POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 100: Pasif Yetenek Görevi

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 51
Tarih : 23 Temmuz 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Nazik davetiniz için çok teşekkür ederim ama kalan iki görevimizi yapmak için ayrılmamız gerekiyor!”

Jennifer’ in yanına oturunca zaman su gibi akmıştı, aksi gibi herkes yerken kız elini sürmeyince ben de ayıp olmasın diye yiyemedim. Karnım zil çalıyor, taşı duvarı kemireceğim o kadar.

“Bu durum seni yanıltmasın, surların dışına çıktığınızda kimse gözünüzün yaşına bakmayacak. Misillemeye karşı hazır olun!”

Odaya adım attığımızdan beri sessizce köşesinde bekleyen gümüş saçlı genç çocuk çıkmak üzereyken konuştu.

“Bizim adımız Akıncılar, bunun ne anlama geldiğini öğrenmek isteyen olursa kendileri bilir!”

Altta kalır mıyım, verdim dumanı, verdim sisi. Şükrücük gevşek gevşek sırıtıyor, boşta kalan eliyle de sırtımı sıvazlıyordu.

“Konuş aslanım konuş!”

Çıkışım hoşuna gitti tankımızın, karnı tok, sırtı pekti, midesi sırtına yapışmış Max’i düşünen mi var.

“Max, bunu sana hazırladım. Yemeklerden hiç almadın, yanında bulunsun!”

Hoş bir ses tüm patırtıların içinden sıyrılıp kulağıma geldi, ayaklarım kendi kendine oraya doğru ilerledi.

“Çok teşekkür ederim, umarım yeniden görüşürüz!”

Hoş kokuyu ciğerime çekip aramı döndüm, arada gümüş saçın nefret dolu bakışları gözümden kaçmadı.

İçimden, yazdım seni oğlum diyerek odadan çıkıp hanı terk ettik, kendimizi sokağa attığımız gibi yeni hedefimizi belirlemiştim.

“Elimizde hiç iksir yok, neden gidip biraz almıyoruz?”

Parti arkadaşlarımda aynı fikirdeydi, kasabanın içindeki taş dizili yollarında ilerleyip merkez alandaki Pazar yerine vardık.

Küçük iki katlı binalarla çevrelenmişti burası, sanki büyük bir Başlangıç Köyü meydanıydı. Silah ve zırh satan dükkânlara girdik ama sonuç hayal kırıklığı, 15. Seviye standart eşyalar var. Resmen yalandan açılmış bu yerler, sadece eşya satmaya yarıyorlar galiba.

“Merhaba, iksirlerinizden satın almak istiyoruz?”

Henüz kasabaya yeni geldik ve önceki deneyimlerden dolayı satıcılarla inatlaşılmaması gerektiğini öğrenmiştim.

“Hoş geldiniz, hangi çeşitten istiyorsunuz?”

“İlk alışverişimiz olacak, hangi çeşitler elinizde mevcut?”

“Kısaca anlatayım sizlere, Hayat Puanı, Büyüsel Enerji Puanı, Enerji Puanı ve Düşmüşlerin Kötü Etkilerini Silen iksirlerimiz mevcut!”

Başlangıç köyündeki en büyük problem etraftaki mobların verdiği etkilere karşı savaşmaktı ama burada onun içinde bir iksir markette yerini almıştı.

“Rimel, sana rakip çıkmış!”

Şükrücük şifacımıza şaka yollu takıldı, ilk duyduğunda genç kızda epey şaşırmıştı.

“Fiyatları öğrenebilir miyim?”

“Hp iksirleri içildiği an %30 oranında yenilenme sağlar ve fiyatı 400 altındır!”

“Büyüsel enerji iksiri içildiği an %30 oranında yenilenme sağlar ve fiyatı 400 altındır!”

“Enerji iksiri içildiği an %30 oranında yenilenme sağlar ve fiyatı 400 altındır!”

“Arındırma İksiri içildiği an kullanıcının üzerindeki tüm etkileri silerek, bir dakikalık bağışıklık etkisi kazandırır. Fiyatı 1500 altındır!”

Dört yüze sabitlemiş geliyorken birden 1500 oluna gözler ister istemez Rimel’e çevrildi, valla kızın yeteneğini köy çeşmesi gibi kullanmışız.

“Şükrücük abi, rakipleri tercih etmek ister misin?”

Tankımız alaca bulaca oldu, Rimel’ in bu sözlerini hiç beklemiyordu.

“Değil iksir, kim olursa olsun senin eline su dökemez kızım!”

İyi kıvırdı bizimki, şifacı ve tank ayrılmaz ikili olarak birbirlerini ara sıra idare etmeyi bilmeliydi.

“Şu an bir şey alamayacağız, iyi günler!”

Kibarca veda ettikten sonra bir şeyi fark ettim, buradaki satıcılar da saldırgan değiller. Normal birer esnafmış gibi kibar ve sakin takılıyorlar.

Fiyatları görüp enseyi karartmaya gerek yoktu, kafaları kaldırıp meydanda dolaşmaya devam ettik ve çok ilginç bir yer bulduk.

“Pasif Yetenek Görev Dükkânı!”

Partide bir tek benim pasif yeteneğim vardı ve bunun ne kadar çok işe yaradığını birinci elden biliyordum. İçeri apar topar girdikten sonra, tezgâhta bekleyen adama hönkürerek seslendim.

“Merhaba, pasif yetenek görev almak istiyoruz!”

Hafif yan dönmüş, elindeki kocaman somun ekmeği ısıran adam beni görünce epey şaşırdı, sonra yavaşça kendini düzelterek konuştu.

“Ne kadar güzel, ne kadar güzel!”

“Hangi sınıf için istiyorsunuz?”

Bir de bu vardı değil mi?

“Öncelikle görevleri öğrenebilir miyiz?”

“Ah siz acemiler, hiçbir şey bilmeden daldınız içeri değil mi?”

Adamın tavrı tamamen değişti, bıraktığı ekmeği yeniden eline alıp koca bir ısırık izi bıraktı üzerinde.

“Pasif yetenek için gereksinimleri söylüyorum iyi dinleyin; görevi alabilmek için 5000 altınlık bir ödeme yapmanız lazım ve on gün içinde tamamlanması gerekiyor!”

Elinden biri alacakmış gibi girişti yeniden ekmeğe, bu sıcakta helvalı yaptırmış bir de obur.

“Bu gereken para, şimdi diğer konuları konuşabilir miyiz?”

Tamam, yemek masasında otlakçılık yaptık, tamam iksirlere para vermek gereksiz geldi ama bu cebimizde para olmadığının değil sadece tutumlu olduğumuzun göstergesiydi.

“Oooo!”

Bir büyük kese altını görünce kafasını kaldırıp, ilk defa düzgünce bize baktı.

“Vay, demek anons edilen parti sizsiniz, gerçekten dedikodulardaki gibi dört kişiymişsiniz!”

Bu muhabbette sıkmaya başladı, hepiniz yetersizseniz bizim suçumuz ne? Altı kişi beceremediğiniz işi dört kişi hallettik, dört kişisiniz derken ki o bakışları bir daha görürsem yakacağım gemileri.

“Vaktimiz sınırlı, tank görevi için gereken koşulları öğrenebilir miyiz?”

“Haklısın, hemen söyleyim. Aslında çok da zor değil, tankın Düşmüşlerden bir milyon darbe alması lazım. Karşılık vermek yok ama yoksa saymaz!”

O an bizimkinin yüzünde renk attı, bir milyon darbe diyor ve karşılık vermek yok, on günde süresi var görevin. Neden burasının sinek avladığı belli oldu, herkes görev yapmanın derdindeyken böyle zorlayıcı bir mücadeleye girmek istemiyorlar sanırım.

“Ne oldu, bir suskunlaştınız?”

Tezgâhtaki pisboğaz helva ekmeğe yumulacaktı ki lafa girdim.

“Şifacı görevinin gerekliliklerini öğrenmek istiyorum?”

“Önce parayı göreyim!”

Hem obur, hem esnaf çıktı herif, çaresiz bir 5000 altın daha çıkardım heybeden.

“Bu da çok basit, 1 milyon defa yetenek kullanımı gerekiyor!”

“İkisini de alıyoruz!”

Sırtını yasladığı koltuktan kıçına nişadır sürülmüş gibi zıpladı herifçioğlu, pardösü düğmesi gibi olan kocaman gözleri iyice açıldı.

“Emin misin?”

Soruyu sorarken kekeliyordu

“Aslında değilim!”

Kısa cevabımdan sonra yüzü düştü ama bu sadece bir saniye sürdü.

“Toraman, sen de görev alacak mısın?”

Aynı anda üç üyemize birden görev alabileceğimizi öğrenince kalktığı yere adeta yığıldı bizim pisboğaz, helvalı ekmek boynu bükük ona bakıyordu. Ben ona dalmışken, Toraman’ın sesi kulağımda çınladı.

“Önce soruma cevap vermen lazım!

“Ne soracaksın?”

Görev alacak mısının cevabı ya evet ya hayır olur ama Toraman’ın başka bir düşüncesi vardı.

“Pasif yeteneğin açılmadan önce nasıl hissediyordun, böyle elini uzatsan tutacağın bir şey var ama sanki ince bir perde nedeniyle alamıyorsun gibi miydi?”

“Tam olarak öyleydi!”

Genç irisi benim güvenlik görevlileriyle savaştıktan sonraki durumumu yaşıyordu, kendiliğinden bir pasif yeteneği açılmak üzereydi.

“Ne dedin sen, bir daha söylesene!”

Bu sefer tezgâhtan fırlayıp yanıma geldi satıcı, heyecandan elime yapıştı.

“Neyi ne dedim!”

“Pasif yeteneğin açılmadan öne diye sordu ve sen cevap verdin?”

“Eee ne var bunda?”

“Senin görev yapmadan elde ettiğin bir pasif yeteneğin mi var?”

“Dur, heyecan yapma. Evet var!”

Herif masaj koltuğu gibi titremeye başladı bu anlarda.

“Göster bana!”

Seriyi güncelden takip etmek için - novelturkiye.com

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

....


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)