POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 89: Köye Dönüş

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 135
Tarih : 30 Mayıs 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Doydum ablacım, vallahi doydum!”

“Olmaz, şu sarmayı da yemezsen darılırım!”

Ne kadar çırpınırsam çırpınayım o son sarma yenecekti ve mecbur yedim. Sadece ben değil, tüm parti aynı dertten mustariptik. Kokmuştur size şimdi diyen, elinde ne varsa koptu geldi.

Şükrücük baştan biraz direndi ama baktı olmuyor arayı dereyi bulup kaçtı, nerede olduğunu biliyordum tankımızın. Ormanın bir köşesinde, taşların üstüne oturmuş, beş on adamla demleniyordu.

Bir süre daha bu şekilde rahatladık, çimenlere uzandık, yediklerimizi hazmedemeden karpuzlar geldi, daha neler neler.

Hava kararmaya başladığında orman ve mutlu halk yavaşça yok olmaya başladı, silinip gittikleri yerde birer ufak kutu bıraktılar. İçlerinden dört tanesi epey büyüktü, anlaşılıyordu, onlar bizimdi.

Sakince kutuları topladık, meraktan bir tanesini açtığımızda içinden 15. Seviye bir eşya çıktı. Neredeyse 50 tane vardı bu kutulardan, teker teker heybeme doldurdum onları.

Sıra bizimkilere gelince üstlerinde isimlerimizin yazılı olduğunu görecektim, sistem %100 tamamlayan ilk parti olmamızın ödülünü bu şekilde veriyordu.

“Hadi açında görelim ne kazanmışız?”

Beklenen an geldiğinde hiç beklenmedik bir tepki geldi

“Ne acelen var yeğenim, önce bir köye dönüp şunları dağıtalım!”

Şükrücük bizim ne kazandığımızı merak etmese şaşıp kalırdım ancak kendi hediyesini bile açmayınca ne yapacağımı şaşırdım.

“Dediğin gibi olsun bakalım, çıkalım o zaman zindandan!”

Alanı terk ederken, hemen arkamızdan yok olan alışveriş merkezinin sütunları yükselmeye başladı. Alkolikler, boksörler, birbirini şamarlayan adamlar, hostesler ve Patron yeniden can bulacaktı.

Çok şükür zindana girdiğimizde rastladığımız fesli daha geri dönmemişti, bir kaşık suda boğabilecek olsam da sinirimi zıplatıyor al yanaklı.

“Nerede bu herif, hangi cehennemde saklanıyor!”

“Arkadaş her yer insan dolu, nasıl bulacağız bu bossu!”

Köye dönüş yolumuz ikinci katmandan geçiyordu ve çok ilginç bir sahneyle karşılaştık. Kakao’nun da içinde bulunduğu parti, bir tarafında nargileciler, diğer tarafında şekil kafelerin olduğu caddeye gelmişti.

“Yeğenim, bak kapısında welcome yazan yere girin, orada kafasında seyrek saç olan bi eleman var. Boss o!”

Altı kişilik parti gelen sesle irkildi, dönüp baktıklarındaysa aceleci tankımızı gördüler. Dayanamamıştı Şükrücük, benim önceki hayatımdan gelen içgüdülerimle bulduğum Kelaynak’ı yakalamalarına yardım ediyordu.

“Şükrücük baba!”

“Âlemin kralı geri dönmüş, abilerin en fiyakalısı!”

Bu iki sesi sizde en az benim kadar iyi biliyorsunuz, bir zamanlar Kakao’ ya yardımcı olmaları için görevlendirdiğim iş bilir ikili, veriyordu gazı bizimkine.

“Hoş bulduk yeğenlerim, bakın şurada herif!”

“Dalın indirin!”

“Kafasına kafasına vurun!”

Gaz verilmez alınır misali girdiler içeriye ancak dışarı çıkmaları çok kısa sürecekti.

“Kaçın moblar delirdi, adamı koruyorlar!”

“Canını seven kaçsın, tutmayın ulan beni!”

Ah amatörler, öyle bodoslama girerseniz olur mu?

“Toraman şu tipleri indirelim ilk önce!”

Altı kişilik partiyi yakalamak üzere olan kalabalığa yıldırım gibi çöktük, sistemin hediyeleri dışındaki tüm ekipmanlarımızı 15. Seviye olanla değiştirdikten sonra çok zor bir iş değildi bizim için.

“Gel buraya gel, öyle bodoslama dalınır mı? Yapay Afet ile Köy Yıkan’ı nasıl öldürdünüz siz bu kafayla.”

Bön bön bakıyorlar suratıma, söylediğim isimlerin karşılığı yok sanırım onlar için.

“Lider Max, ilk katmanı aşınca direkt buraya geldik, söylediğiniz kişilere rastlamadık.”

Mevzu anlaşılmıştır, yavru ceylanlar kaba kuvvetle öldürdükleri ilk katman bosslarından sonra ilk defa böyle karış bir durumla karşı karşıya kalmışlardı.

“Şimdi beni çok iyi dinleyin, bunlar o bildiğiniz bosslara benzemez. Öldürmek istiyorsanız belli taktikleri uygulamanız lazım. İlk olarak buradaki iki bosstan başlayarak anlatacağım, kulağınızı açıp iyi dinleyin!”

İkinci katman bosslarının taktiklerini verdim Gencolara. Baktım bir iki donanım eksikleri var, ellerindekileri 15 seviye olanlarla takasladım.

“Zindana girmeden öne uğrayın, orayı da anlatayım size!”

Nasıl heyecanlılar, taktikleri aldıkları gibi daldılar yeniden kafeye. On dakika geçmeden yok oldu o taraf, Kelaynak hakkın rahmetine kavuşmuştu.

“Lider, ne kolay oldu bu şekilde. Az önce neredeyse ölüyorduk!”

Kakao gece feneri gibi renginle öne atıldı, sevinçten ağzı kulaklarına varmıştı.

“Biz köye gidiyoruz, işiniz bitince gelin!”

İkini katmanda başka partiye rastlamadık, bıraktığımız ekipmanlarla en fazla bir ekip ilerleyebilmişti. İlk katmanın içi ise ana baba günüydü, etkiye karşı bağışıklık kazandıktan sonra herkes seviye atlamaya çalışıyordu.

“Benim moblarımı kesmesene birader, ayıp olmuyor mu?

“Kardeşim, tapusunu mu aldın buranın sen? Yer mi var başka, herkes önüne geleni kesiyor işte!”

Bunu da tahmin etmedim değil. Alan küçük insan çok olunca, ilk başa gelecek olan durum gerçekleşmişti.

“Sakin beyler!”

Şükrücük hemen duruma müdahale etti, kavga çıkmasını önlemek istiyordu.

“Sen ne karışıyorsun ulan totoş!”

Kimin konuştuğunu görmeyen asabi eleman hayatının hatasını yapacaktı, ensesinden kavrayan el onu on santim havaya kaldırdığında rengi kirece döndü.

“Abi sen miydin, kusura bakma abi tanıyamadım sesini!”

Hop, tam gaz geri vites, neyse ki tankımızın keyfi gıcır. Açmadığı kutunun verdiği mutlulukla çok üstelemedi, şöyle havada birkaç metre savurdu garibi.

“Herkes köy meydanına toplansın!”

Ardından verdi coşkuyu, madem istiyordu bırakayım o yapsın dedim ben de. İlk ve ikinci katmandaki bossların tüm özelliklerini anlattı Şükrücük, taktikleri aptala anlatır gibi kazıdı beyinlerine.

“Şimdi bir tank, bir şifacı olarak parti kursun herkes!”

Kalabalık kendi arasında kaynamaya başladı, bir saat sonra 2 kişilik partiler haline gelmişlerdi.

“Atak gücünü oluşturacak elemanlarınızı seçebilirsiniz!”

İki temel taş oturduğunda işin yarısı tamamdı, kalanın halledilmesi daha kısa sürdü.

“İlk katmanda debelenmeyi bırakın artık amacınız zindana ulaşmak olmalı. Sizler savaşırken bizde neler yapmanız gerektiğini bir taşa, meydandaki  tabletlere kazıyacağız!”

“Son olarak, birbirinizi engellemek gibi bir aptallığa düşmeyin, amacımız sürekli ilerlemek birbirimizle didişmek değil. Şu saatten sonra, nerede olursak olalım birbirimizi destekleyeceğiz!”

“Henüz yetenek kitabı alamamış olanlar burada beklesin, biraz sonra istediklerine kavuşacaklar!”

Şükrücük sözlerini bitirince yeri göğü inletecek kadar yüksek bir uğultu yükseldi, sadece konuşsa belki bu kadar etkili olamazdı ancak önce işi eyleme döküp yol gösterince, samimiyeti tüm yüreklere işlendi.

Bu arada ben size Patrondan düşen altın miktarını söylemedim değil mi, marketin önüne gelince aklıma düştü valla. Yanlışım yoksa adam başı on binden kırk bin verecekti değil mi, öldükten sonra iki yüz bin altın bırakması ne kadar manidar oldu anlatamam.

“İyi günler, yetenek kitabı almak istiyoruz!”

“Başlangıç köyü kahramanı ve zindan fatihi Akıncılar hoş geldiniz!”

Haşmetlim diye bitirecek sandım bir an, göğsüm ağzıma girecek az daha konuşursa.

“Üç çeşitten hangisini istiyorsunuz?”

“Elinizde ne kadar var üç kitaptan?”

Şaşırdı satıcı ama renk vermedi fazla da.

“Stoklarımızın bir sınırı yok!”

“Çok güzel başlangıç olarak her çeşitten 500 adet istiyorum. Ne kadar borcum?”

Bu kez saklayamadı heyecanını, eli ayağına dolaştı satıcının.

“Efendim, son zaferinizin ardından dükkânlarımızın size uyguladığı komisyon miktarı %80 e çıkarılmıştır. Kitap başına sadece 20 altın ödemeniz gerekiyor. Toplam miktar 30.000 altındır.

“Şak çıkardım on bini, önce bir şaşırdı. Bunlarda gerçekten para varmış dedi. Şak bir on bin daha çıkardım, iyice afalladı. Ardından şak bir on bin daha, pat diye düşüverdi çenesi tezgâha!”

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

..


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)