POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 116: Bölüm

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 30
Tarih : 08 Eylül 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Gençler hiç istemese de, aralarındaki hiyerarşi çok sertti. Adam tuhaf desenlere sahip gömleğini çıkarıp beyaz atletiyle kalınca, bir daha ağızlarını açamadı çocuklar.

“Önce toprağa güzel çakılmamış kazıkları halledin siz, bu arada ben de kiriş olacak kalın dal bakayım!”

İşi verip hızla uzaklaştı gençlerin dayıları, gözüm üstlerindeydi. Zoraki aldıkları işi, otorite uzaklaşınca savsaklayacaklar mıydı çok merak ediyordum. Yok arkadaş bu x,y,z nesli muhabbeti gerçekten doğru, bu devrin adamlarına bir iş verdiğin zaman hakkını veriyorlar.

Sızlanma, bahane bulmak yok. Bakıp, uğraşıp hallediyorlar, acemilikten düzgün beceremediğimiz temel atma işini on beş dakikada hallediverdiler.

“Aslan gibi delikanlılarsınız, taşı sıksanız suyunu çıkarısınız. Siz üzülmeyin, sizi hor görenler utansın!”

Şükrücük’e aramızda geçen konuşmayı anlattım, o da çocukların bu tavrı üzerine dayanamayıp verdi coşkuyu.

“Ah be abi, herkes senin gibi delikanlı olsa keşke!”

“Sıkmayın canınızı elbet bulunur bir çaresi, fabrikaya başvursanıza çocuklar. Böyle çalışkan insanları çalıştırmak isteyen fabrikatör çoktur!”

Güzel giden muhabbet tankımızın son sözleriyle yarı da kesildi, ikili birbirlerine bakıyordu.

“Abi biz de ne okuma var ne yazma, almazlar bizi oralara!”

“Nasıl ya, ilkokulu bitirmediniz mi siz?”

Toraman yaşının yetmeyeceği muhabbetlere balıklama dalıyordu.

“Kardeş, Urfa’da okul vardı da biz mi okumadık?”

Bunun daha şatafatlısını ünlü bir arabeskçiden de duymuştum, acaba daha söyledi mi ki bu lafı?”

“Toraman kardeş gurbetçiyiz biz, memleketten inşaatlarda çalışmak için geliyoruz. Şükür iyi para kazanıyoruz ama bir yanda hasret bir yanda gariplik çok örseliyor. Biz de çareyi arabesk de bulduk, açıyoruz son ses, çivi çiviyi söküyor anlayacağın!”

Sohbet yeniden harlanırken, omuzuna attığını beş tane kalın dalla geri döndü Kalfa.

“Yine başlamışsınız kaytarmaya, bitti mi verdiğim iş!”

“Ayıp ettin dayı, önce işimizi bitirdik. Gitmeden ne yapacağımızı söylemedin, sen bekliyorduk!”

Kalfa onlara, Elenora bize işimizi verdikten sonra, hep bir elden giriştik. Mevzilendiğimiz hafif bayırın aşağısı dolmaya başladı, şarkıcıların çıkacağı sahnede çok uzağımızda değildi.

Millet toplandıkça gençlerde ufaktan gerilme emareleri baş gösterdi. Önler dolmuştu, bari ortalardan bir yer kapalım kaygısı vardı sanki.

“Dayı gerisini abiler hallederler, biz artık yavaştan alana geçsek mi?”

Bu sefer ben de destek olacaktım, az sonra keseceğimiz adamları bu kadar kullandığımız yeterdi.

“Kalfa, arkadaşlar doğru söylüyor. Gerisini biz hallederiz, siz artık keyfinize bakın!”

“Max doğru söylüyor, hadi size iyi eğlenceler!”

Hemen ardımdan Şükrücük bastırdı, Kalfa’nın ortamda olmasından pek haz etmiyordu.

“Çocuklar biz ne konuşuyorduk geceleri yatakhanede, müteahhit denen adamın yaptığı düzenbazlıklardan herkes rahatsız değil mi?”

Konu yine yüz seksen derece değişmişti, merakımı bürktü bu durum.

“Kalfa ne alakası var şimdi bunun konumuzla!”

“Çok alakası var, dur anlatayım. Bizim yaptığımız inşaatlar yeni moda, blok mu diyorlar öyle bir şey. Ben kendimi bildim bileli bu işi yaparım, ne kadar demir ne kadar beton gider bilirim ama bu herifin işi hiç bildiğim gibi gitmiyor!”

“Her şeyi eksik kullanıyoruz, bir oldu gittim uyardım, sen işine bak dediler, iki oldu yine uyardım şantiye şefi yanına çağırdı. Çok konuşuyorsun, sadece seni kovmam, seninle gelen kim varsa hepinizi kovarım dedi, mecbur sustum!”

Adamın geniş omuzları bunları konuşurken ufacık kaldı, yer yarılsa içine girecekti.

“Kalfa gidip şikâyet etseydin ilgili yerlere!”

Aklıma ilk bu kelimler geldi, meğer çok ince bir yere temas etmişim.

“O hafta hastayım diye izin aldım, gittim belediyeye şikâyet ettim. Bir orayı biliyordum, nasıl olduysa da iki güne denetlemeye geldiler. Üç kişilik bir grup geldi, patronda hemen onlardan sonra düştü şantiyeye!”

“Sana yemin, ne inşaata baktılar ne zemine, patron geldiği gibi aldı onları yanına yalandan bir tur dönüp arabaya binip gittiler. Sonra duydum ki hepsine birer ev vermiş inşaattan, o zaman anladım ki ben bu garip halimle bunlarla baş edemem!”

“Elimden geldiği kadar iyi yapmaya çalıştım, köydeki karıma çocuğuma haram lokma yedirmezdim ama ne yaparsın elden gelen bu!”

Gözü mözü doldu adamın, belli ki bu halde çalışmak çok gücüne gitmişti.

“İşte bu yüzden burayı düzgün yapmadan gidemeyiz, bizde mi o şerefsiz adam gibi olalım çocuklar?!”

Kalfa’nın derdini nihayet anlamıştık, içinde kalan yaranın bir benzerini görünce yardım etmeden duramamıştı.

“Haklısın abi, kusura bakma!”

“Ayıp ettik abi, haydi bitirelim şu işi!”

Zaten pek iş kalmamıştı, yarım saate her şey tamam oldu, veda vakti geldi çattı.

“Beyler elinize kolunuza sağlık!”

Önce Şükrücük fırladı, önceki gibi sert değildi. Kalfa karım ve çocuklarım dedikten sonra yelkenleri suya indirdi bizimki.

Tek tek vedalaştık, en son ben yolcu etmek istedim onları.

“Kalfa, bu kadar iş bedava olmaz. En azından emeğinizin karşılığını ödeyeyim!”

İlk defa, o yumuşak başlı adamın gözlerinde vahşilik gördüm, yumruklarım istem dışı sıkılmıştı.

“Bunu duymamış olayım, bu gün ilk defa okumuş biri sözümü dinleyip beni adam yerine koydu. Bunu hiçbir paraya satmam!”

Şimdi ben nasıl öldüreceğim bu adamı biraz sonra, ne kadar vahşileşirse vahşileşsin benim dengim değil. Hele etki yiyip kendini kaybettiği zaman, kör noktasından yaklaşıp bir komboda işini bitireceğim.

“Dediğin gibi olsun Kalfa diyeceğim ama olmayacak. Sen çoktan Usta olmuşsun ama haberin yok!”

Birbirimize gülerek ayrıldık, yani onlar sırtlarını dönüp yürümeye başladılar, bense olduğum yerde gidişlerinizi izliyordum.

Hedeflerinde konser alanı vardı, en sonda ancak yer bulabilecek gibi görünüyorlardı fakat sonra inanılmaz bir şey oldu. Bir anda kaybolan sisi gibi ortadan kayboldular, gözümü bir iki ovuşturdum ama yok gerçekten buhar olup kayboldular.

“Acı Evi Zindanı Gizli Görevi Tamamlandı!”

Sistem anonsu bu, ne olduğunu anlayamadığım an da Hızır gibi yetişti imdadıma.

“Kalfa’nın Gururu görevi tamamlandı ve sistemden silindi. Akıncılar Partisi üyeleri olarak bir istatistiğinize kalıcı olarak eklenecek 20 puan kazandınız!”

Arkamı döndüm, parti arkadaşlarımda şaşkın, neler olduğunu idrak etmemiz için biraz zaman gerekli. Yanlarına geçtim ve tüm olan biteni baştan sona hatırladık, demek zindanların böyle bir özelliği varmış.

“Acaba Başlangıç Köyü Zindanı içindeki gizli görev neredeydi, tüh onu kaçırdık!”

İnsanoğlu ne doyumsuz be arkadaş, Cehennemdeki bir zindanın içinde olan gizli görevi bulamadık diye içlendi tankımız.  Onun da tabiatı bu, belki de anormal olan aksi bir harekette bulunmasıdır.

İnsanız diye kendimizi çok karmaşık varlıklar sanıyoruz, nasıl bir aslanın avına dişlerini geçirmesi gayet doğalsa, Şükrücük’ ün kaçırdığımız gizli göreve içlenmesi de o kadar doğaldı.

“Artık önümüzdeki zindanlara bakacağız abi ama bunu iyi yakaladık, ya sana uyup adamlara kafadan saldırsaydık!”

Haksız değildim, ilk çıkışından sonra gazı versem daha merhaba demeden ortalık karışacaktı.

“Olan oldu, hadi şu aldığımız puanları ne yapacağımızı konuşalım!”

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)