POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 87: Beklenmeyen Teklif

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 59
Tarih : 24 Mayıs 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Yemek katı tarihi günlerinden birini yaşıyordu, tepsileriyle dolaşırken oturacak yer arayanlar şaşkın ördek gibi sürekli kafalarını çevirmek zorundaydılar.

Masalara yerleşmiş şanslıların önlerine bakmaktan başka çaresi yoktu, hasbelkader kafalarını kaldırsalar en az beş kişi kalkacaklarını sanıp yanlarında bitiyordu.

İnsanlar bunalmıştı, sinema kuyruğundaki çocukların sesleri tüm katta çınlarken bir anda hepsini bastıracak kadar gür haykırışla yer gök inledi.

“Tuvaletlerin orada yeni oturma alanı açtılar!”

Kavimler göçünü andıran bir görüntü oluştu akabinde, plastik tepsilerindeki yemekleri ve içecekleri dökmemek için bin bir şekle girerek koşuyordu zombiler.

Göz gözü görmüyordu, bizim de istediğimiz buydu zaten. Geçen bir saat içindeki üçüncü anonsumuzdu bu, her seferinde koşa koşa geliyorlardı bu tarafa.

Belki çoğunuz bilmez, alışveriş merkezlerinde yemek katında tuvalet olacaksa belli bir mesafeyle ortak kullanım alanından ayrılması gerekir. Yani babalarının hayrına o dolambaçlı uzun koridorları yapmıyorlar, amaçları size altınıza yaptırmak değil.

Bu aklıma gelince kata girdiğimiz gibi tuvaletlere meylettik, önce bir güzel temizledik içerisini. Bal dök yala yaptık helayı, pusuya yatarak sıkışan zombileri rahata kavuşturduk.

Tek tük geliyorlardı, baktık bekle bekle olmayacak olta atmaya başladık. Sırayla bağırarak yer bulurum umuduyla gününü berbat edenleri çektik yamacımıza. Artık geçerken kaç tane kapabildiysek, ayıklayıp yok ettik.

İlk iki deneme gayet sağlıklı olmuştu, üçüncüden de umudum yüksekti açıkçası. Nasıl taktılarsa kafaya oturup yemek yemeyi, tereyağından kıl çeker gibi alıyordum içeri mobları.

Başlangıç için çok iyiydi ama büyük kalabalık oturanlar veya sinema sırasındakilerden oluşuyordu. Bunlara yönelik de bir planım vardı tabii ki. Çocuklarını toplayıp gelmiş genç anneleri, yüreklerinden vuracak bir şey düşündüm.

“Sinema biletiyle gelenlere Duyarlı Anne Sertifikası hediye, tuvaletlerin orada dağıtılıyor!”

Bunların çoğu çocuğuna tablet dahi vermemiş kişilerdi desem yemezsiniz, sene de birkaç gün buralara gelip, elli tane instagram paylaşımı yapanlardı bunlar.

Bu nedenle, hikâyede parıl parıl parlayacak bir sertifikaya kim hayır diyebilirdi ki?

Yalnız pek işlemezdi bu numara en fazla iki, hakkını verdik ama sinema kuyruğu bir ferahladı. Ergenlik çağının altında kimse kalmadı, kendi başlarına gelenleri halletmek kolaydı.

Kata ilk çıktığımızdaki kalabalığın %30 unu hallettik sayılır, avımıza düşecek olan kurbanların hepsi ölmüştü.

“Potları hazırlayın, birbirimize yakın duracağız. Ortaya girmek yok, kenarlardaki uzun koridorlarda bir tur atıp geri dönüyoruz!

Enerjimiz yerindeyse devam edeceğiz, yok dinlenmemiz lazımsa tuvaletlere uzanan koridorun girişinde direneceğiz bir süre. Gazamız mübarek olsun!”

Zurnanın zart dediği yerdeydik , küçük numaraların sinsi taktiklerin sonu geldi, bileğimize güvenmekten başka çaremiz yoktu.

Henüz siparişlerini almakla uğraşanların, dükkân önlerinde dizildiği yerlerdi bahsettiğim koridorlar. Her zaman ok ucu gibi olurduk ama bu sefer mızrak misali yarıp geçmemiz gerekiyordu.

“Tam güç atak!”

Adımımızı attığımız an en yakındaki zombiler üzerimize çullanmaya çalıştı, tahminimizde buydu. Arkamıza bakmadan koşmaya ve vurmaya odaklandık, indirdiklerimiz düşüyor, kalanlar kuyruk gibi peşimize takılıyordu.

Dana yutmuş piton yılanı misali ilerliyoruz, ilk tur bittiğinde gücümüz yerinde. Hız kesmeden ikiye geçtik, orta alandan önümüze atlayanlarla beraber şaşkın halde bizi arayanlar hedefimiz.

Üç olur mu, olur ama yarısında bir problem baş gösterdi. Kendi kendimize tur bindireceğiz, arkamızda uzanan kuyruğa değdik değeceğiz. Bir arkaya dönseler halimiz yaman, on adım mesafe kaldı aramızda.

“Abi tuvaletin girişine barikatı kuruyoruz, dua edelim sondakiler dönmeye devam etsin!”

Dediğim gibi yaptık çünkü başka seçeneğimiz yoktu. Oluşan kuyruğun sonu hedeflediğimiz yeri geçince önde Şükrücük, yanlarda ben ve Toraman klasik dizilimiyle savunmaya geçtik.

Çok şükür zombiler arkalarına dönüp bize saldırmadı, hızlarını aldıklarından dolayı tam bir turu tamamlayıp üzerimize geleceklerdi galiba.

Önümüzde ne kadar yığılma olursa olsun gözüm onlardaydı, hepsi yığılacak olursa sonumuz ne olurdu bilmiyorum.

“Şükrücük abi, ikinci yeteneğini kullanmak için komutumu bekle!”

Tek çıkış yolumuz bu gibi görünse de, bir tane daha vardı.

“Toro sende hazır ol, kalabalığı yarıp çıkacağız. Rimel yanımızdan ayrılma!”

Ter içinde kalmıştı zavallı, zombiler güçsüz olsa da sürekli hasar veriyorlardı. Durmadan şifa yeteneğini kullanmak zorundaydı, bu anlarda daha çok alan yeteneği olan bir üyemiz olsaydı keşke diye düşünmedim değil.

“Ver abi coşkuyu, Toro dağıt yolumuzdaki kalabalığı!”

Zaman gelince yeniden başladık koşmaya, üç tur yaptığımızda bu sefer kuyruğun sonuna epey vardı. Zorlamadan geçtik yerimize, Rimel bitmişti.

“Abicim bu tur dinlen, beyler iksirlere abanın!”

Olduğu yere çöktü genç kız, büyüsel özellikli olduğundan yoğun fiziksel aktivite bitirmişti onu. Şansımıza alışveriş merkezi babalarındandı, yemek katında bir tur beş dakikadan fazla sürüyordu.

İtiş kakış derken neredeyse on dakika sürdü kuyruğun dönüşü tamamlaması, fırladık yerimizden. Taktiği oturttuktan sonra gerisi çorap söküğü gibi geldi, zindanların klasiği değil mi zaten bu?

“Dayanın son tur bu, bitiriyoruz katı!”

Öyle de oldu, Rimel’ in kendine gelmesiyle beraber hiç durmadan önümüzde kim varsa kestik. İş bittiğinde orta yere çöktük. Kolumu kaldıracak halim yoktu, yanımdakilerde ona keza, nefes nefese kalmış soluyordu.

“Zindandaki zombiler temizlendi, Patron yönetim katında sizi bekliyor!”

Sistem anonsu bir rahat bırakmadı, malum olanı neden söylüyor ki diye düşündüm. Sonra görüş açımda bazı rakamlar belirdi, on dakikadan geri sayım başlamıştı.

“Kalkın haydi, zaman kısıtlaması koymuşlar!”

“Bir oturtmadılar arkadaş, daha tam dinlenemedik!”

Feryat figan yola çıktık, daha önce kapalı olup az önce açılan bir kapıya doğru hızlıca yürüdük. Uzun bir koridor bizi bekliyordu, tüm dikkatimizi toplayıp sonuna vardığımızda yine dev bir ekranla karşılaştık.

“İnadınıza hayran kaldım, son teklifim için giriş katta bekliyorum sizi!”

Manzara değişse de, sırtı dönük adamın ensesi baki kalmıştı, zamana mı oynuyordu bilmiyorum ama tam gaz indik zemin kata.

Eskiden tek kapılı arabanın olduğu yerde büyük bir masa ve ardında sırtı bize dönük Patron, yanındaki iki takım elbiseli koruma yiyecek gibi bakıyor bize.

“Alışveriş Merkezimi ne hale getirdiğinize bir baksanıza, süslü aynalarım, parlak mermerden zeminlerim harap olmuş. Ben bunları sineye çekmeye hazırım, üstüne üstlük size adam başı 10.000 altın vereceğim!

Başlangıç köyünden çıkışın anahtarları da masanın üstünde, alın ve mekânımı terk edin. Tekrar ediyorum, bu size son teklifim!”

Donup kaldık, ateşli bir mücadele beklerken Patron bize çok makul bir teklifle geldi. Verdiği para az buz değildi, 40.000 altın başlangıç köyünü çevreleyen kalkanı aştıktan sonrası için çok yararlı olabilirdi.

“Ne diyorsunuz arkadaşlar, teklifi kabul edelim mi?”

Partinin aklı karıştı, zamanda su gibi akıyordu, çoktan iki dakikayı yemiştik.

“Max beni bilirsin paraya hayır demem ama sence çok kolay olmadı mı bu ?”

“Açsana biraz abi, ne demek istiyorsun?”

“Koskoca alışveriş merkezinin sahibi için 40.000 altın ne ki? Bahisçilerden bile ne kadar çıktı. Bu herif bu kadar alttan alıyorsa, kesin işin içinde başka bir iş var!”

Hiç mantıksız değildi söyledikleri, ayrıca bunları zombiye dönüşen insanları kestirmeden verecekti. Şükrücük’ ün ayyaş arkadaşları ve son ana kadar kendilerini tutan Boksörlerin yüzüne nasıl bakardık teklifi kabul etsek.

“Teklifin en az ense tıraşın kadar güzel ama görünmeyen ağzını kırmadan bir yere gitmiyoruz!”

 

Yazar Notu

Altı Medeniyetin Dünyası'nın İkinci Cildi sona erdiği için ilk cilt bitene kadar hafta içi her gün Cehennem Online yeni bölümü olacak

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)