POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 80: Bahis Çetesi Çökertildi

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 162
Tarih : 02 Mayıs 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Tek tek saydım, masanın başında oturup ayağa kalkmayanlar dâhil on beş kişiydi illegal bahisçiler. On tanesi Toraman ile Rimel’i çevrelemiş, iki tanesi de tam karşımda dikiliyorlardı.

“Hostes hanım, sizin müdahale etme yetkiniz var mı?”

Bizi izleyen kalabalığın içinden yarışmayı düzenleyen iki kızı buldum, aksiyon almadan önce aklımı kurcalayan bir soru vardı.

“Üzgünüm efendim. Yarışmanın olduğu alanlar bizim yetkimizde olsa da, size yardım edebilecek bir durumda değiliz!”

Genç kız belli ki çok üzülmüştü ancak onun aksine ben gerçekten sevinçten havalara uçmak üzereydim. Özellikle yarışma alanı bizim kontrolümüzde dediği an her şey netleşmişti, ne yaparsak yapalım güvenlik görevlileri gelmeyecekti.

“Akıncılar savaşa hazırlanın!”

Komutumu verdiğim an Şükrücük önündeki adamın kafasına Gelin Topuzu şeklindeki silahını indirerek, iki üyemizin önündeki yerini aldı. Hostese sorduğum soru beni yardım istermiş gibi gösterdiğinden hasımlarımız savunmalarını indirmişti, şu an on dört kişi kalmalarının nedeni buydu.

“Saldırın, kırın kemiklerini!”

Bileğimizin hakkıyla kazandıklarımızı, masa başı oyunlarıyla çalmak isteyen tipi bozuk şiddetle haykırdı. Yanında oturan ikilide hızla kalkıp bana doğru koşmaya başladılar, görülüyor ki en büyük tehdit unsuru bendim.

“Geriye çekil!”

Anlaşmazlık zamanı öne çıkarak bizim lehimize şahitlik yapan elemanı arkama aldığım gibi, dövüş moduna geçiş yaptım. Yumruklarım başımın yanlarına doğru kalktı, sırtım her an avının üstüne atlayacak bir sırtlan gibi dikleşip, gözlerimle düşmanın her hareketini gözlemlemeye koyuldum.

Üzerime koşuyorlardı, başımı hafifçe bir sağa bir sola sallıyordum, istem dışı olarak yaptığım bu hareket farkında olmadan bana momentum kazandırıyordu.

İlk yumruk suratıma geldiği gibi tam ters tarafa kıvrılıverdim, omuzumun üzerinden geçen vuruşun ardından sol kroşem hasmımın çenesindeydi.

Tenimde kırılan kemiklerin verdiği his vardı, gelen tekmeden bu nedenle son anda sıyrıldım. Eğilmiş kafama vurmayı amaçlamıştı ikinci saldırgan, sonuç olarak sağ direğimi karın boşluğuna yiyecekti.

Çok değil beş saniye içinde, iki kişinin çoktan kapanmış olan amel defterlerinin üzerine kilit vurmuştum, masa başından kalkanlar yanıma gelene kadar diğerlerine bakacak zamanım vardı.

Etrafımızın sarılması durumunda geçtiğimiz düzeni almıştı bizimkiler. Rimel ortaya geçmiş, diğer ikisi her seferinde bir adım şeklinde onun etrafında dönüyorlardı. On kişi sürekli saldırmayı deneseler de açık bulamıyorlardı, aksine Toraman’ın sopası sanki canlıymış gibi kıvrılıyordu aralarında.

“Yandım anam!”

Ve hedefini bulmuştu Şamar Oğlanının Asası, boynuna indiği yamyamın nefesi bir feryattan sonra kesilecekti. Yandaşlarının düşüşü kalan dokuz kişiyi öfkelendirecekti, bir anda hepsi birden çullandılar.

Başka zaman ve başka insanlar için felaket olabilecek durum sonrası, tankımızla şamanımız gülümsüyordu. Arayıp bulamadıkları fırsat ayaklarına gelmişti, Şükrücük kalkanının üzerine sivrisinek misali yapışan beş kişiyi zapt ettiğinde, Toraman’da kalan dörtlüye hoş geldin diyordu.

Bunu da Sersemletme yeteneğini kullanarak yapacaktı bizimki, bugüne kadar sadece ilk köyde tek başına kasılırken kullandığı ilk yeteneğiyle dörtlüden birini olduğu yere çakmıştı.

Kalan üçünün arkasına sızamayacağına emin gibiydi, kafasının üzerinde bir tur döndürdüğü sopasını göklerden inen bir yunan tanrısı misali ortalarına vurdu.

Aynı anda diğer taraftan patlama sesi duyuldu, tankımız kalkanının üzerinde biriken atak enerjilerini iade etmişti.

Diğer tarafta işler yolunda gibiydi, iki adım yanıma kadar gelmiş ikiliyle ilgilenebilirdim. Bunlar bir öncekilerden daha güçlüydü, bunu hem duruşlarından hem de yaydıkları havadan net bir şekilde anladım.

Şöyle bir göz ucuyla arkama baktığımda, adıma 20 gümüş bahis oynamış çocuk çoktan geri çekilmişti, korumak zorunda kalacağım kimsem olmadığını görünce rahatladım.

Rakiplerin etrafımı sarmasını istemediğimden minik adımlarla daireler çizmek için hareketlendim, her açıdan tam karşımda olmasını tercih ederdim hedefimin.

Ben işi çıkmaza sürüklediğimde, başlangıçta on kişi olan ekip beş üyesini kaybetmenin hıncıyla saldırıyordu ancak iki katı insan gücü varken beceremediklerini şimdi nasıl yapabilirlerdi ki?

“Boksörler, bize yardım edin!”

Bahislerin toplandığı masanın başında tek kalan nursuz uğursuz sıfatlı tip, gelişmelerin ardından az öne yarıştığımız gruba dönmüştü.

“Onlar sizin de düşmanınız, gelin birlik olup yok edelim. Size söz kaybettiğiniz altınları geri vereceğim, hatta iki katını bile alabilirsiniz.”

Bu kötü olmuştu, şu hengâmenin içinde dövüşmeyi bilenlerle uğraşmak hiç işimize gelmezdi.

“Kapa çeneni!”

Kır saçlı çalıştırıcının sözlerine kadar aklım, düşman saflarına katılacak Boksörler ile nasıl baş edebileceğimizdeydi. Yumruk Makinesi önünde yendiğimiz grubun lideri bahisçiye çıkışınca, şok olmakla beraber sevindim de.

“Ne diyorsun, herkesin önünde sizi utandıranlar onlar. Bize neden yardım etmiyorsunuz?”

Tipi bozuk aldığı yanıttan sonra bozulsa da, şansını zorlamadan etmiyordu.

“Utandık mı evet, büyük miktarda para kaybettik mi ona da evet ama bu sizin gibi üçkâğıtçılara yardım eli uzatmak zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor. Bugün yaşadıklarımızı kalbimize kazıyıp daha çok çalışacağız, bizi ileri taşıyacak yol sadece bu olabilir.”

“Adamsın be!”

Kalkanının metal kısmıyla düşmanın kafasını ezen Şükrücük bile coşmuştu duyduklarında sonra, Boksörler bahisçilerden gelen çağrıya yüz çevirmişlerdi.

İddia, rekabet, laf dalaşı bu işin doğasında vardı, kendini spora adamış olan insanlar doğru yoldan bu kadar kolay sapmayacaklardı.

“Sizi bana sayıla mı verdiler, yıkılın ulan!”

İçten içe ben de gaza geldim, oyalanmayı bırakıp tek bir hızlı adımla içeri dalıyordum. İki rakibimi omuz omuza yakaladığımda kombine yumruklar indirme başladım, bir yandan kroşe ve direkleri durmadan indiriyor, bir yandan da kontralara hedef olmamak için vücudumu rüzgârda savrulan yaprak misali oynatıyordum.

İşi ağırdan almak adına temkinli davrandım fakat sikletim değildi ikili, ikinci yeteneğimi aldıktan sonra ortaya çıkan anlayış durumundan sonra, dövüş gücüm bir değil birkaç kademe artmış gibiydi.

“Hele şükür bitirebildin, ağaç olduk burada!”

Seslenen Şükrücük’ den başkası değildi, ortak çalışmaları sonrası telef ettikleri on kişinin yerde yatan bedenlerinin başından konuşuyordu.

Hızlı adımlarla yanlarına ilerledim, bir yandan da gözümle illegal bahisçinin oturduğu masayı kolluyordum. Rengi atmıştı, titreyen ellerini saklamak için masanın altına kaçırsa da, tüm masanın sallanmasından ne durumda olduğunu herkes anlamıştı.

“Evet, en son ne demişti bu arkadaş, hatırlayan var mı?”

“Vermiyorum ulan, gücünüz varsa gelin alın!”

Benim yirmi gümüşçü atlayıverdi, hakkıydı da. Herkes sustuğunda o konuşmuştu, belki sadece bizim için değildi hareketi ancak ne olursa olsun cesaret edip sesini çıkarmıştı.

“Şimdi sana bir daha soruyorum, kazandığımız tutarı veriyor musun?”

“Tabii ki veriyorum, küçük bir yanlış anlaşılma oldu sanırım. Baştan beri bu fikirdeydim, nasıl çıktı laflar ağzımdan kendime inanamıyorum!”

Bu nasıl bir geri vites, bu nasıl bir U dönüşü, etraf leş gibi riyakârlık koktu. Hemen parayı kaparak oradan ayrıldım, birincilik ödülüm olan rozeti almalıydım.

Neyse ki çok kolay olacaktı, hostesler benim için hazırlamışlardı onu. Elimi uzatıp alıverdim, üçüncü nişanımızı da kavuştuktan sonra rahatça ayrılabilirdik bu kattan.

“Son olarak sözüm size, belli ki şu tipin aldatmacasına kanarak paralarınızı kaptırdınız. Keşke ondan geri alma şansınız olsaydı ama tek başına onca parayla masada otururken nasıl olacak ki bu iş?”

Müsabakayı izleyen kalabalık sözlerimden sonra başlarını bir noktaya çevirecekti, sanıyorum birilerini zor zamanlar bekliyordu.

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

.....


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)