POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
En Güçlü Sistem Oku
En Güçlü Sistem
Bir Grup Çöp Gelin Vurun Bana

Babam Galaksinin Yakışıklı Prensi Bölüm 9: Oburların Galaksi Günlüğü

Çeviri : CatInTranslation
Düzenleme : CatInTranslation
Okunma : 373
Tarih : 05 Eylül 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Yao Si, Yan Xuan tarafından kan yerlileri tarihi hakkında yoğun bir programa alınmıştı.

Aynı Yao Si’nin tahmin ettiği gibiydi, galaksideki kan yerlilerinin kökeni dünyaya dayanıyordu. Kendileri istemedikçe ya da kendi ırklarından biri tarafından katledilmedikçe sonsuza dek yaşıyorlardı, ölümsüzlerdi yani.

Ancak evrende her şey adildi. Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, kan yerlilerinin doğal yollardan çocukları olmuyordu. Genetik bilgilerini aktarmanın tek yolu ilk ısırıklarıydı. Bu yöntemle diğer ırkları kan yerlisine dönüştürebiliyorlardı. Maalesef galakside kan yerlilerinin kanına dayanıklı, dönüşümden sonra hayatta kalabilecek hiçbir ırk yoktu.

Daha doğrusu, kan yerlileriyle aynı gezegeni paylaşan ‘Mavi Gezegen Halkı’ haricinde hiçbir ırk yoktu. Mavi Gezegen’in üreme hızı düşünüldüğünde, kan yerlilerinin nüfus konusunda endişelenmelerine gerek yoktu. Mavi Gezegen halkının kan yerlilerinin varlığından haberleri olmasa da iki ırk, aralarında ilginç bir düzen kurmuştu. Bu anlatılanlar Yao Si’nin de bir zamanlar yaşadığı, Julyen takvimi dönemi -ya da galakside bilinen adıyla tarih öncesi çağlarda- yaşanmıştı.

Kan yerlileri, soylarının devamı için; sıklıkla yaşanan iç çatışmalarda dahi, narin mavi gezegen halkını korumak ve asla varlıklarını açıklamamak konusunda anlaşmışlardı.

Kan yerlileri korumaya ne kadar önem verse de, Mavi Gezegen halkını kovalayan ölümü önleyemeyeceklerdi.

Çünkü kıyamet günü yaklaşıyordu!

Aynı filmlerdeki gibi insanlar inanılmaz yüksek hızda çoğalma yeteneğine sahip özel bir virüs geliştirmişlerdi ve çok geniş bir alanı etki altına alıyordu. Neredeyse tek bir gecede, insan ırkının yüzde ellisine virüs yerleşmişti.

Ancak, filmlerden farklı olarak virüsle enfekte olan insanlar zombi falan olmuyorlardı. Kısa sürede ölüp virüsler için üreme alanına dönüşüyorlardı. Ve bu virüsün etki alanı yalnızca insanlar da değildi. Tüm hayvanlar, bitkiler ölmüştü. Su kaynakları tamamen kirlenmişti.

Bu aşamada, virüse bağışıklığı olan ölümsüz kan yerlileri dışında, virüs mavi gezegenin her noktasına yayılmıştı. Mavi gezegende hayatta kalanları kurtarabilmek için, kan yerlilerinin başkanı varlıklarını açığa çıkarma kararı almıştı. Yapılan görüşmelerden sonra, mavi gezegen halkı, ilk ısırıkla kan yerlisine dönüşmek için oldukça heveslilerdi.

Artık safi Mavi Gezegen halkından tek bir birey kalmamıştı.

Ancak maalesef daha sorunları bitmemişti. Yeniyle dönüştürülmüş Mavi Gezegen halkı daha şaşkınlıklarını üzerlerinden atamadan, uzaylı saldırısına uğramışlardı. “Zerg” donanması, galaksinin kanser ırkı, pilotlarının görevdeyken yolunu kaybetmesi sonucu, aniden Dünya’ya inmişlerdi ve Dünya’yı sömürge yapmak istediklerini ilan etmişlerdi.

Dünya artık kraterlerle kaplıydı ve büyük hasar almıştı, kan yerlilerine yiyecek sağlayamıyordu. Uyku komasına girmek üzere olan kan yerlilerinin, Zerglerin sömürge duyurusunu duyduklarında akıllarında tek bir düşünce vardı.

Yok artık, kimin aklına böyle bir fırsatla karşılaşacakları gelirdi. Gerçek olamayacak kadar mükemmeldi! Kapılarına yemek teslimatı gelmişti!

Zerglerin nesi eksikti? Onların da damarlarında kan dolanmıyor muydu? Tatları biraz garip olsa da kan yerlisi nüfusunun çoğunluğu Doğuluydu. Zerg kanını pişirmek için yüzlerce yol bulmuşlardı.

Açlıktan gözlerinin önünde yıldızlar uçuşan kan yerlileri, salyalarını akıtarak, büyük bir hevesle işgalcilerle savaşmaya başladılar.

Zergler, galaksideki dövüş kabiliyeti en yüksek ırktı. SSS seviye olarak geçiyordu. Hızlı üreme yetenekleriyle galaksinin yarısını çekirgeler gibi talan etmişlerdi. Zayıf görünümlü, acınası küçüklükteki bu ırkı pek de umursamamışlardı başta. Gönderdikleri Zerglerin, dönmeyi bırak, cesetlerini dahi bulamayıncaya kadardı bu vurdumduymazlıkları...

Tehlikeyi fark eden zergler, tüm birlikleriyle saldırıya geçince korkuyla gerçeği gördüler.

Siktir, bunlar ölmüyor!

Siktir, bunlar bizi canlı ele geçirmek istiyor!

Siktir, bunlar bizim cesetlerimizi bile pişiriyorlar!

Çok vahşi, çok kanlı, çok ürkünç, çok korkunçtu!

Böcekler dehşete düşmüş titriyorlardı. Askeri güçlerinin onda dokuzunu kaybettikten sonra, uzay gemilerini arkada bırakıp başlarını eğmişlerdi. Acil durum kapsülleriyle gezegenlerine dönmüşlerdi.

Karınları tok kan yerlileri kaçanların ardından bir mesaj yolladılar. “Sık sık uğrayın da oynayalım!”

Ancak Zerglerin ayrılışlarından sonra olaylar ‘sonsuza dek mutlu yaşadılar’ diye bitmiyordu maalesef, çünkü Zerglere virüs bulaşmıştı. Evet, kıyamet günü virüsü. Virüsün Mavi Gezegen Halkında gösterdiği yıkıca etkiye karşın, Zerglerde bu virüsün etkileri pozitifti.

Evrim geçirmişlerdi! Zaten kaslı olan vücutları iyice gelişmiş ve boyutları sayısız kere büyümüştü. Kabukları öncekinden çok daha sertti, artık çok daha cesurlardı. Önceleri üç S olan seviyeleri, aniden üç S+ olmuştu.

Böcekler ve ahbapları mutluluktan dört köşeydi, hemen Dünya’ya dönüp daha fazla evrilmeye karar verdiler.

Zerglerin ilk planı, ne olursa olsun, Dünya’yı ele geçirmelilerdi. Ancak, kısa süre sonra, üç S+ olsalar da, mucizevi iyileşme yeteneği ve abartılı özel güçleri olan bu ırkla karşılaştırıldıklarında küçük patatesler gibi olduklarını anladılar. En ufak bir kazanma şansları yoktu. Dünya’ya inen her Zerg ya ölüydü ya da ağır yaralıydı. Düşmanınsa tek bir kaybı yoktu. Hiçbir şey olmamış gibi etrafta koşup zıplıyorlardı.

Buna savaş denemezdi. Bu bir katliamdı!

Dünya’ya yapılan işgal bir yere varmayacaktı. Böcekler hemen bu manasız intihar girişimini durdurma kararı aldılar. Yine de evrilme şansını ellerinden kaçırmak istemiyorlardı. Bu yüzden, bölükler halinde Dünya’ya sızmaya karar verdiler. Virüs vücutlarına bulaşıp evrilme süreci tamamlanınca gezegenlerine dönüyorlardı.

Zaman zaman yakalanmalarına rağmen, verdikleri kayıp büyük ölçüde azalmıştı.

Zergler kitleler halinde evriliyordu...

Maalesef bu sebeple, galaksideki diğer ırklar makus bir talihle boğuşuyorlardı. Zerglerin geçirdiği hızlı evrim, diğer ırklara tepki verecek süreyi tanımamıştı. Aniden herkes tehlikedeydi, herkes korku içindeydi. Tüm Galaksi böceklerin gölgesi altındaydı, neredeyse karanlık bir çağ başlıyordu.

Bu durum bir süre devam etti, ta ki...

Kan yerlileri Zerg kanından sıkılmaya başlayana kadar. Zerglerden yapılacak yüz sekiz farklı yemek keşfetmişlerdi.

İyice doyan kan yerlileri aniden etraflarının farkına vardı.

“Ne?”

Bir sürü böceğin uzay gemisi var elimizde. (⊙v⊙)

Ney?

Bu uzay gemisinin kontrol paneli çok da karmaşık değil sanki. (⊙ o ⊙)

Aa?

Acaba galakside böcek dışında başka yiyecek var mıydı? O(∩_∩)O

Yoksaa?

Diğer yiyecekler de lezzetli miydi? (+﹃+)

Ve böylece...

Kan yerlileri resmen yemek arayı... Daha doğrusu galaktik çağa giriş yapmışlardı. Kendi gezegenlerini terk edip keşfe -yiyecek toplamaya- başladılar.

Ancak bu arayışta, hemen her gezegende zeki varlıklarla ve zerg varlığıyla karşılaştılar. Belki Dünya’da edindikleri alışkanlıklardan dolayı, Zergleri görür görmez ilk tepkileri... Yakalayıp yemek olmuştu.

Sonuçta bilmedikleri bir ortama girmişlerdi ve tanıdık yiyecekler onlara bilindik bir sıcaklık sağlıyordu.

Böylece bir yandan galakside yeni yiyecekler keşfederken bir yandan da böcek avlıyorlardı. Yüz yıldan daha kısa bir sürede, galaksinin yarısındaki Zerg varlığının kökünü kazımışlardı. Elleri değmişken Zerglerin ana gezegenine gidip hiç zorlanmadan silip süpürmüşlerdi. Bir başlarına, absürt bir şekilde, galaksinin karanlık çağına noktayı koymuşlardı.

Zerglere ne olduğuysa... Artık sadece müzelerde görebilirdiniz.

╮(╯▽╰)╭

“Doğrusu, uzun süre önce, Büyük Savaş’ta yer alan bir kan yerlisiyle konuşmuştum. Zerglerin ana gezegenlerine ilk indiklerinde tüm ırkı yok etmeyi planlamıyorlarmış.

Şöyle bir etrafa bakıp, Zergler haricinde herhangi bir ırk var mıymış kontrol edeceklermiş. Beklemedikleri şeyse...” —kolundaki optik bilgisayardan, e-kitabı kapattı ve soluğunu verdi— “Olmadığıydı!”

Yao Si’nin dudağının kenarı seğirdi. Zaten büyük bir katliam yaşamışlardı, biraz olsun itibarları kalsa ne olurdu sanki? İsimlerine iyice bok atmadan rahat edemediniz mi!

Resmen bir avuç oburun yol açtığı galaktik bir soykırımdı!

“Minik bebeğim.” Yan Xuan’ın yüzünde sıcak bir gülümseme vardı. “Amcanın hikayesi nasıldı, hoşuna gitti mi?”

Bana bebek demeyi bırakırsan, arkadaş olabiliriz!

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu



Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (5)

1294 puan
LepiFro1 hafta önce
Üye
Bir sürü böceğin uzay gemisi var elimizde (o_O) :D sjsjssjjdj

255 puan
deden181 hafta önce
Üye
çeviri için teşekkürler

116 puan
OkuyucuS02 ay önce
Üye
Hımm zombie + vampir + ghoul =_~ kan yerlisi bide domuz tanri yida katarsak tam uyuyo

42 puan
AdelMyron2 ay önce
Üye
Allahım kdkdkdjdkdk ne geldiyse başımıza açlıktan gelmiş Emekleriniz için teşekkürler 💜

314 puan
musti2 ay önce
Üye
Haha nice