POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 104: Zoraki Seçim

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 74
Tarih : 30 Temmuz 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Akıncılar Partisi, iksir dükkânımıza hoş geldiniz?”

Satıcı aynı yerde ve tam olarak aynı ses tonuyla karşıladı bizi, gerçekten Avcılar Kasabası ile Başlangıç Köyü arasında büyük fark var.

“Yüklü miktarda iksir satın almak istiyoruz!”

Durum seni bir noktaya sürüklediyse gereğini yapmak gerekir, kesenin ağzını açacağız artık.

“Ne kadarlık bir alım düşünüyorsunuz?”

“Toplam 60.000 altınlık iksir alacağız”

Sözler ağzımdan çıkınca tezgâhtar kadının suratı bir gitti geldi. Şaşıran sadece o değildi, partimizin yeni üyesi Elenora’ da öksürmeye başladı.

“İndirim alma şansımız var mı?”

Anlaşılan epey cesur bir hareketti yaptığım, fırsat bu fırsat birkaç fazla iksir koparsam ne çıkardı.

“Bir dakika!”

Satıcı bizi dükkânda bırakıp kapıdan hızlıca çıktı, ne oluyor diyemeden de aynı hızla geri geldi.

“Esnaf birliğimiz 50.000 altın üstü alışverişlerinizde sizlere %10 luk bir indirim uygulama kararı almıştır.”

Başlangıç Köyü üzerinde aldığımız ıskontonun yanında lafa edilmeyecek olsa da, hiç yoktan iyiydi.

“166 adet iksirinizi hangi çeşitlerden oluşturmak istiyorsunuz?”

“Arındırma iksirine ihtiyaç duymuyoruz, kalan dört iksir çeşidine eşit olarak bölün lütfen!”

Alışveriş çok hızlı oldu, aldığımız iksirleri Rimel ve Elenora öncelikli olarak dağıttık. Onlara biraz daha fazla verirken, üç kişi kalanları paylaştık.

“Sıra sana ekipman almakta, silahın olduğu için sadece ekipman dükkânına gitmemiz yeterli olacaktır?”

İksir dükkânının kapısından çıkıp ilerlerken Elenora’nın geride kaldığını fark ettim, orta yaşlı kadının gözlerinden süzülen yaşlar yanaklarından aşağı düşüyordu.

“Abla ne oldu?”

Rimel hemen öne fırladı, hepimiz olayın farkındaydık ama söz birliği etmişçesine sesimizi çıkarmadan yürümeye devam ettik.

Zırh satılan dükkâna vardığımızda satıcı kibar bir şekilde bizi karşıladı, 10.000 altında buraya bıraktıktan sonra işlem tamamdı.

“Son bir yer kaldı, oraya da uğradıktan sonra odamıza dönüp planımızı yapabiliriz!”

Gideceğimiz son yer tabii ki Pasif Yetenek mağazasından başka bir yer değildi, Elenora partinin bir parçası olduğundan beri, ona da bir pasif yetenek görevi almak icap ederdi.

“Vay vay vay, kimleri görüyorum. Aranan adamlar bu fakirin dükkânına gelmiş!”

Varilden hallice görünen satıcı, kurulduğu koltuğundan bizi selamladı. Onca satıcının arasında herhalde bir tek bu herifin ağzı bozuktu. Elinde yine kocaman bir ekmek vardı, arasından görülen akışkan beyaz peynir ve kırmızı salçanın bazıları ağzının kenarlarından da merhaba diyordu.

“Afiyet olsun, yeni üyemiz için Pasif Yetenek görevi almak istiyoruz!”

Masadaki gazete kâğıdının üzerine bıraktığı rızkına son bir defa bakıp ayağa kalktı bizimki, kıçından düştü düşecek pantolonunu toplayarak yürüyordu.

“Hangi sınıfa ait görevi alacaksın?”

Yeni üyemiz şaşkın ördek yavrusu gibi davranıyordu bu sıralar, harcadığımız paradan mı yoksa rahat hareket tarzımızdan mı bilinmez tutuktu biraz.

“Büyücü!”

Tek kelime ağzından zar zor çıktı, bu sefer biz şaşırmıştık.

“Max velet, sende şeytan tüyü var. Şaman, şifacı ve büyücü olan bir partiye sahip olmak için nasıl bir iyilik yapmış olman lazım tahmin edemiyorum!”

Ağız dolusu konuşup, yarı övüp yarı gömdü yine tostoparlak adam. Eliyle para işareti yaparak yerine doğru geçti, ardından 5.000 altını tezgâhın üstüne koyuverdim.

“Görevin bir milyon Düşmüş öldürmek, bunu 10 gün içinde başarman gerekiyor!”

“Kolay gelsin!”

Milyondan aşağı tarifede yok yani, gelene geçene yapıştırıyor bir milyonu.

“Max, bu kadar iksir aldığına göre şehirde kalmayı planlamıyorsun galiba?”

Herif oturduğu yerde ekmek arası götürerek her şeyden haberdar oluyor, saygı mı duysam sinir mi olsam bilemedim.

“Evet, pasif görevlere yoğunlaşıp seviye atlamaya çalışacağız!”

Kabaca planım buydu, her gün görev alıp vermeye şehre gelmek istersek, zamanın çoğu diğer insanlarla savaşmakla geçecekti.

“Güzel fikir ama biraz eksik. Sana tavsiyem, Acı Evi görevlerinin hepsini alman olacak. Yeterli paran varsa paket halinde alıp, on gün sonra teslim edebiliyorsun bildiğim kadarıyla!”

Şimdi işler tamamen değişti, şu meşhur Acı Evi görevini almamızı tavsiye eden tombul adamın yüzü hiç dalga geçiyormuş gibi görünmüyor.

“Tavsiye için teşekkür ederim, bunu aklımda tutacağım!”

Hava yavaştan kararmaya başladığında odamıza geri döndük, boş iki yataktan birini alan Elenora hemen yatıp uyumuştu ama benim aklımda türlü olasılıklar birbirini kovalıyordu.

“Amma çok düşündün be, ne olacaksa olacak!”

İçimin sıkıntısı dışıma da yansıyordu muhakkak, iyice daralan Şükrücük omuzuma vurarak yanıma oturdu.

“Götüre iş almadık ya, zamanımız bol. İçinden nasıl geliyorsa öyle karar ver, üstesinden geliriz korkma!”

Her zaman panik duygumu tetikleyen tankımız, belki de ilk defa gerçekten beni sakinleştirmişti. Derin bir nefesi ciğerime çekip sertçe geri bıraktım, doğru ya cehennemdeyiz bu neyin acelesi?

“Ben önce 100 Görev Han’ına gidip şu görevi alacağım, ardından biraz etrafı kolaçan edip Pasif Görevi yapmak için kasabadan dışarı kaçmanın yolunu arayacağım!”

Hemen yan binada bulunan hana girdiğimde içerisi silme doluydu, masaların arasından yürürken çok çeşitli bakışlara maruz kaldım.

Nefret, öfke, acıma ve sanki yokmuşum gibi bakan gözlere temas ederek görev bankosuna geldim.

“Erken görev almak istiyorum!”

Sesimle beraber herkesin dikkati bulunduğum yere yöneldi, bunu benim gibi tezgâhtaki kızda fark etmişti. Elini savurarak şeffaf bir bariyerin ikimizi sarmasını sağladı, o an dış dünyadan gelen tüm sesler kesildi.

“Artık kimse bizi dinleyemez, hangi görevleri istiyorsunuz?”

Demek böyle bir yeteneği vardı güzel kızın, bu han gerçekten özel bir yer.

“Acı Evi’ne ait tüm görevleri almak istiyorum!”

“Emin misiniz?”

Tavrında şaşkınlık yoktu sadece yanlış duymadığını teyit etmek istemişti.

“Evet!”

“Biraz bekleyin, bu hanımım verebileceği bir karar!”

Genç kız arkasındaki kapıyı açarak uzaklaştı. Yaklaşık beş dakika sonra, kasabaya ilk geldiğimizde bizi hanın kapısında karşılayan hoş hatunla beraber geri geldi.

“Akıncılar Partisi Lideri Max, çok ilginç bir istekle kapımızı çalmışsınız!”

“Evet, sanırım biraz öyle oldu!”

İşveli cilveli bir hali var bu kadının, insanın hemen cevap veresi geliyor.

“Girmek istediğiniz yer hakkında bir bilginiz var mı?”

“Henüz yok.”

“İlginç, neredeyse bütün maceracıların en sona bırakmak istediği yere henüz bir haftanızı doldurmadan girmek istiyorsunuz!”

Muhabbet uzayacak gibi duruyor, geceyi ayakta geçirecek biri olarak kısa kesmem lazım.

“Adımız Akıncılar, başkalarının ne düşündüğü önemli değil, bizim işimiz alışılmadık olanı yapmak!”

Bütün kasabayı düşman yapmışız neredeyse, her yerde aranıyor posterlerimiz asılmış, başımıza ödül koymuşlar, hâlâ bana ne anlatıyor.

“Özgüveninizi takdir ettim, o zaman konumuza dönelim. Acı Evi, yüz görevin yirmisini içinde barındıran bir yer, hepsini bir kere de almak için kesenin ağzını açmanız gerekecek!”

“Ne kadar ödemem lazım?”

“10.000 altın ve on gün içinde yaptığınız görevleri teslim etmeniz gerekiyor. Yoksa bitirmiş olsanız dahi görevler yanacaktır!”

Paramızla rezil oluyoruz yeminle, ne on günmüş arkadaş, gelen geçen dayıyor süreyi. Tabii ki bunları içimden söylüyorum, suratımda geniş bir gülümseme ve tezgâhın üstünde koca bir altın kesesi var şu anda.

“Kabul ediyorum!”

Etrafımızdaki ses bariyeri dağılıyor ve görev ekranında alt alta dizilmiş yirmi tane görev bana bakıyor.

Seriyi Güncelden Takip Etmek İçin - novelturkiye.com

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)