POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 82: Değişik Yaklaşım

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 41
Tarih : 09 Mayıs 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Kayıt sırasında Şükrücük’e saran tip, yavaşça gelip masanın başındaki yerini aldı. Şükrücük bir süre daha bekleyecekti, ardından dönüp Toraman’a bakarak

“Gerek yok,” dedi.

Biz hariç kimse anlamayacaktı bu sözlerin anlamını, tankımız ilk turda herhangi bir yardım istemiyordu.

“İstesen de yeteneğimi kullanmam zaten!”

Genç irisi yanı başımda mırıldandığında beni bir gülme aldı, aslında çok iyi arkadaş olup sürekli birbirleriyle kavga eden iki çocuk gibiydiler.

“Dua et ilk vurma hakkı senin olsun!”

Tankımızın rakibinin kol gücünü bilmiyorum ama çenesi maşallah bir ton basardı herhalde.

“Kısa kes motorun soğusun! İlk sen başlayabilirsin, kuraya gerek yok!”

Şükrücük bakkaldan bir şeyler ister gibi rahattı, onun aksine yarışmayı izleyen kalabalıktan çatlak sesler yükseliyordu.

“Kafayı yemiş bu herif!”

“Boyuna posuna bakmadan şekil yapıyor bir de!”

Genel kanı temsilcimizin giderayak boş yaptığıydı, kimse ona en ufak şans tanımıyordu. Rakibi de önce şaşırdı, ardından güçlü kahkahalarla alanı inletmeye başladı.

“Erkeklik mi yapıyorsun şen, büyüdün de adam mı oldun!”

Ulan zor tuttum kendimi gülmemek için, piç kurusu hiç fena değildi aslında. Eliyle Şükrücük’ ün kafasını okşuyormuş gibi yapıp, bir yandan da dalga geçiyordu.

“Başlıyor muyuz yoksa programda bu Habeş maymunun şovumu var?”

İri adam maymundan çok gorile benzese de bizimkinin sabrı taşmaya başlıyordu, elinin ayağının seğirmesinden anladım, son raddeye gelmişti.

“İyi o zaman, geç bakalım şöylede alayım aklını!”

Ortam bir anda sessizleşti. Tokadın ekosunu duymak isteyen kalabalık, az sonra üçlü çektirecek taraftar misali susmuştu.

Tankımız iki elini masanın üzerine koyarak kafasını hafifçe ileri uzattı, neredeyse tüm yüzünü kaplayan elin tam yanındaydı. İri adam bir kere hizaladıktan sonra kürek çapındaki elini son hızla savurdu, hedefinde orta yaşlı Şükrücük’ ün buğday tenli yüzü vardı.

“Ne oldu!”

“Neden ses çıkmadı?”

Sessizlik iki soruyla son bulduğunda yarışmacılar ve izlemek için toplanmış kalabalık, belki birileri ne olduğunu anlamıştır umuduyla şaşkın ördek yavrularını andıran hareketlerle etrafa bakıyorlardı.

Büyük yankı getirecek gürültüyü beklerken, elini kuma vurmuş bir çocuğun çıkaracağı kadar ses çıkmıştı. Aşinaydım bu duruma, küçükken mahalledeki inşaatların birinci katından az mı atladık kumun üzerine. Son nesil bunu hiç deneyimlemeden öldü, ne kadar büyük bir kayıp.

Yerinden milim kıpırdamayan Şükrücük gözlerini rakibinin üzerinden hiç çekmedi, tokadı yediği an bile ona bakıyordu.

“Sıra Şükrücük’ de.”

Spiker, şaşkınlığını atlatamamış kitleye aldırmadan yarışmayı devam ettirdi, tankımızın sahneye çıkma zamanı gelmişti.

Tanıdığım kadarıyla az sonra avuç dolusu diş olacaktı masanın üzerinde ancak beklentim bir saniye sonra boşa çıktı.

Elini hafifçe geren Şükrücük ne çok yavaş ne de öyle beklediğim kadar sert bir tokat indirdi iri kıyıma. Şöyle hafifçe titrese de yıkacak kadar güç yoktu arkasında, öldükten sonra bir yaşıma daha girdim.

Gücünü çok iyi bildiğim adam bilerek kendi tutmuştu, kendi kendime neden bu hareketi yaptığını düşünürken kulağıma çok tanıdık bir ses ilişti.

“Niyeti bozmuş bizimki!”

Toraman sahneye bakıyordu, iki yanında bulunan Rimel ve bana aklından geçenleri söylerken Şükrücük’ü izliyordu.

Üstelemedim, ipucunu aldıktan sonra artık buna gerek yoktu. Her zaman agresifliğin ve kışkırtmanın adresi olan tankımız, uzmanlık alanını bulunca başka planlar içine girmişti.

“Sıra Ayıboğan’ da!”

Spiker rakibinin ismini söylediğinde Şükrücük tokadı almayı bekliyordu. Çakmak çakmak olmuş gözleriyle adeta meydan okuyordu. Tokat atma sırasının kimde olduğu belli değildi zira Ayıboğan adlı yarmanın hareketleri biraz tedirginlik içeriyordu.

Eliyle hiza alırken ilk seferki gibi atik değildi. Yüzünden silinen gülümsemenin yerini, bir aşağı bir yukarı oynayan kaşı gözü almıştı.

Buna rağmen ikinci tokadı attı iri yarı adam, aynı tok ve derinden gelen tını ortama yayıldı. Değişen bir şey yoktu, cüretkârlığın heykeli Şükrücük yerinde duruyordu.

“Sıra Şükrücük’ de.”

“Şimdi hapı yuttu!”

Ayıboğan adındaki yarışmacı masanın üzerine doğru kafasını uzattığında, benim gözümde giyotin altına boynunu koymuş idam mahkûmundan farkı yoktu.

“Daha değil!”

Toraman lafa girmeden duramadı, Şükrücük tam anlamıyla aynı vuruşu yapmadan bir saniye önce görüşünü bildirdi.

“Adamı bitirene kadar devam edecek, kötü bilenmiş!”

Dediği gibide oldu, üçüncü tur, dördüncü tur derken işi sekize kadar taşıdı bizimki. Ayıboğan’ın tokat atmak için kullandığı sağ eli tanınmayacak hale gelmişti. Çekilemiyordu da, onca laftan sonra pes ettiğini söylerse sonsuza kadar insan içine çıkamazdı.

“Sıra Şükrücük’ de.”

Bir kez daha kafasını uzattı ancak ağzındaki hareketlilik gözümden kaçmadı, bir şeyler mırıldanmıştı. Sonrası malum, Şükrücük ilk defa kolunu iyice gerip şamarı indirdi. Kopuk uçurtma gibi savruldu garibim, beş adım geriye düştüğünde bilinci çoktan kapanmıştı.

“Vay babanın düşmanlarını…”

“Götü yere yakından korkacaksın birader!”

“Herif patatese benziyor ama ne güç varmış!”

Yarışma alanından geliyordu konuşmalar, olası eşleşmeler için rakiplerini inceleyen insanların fikirleri yüz seksen derece değişmişti.

Şükrücük hiçbir şeye aldırmadan gelip yanımıza oturdu, yarışmacılara ayrılan bölüme geçmeyi düşünmüyordu.

“Son vuruştan önce ne dedi sana?”

Aklımda çınlayan soruyu sormamak için kendimi zor tuttum, biliyordum ki başka birisi daha görmüştü olanları.

“Toraman yeğenim, boş ver!”

Genç irisine yandan bakış atan Şükrücük, tamamen önemsiz bir konuyu geçiştirircesine yarım ağzı konuştu.

“Cidden ne dedi, söylesene!

Baktım olmayacak bende girdim işin içine, diğer türlü inadına konuşmayacaktı mendebur. İkili sıkıştırma yaparak topu elinden çıkarmasını sağlayacaktık, son çare buydu.

“Bokunu yiyeyim abi, yeter,” dedi.

Bundan azını beklemiyordum. İnadım inat ardım iki kanat lafını hayat felsefesi yapmış olan Şükrücük’ü ancak bu yalvarış imana getirebilirdi.

“Abi, bir yerin acıdı mı? İyileştirmemi ister misin?”

Biz iki oğlan çocuğu işin hikâyesine dalmıştık, aksine şifacımız sekiz kere tokatlanan orta yaşlı adamın sağlık durumuyla ilgileniyordu. Hoş, parti ekranından takip ettiğim kadarıyla Hp’ si azalmamıştı ama yine de usulen bir sorsak iyiydi.

“Boşuna demiyorlar kız evlat diye, iyiyim Rimel çok sağ ol!”

Lafı çaktı hemen, sanki ben dedim git çocuk gibi inatlaş herifle diye.

“Bir şey olmaz buna, baksana domuz gibi!”

Ben içimden konuştum, Toraman dışından. Hızlıca genç irisini diğer tarafa aldım, bir uçta Toro diğer uçta Şüko dizilimi en mantıklı çareydi.

“İt ürür kervan yürür, öyle yerden çıkan börtü böceğe vurmaya benzemez bu işler. Adamın harman olduğu yerde belli olur, yiğidin hası.”

Yurttan sesler korosunun seslendirdiği şirin bir iç Anadolu türküsüyle sizi baş başa bırakıyoruz sayın seyirciler. Şükrücük’ ün sözlerinin bitmesiyle, anonsun kafamın içinde Meksika dalgası misali geçmesi bir oldu.

“Memleket nere gardaş!”

Of of of, ben işi gırgıra vurdum ama Toraman almıştı gazı.

“Numaramızdan belli değil mi?”

Yarı atarlı yarı şifreli konuşmalar başlamıştı, ikilinin arasında ellerimi kaldırarak neydi günahım diye şarkı söylemeye başlamam an meselesiydi.

“Sıradaki karşılaşma başlıyor. 60 numara 13 numaraya karşı!”

Koşup kucaklamak istedim spikeri, bundan daha iyi bir zamanlama olmazdı. İlk turların bitmesiyle beraber, hiç beklemeden ikinci tura başladılar.

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)