza uymadı mı?” 

Yaşlarla dolmak üzere olan yıllanmış gözlerine baktığında, Yao Si’nin büyüğüne saygı göstermekten başka seçeneği var mıydı? Söylemek istediklerini yuttu ve bardaktan bir yudum aldı. “Tam tersine, leziz.” 

“Harika, mükemmel...” Lu Ren sonunda rahat bir nefes aldı. Az önceki krizantem benzeri gülümsemesiyle, “Madem hoşunuza gitti, hemen W Gezegeniyle iletişime geçip en iyi mahsulleri adınıza ayırttırayım. Umarım 333 Numaralı Uzay İstasyonumuzdaki istirahatinizden keyif almışsınızdır, memnuniyetiniz görevimizdir. 

Gülümsemesi gittikçe büyüyordu. Yao Si’ye göre satış asistanı ile Lu Ren arasında tek cümlelik bir fark kalmıştı. - Lütfen hakkımızda iyi bir yorum bırak tatlım!- 

“Kan Yerlileri size olumlu yorumlarda bulunursa komisyon falan mı alıyorsunuz?” Merakını bastıramayıp soruvermişti. 

“...” Lu Ren bir anlığına donup kaldı, birkaç saniye sonraysa kendini toparlayıp bir gülümsemeyle cevap verdi. “Ah şaka yapıyor olmalısınız, sizin gibi güzide bir kan yerlisiyle tanışmak benim için bir onur, hepsi bu.” 

“Oh...” Elindeki bardakta parmağını gezdirdi ve söyleyiverdi “Bir konuda benim yardımıma ihtiyacınız var gibi gelmişti.” 

Yanılmış mıydı? Bir komutanın etrafında bunca süre koruyup kollamasının ve dolanmasının sebebi, hayranı olması mıydı yani? 

“Aslında küçük bir durum vardı...” Lu Ren dişlerini sıkıp ağzındaki baklayı çıkarmaya karar vermişti. “Sizden bir ricam olacaktı.” 

Doğru tahmin etmişti. Bir şey isteyecekti! 

“Konu nedir?” 

“Aramızda bir süre önce gerçekleşmiş küçük anlaşmazlıkla alakalı...” Lu Ren diken üstündeydi, Yao Si’nin yüz ifadesini tarttı ve dikkatlice sözlerine devam etti, “Bir uzay istasyonu olarak bizim de kimi görevlerimiz var ve sizi izinsiz giriş yapan biri sandık.” 

“Şu mesele!” Hatırlatılmamış olsa Yao Si çoktan unutmuştu. 

“Evet!” Lu Ren’in yüz ifadesi iyice gerilmişti. “Galaksi oldukça büyük, bizimki gibi küçük bir uzay istasyonunun sizin gibi güzide bir kan yerlisiyle karşılaşma ihtimali çok düşük. Bir kan yerlisinin gezegen imhası için seçilen bir gezegende uyku komasına girdiği bize bildirilmemişti, tüm yanlış anlaşılmanın asıl sebebi bu.” 

“Evet." Yaşananların hepsi altı üstü yanlış anlaşılmaydı, lafını tekrardan açmanın ne anlamı vardı? “Ee?

“Yani diyordum ki...” İleri bir adım attı. “Hiç yaşanmamış gibi davranabilir miyiz?” 

Bunca saattir epilepsi krizine girmiş gibi acı içinde etrafında dolanmasının sebebi olayları kan yerlilerine şikayet etmesi miydi yani! Suçlayıp suçlamamasının böyle büyük bir etkisi var mıydı ki? 

Yao Si diplomatik ilişkilerden hiç anlamazdı ama Lu Ren’in yüzündeki aceleci ifadeyi görünce... Belki de kan yerlilerine yapılan en ufak bir haksızlık büyük bir sorundu. Ne olursa olsun, olay özünde yanlış anlaşılmaydı, Yao Si’nin de öyle alındığı falan yoktu o yüzden kafasını salladı. 

“Endişelenmeyin komutanım, tabii ki...” 

Yao Si daha cümlesini bitiremeden soğuk bir ses yarıda kesti.

“Tabii ki de hesap sorulacaktır."

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

*Krizantemi Çinliler internet argosunda anüs yerine kullanıyorlarmış. Önceki bölümlerde Li Zheng'in suratını da krizanteme benzetmişti.


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (2)

106 puan
OkuyucuS01 hafta önce
Üye
Lu ren söylemediyse ırk gitti demektir

23 puan
AdelMyron2 hafta önce
Üye
Emekleriniz için teşekkürler 💜