POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Chronicles of Primordial Wars Bölüm 8: Dünyadaki En Güzel Kelime

Çeviri : prynn
Düzenleme : -
Okunma : 585
Tarih : 11 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bölüm 8 - Dünyadaki En Güzel Kelime

 

Shao Xuan’ın yakaladığı ikinci balık ilkinden biraz daha büyüktü, ama bu sefer savaşçılardan yardım almadı ve balığı bir taşla devirdi. Sadece bayıltmış olsa bile balığın suya girmeden hayatta kalma şansı yoktu.

 

Büyük olan hasır iple bir ağaca bağlanmışken, Shao Xuan içinden mızrak geçmiş balığı çıkardı ve birkaç kuru odun topladı.

 

Etrafa bakarken Shao Xuan, nehir kenarını koruyan iki savaşçının merakla ona doğru baktığını fark etti ve onlara, gelmeleri için el salladı.

 

Savaşçılar çoktan görev yerlerine döndüğünden gidip gitmemekte bir süre tereddüt ettiler, ama en nihayetinde merak duyguları ağır bastı ve Shao Xuan’ın yanına döndüler.

 

“Ne yapıyorsun Ah-Xuan? Onu yiyecek misin? Yardımımıza ihtiyacınız var mı?” Diye sordu savaşçılardan biri. Balığı mızrakla öldürdükten sonra Shao Xuan’a adını sormuştu.

 

Balık türü yaratıklardan korkuyorlar, ama yine de meraklarına engel olamıyorlardı zira balık öldükten sonra korkuları bir kenara çekilip yerini yeni bir av sahasına olan ilgiye bırakmıştı.

 

“Bir öncekini sen öldürmüştün, bu sefer bana bırak.” Diğer savaşçı öne çıktı. Hızlı hareketlerle balığı yakalayıp, taş bıçağıyla karnını keserek bağırsaklarını temizledi ve bir yandan da arkadaşıyla konuşmaya devam etti.

 

"Vay anasını! Bunlar bağırsakları mı? Çok kısa..."

 

“Bu mide mi?”

 

“Hayır, o değil... Bak mide bu, eminim.”

 

“Dikkat et... Bu nedir? Yavaş ol, belki zehirlidir..”

 

“Kalbi nerede? Daha fazla kes, bıçağını daha fazla kullan... Ah, beceremiyorsun...  Göstereyim... Kanın akmasını önlemek için elini sabit tutmalısın...”

 

Savaşçılar coşkuyla tartışırken, Shao Xuan bir kenara çekilip ses çıkarmadan, şaşkınca onları izledi.

 

Bunlar gerçekten avcımıydı? O zaman neden garip adli tıp uzmanları gibi davranıyorlardı?

 

Aşırı hevesli iki anatomi meraklısı!

 

Shao Xuan, ikisi hakkında her ne kadar garip bir izlenim edinmiş olsa da, onların anatomi konusunda uzman olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. İlk defa bir balık parçalamış olsalar bile hızlı ve temiz bir iş çıkarmışlardı. İkisi kesim işlerine devam ederken, Shao Xuan’a avlanma sırasında yapılması ve  yapılmaması gereken şeyler hakkında ayrıntılı bir konferans verecek kadar zaman ayırdılar. Örneğin; bazı hayvanların vücutlarında zehirli keseler olabilirken, bazılarının bağırsakları zehirliydi. Normal şartlarda savaşçılar, güvenlik önlemi olarak bilmedikleri hayvanların iç organlarını yemezdi.

 

Balıklar kısa sürede kesilip açılmış, bağırsakları ve solungaçları çıkartılıp temizlenmişti.

 

Bıçağındaki kanı temizlerken savaşçı; “Çok fazla yenilebilir parçası yok, ama neyse ki boyutu büyük.” Dedi.

 

Kimse suyun yanına yaklaşmak istemediği için; iki savaşçı birkaç yaprak kullanarak balıkları temizledi ve üstlerine bulamış kanı sildi. Daha sonra bu yapraklara balığın iç organlarını sarıp bir ağacın altına gömdüler. Bunu yaptılar, çünkü balık kokusu biraz ağırdı ve gereksiz dikkat çekebilirdi. Kabilenin içinde olsalar sıkıntı olmazdı, ama şimdi nehre yakındılar. Uçan hayvanların yanı sıra kan kokusuna duyarlı, bilinmeyen başka hayvanlarda olabilirdi. Temkinli olmaları gerekiyordu ve Shao Xuan’a bir daha ki sefer tek başına avlanırsa bu konulara dikkat etmesini gerektiğini söylediler.

 

Ateş yakmak için kullanılan aletler Shao Xuan’ın daha önce tahmin ettiği kadar ilkel değildi, bir çeşit tozdu.  Her totem savaşçısının bu tozdan bir miktar taşımasına izin verilirdi. Ateş yakarken, taş bir kepçenin içine biraz toz koyun ardından taş bir tokmakla hızlıca ezin. Çok geçmeden taşın içindeki toz yanmaya başlayacak ve taş kepçe, kuru otları veya ince dalları tutuşturabileceğiniz küçük bir meşale olacaktır.

 

Shao Xuan, yetim mağarasına yemek dağıtmaktan sorumlu olan Ge’yi tozla ateş yakarken gördüğünde çok şaşırmıştı. O, kabiledeki insanların ateş yakmak için odunları birbirine sürteceklerini  ya da çakmak taşı kullanacaklarını düşünmüştü Ancak bu kadar kullanışlı aletlere sahip olabilecekleri hiç aklına gelmemişti. Yetim mağarasındaki çocuklar yanıcı tozlara sahip değildi, sadece totem güçlerini uyandırıp mağaranın dışında, kendi hayatlarına başladıkları zaman elde edebileceklerdi.

 

Shao Xuan kabileyi gözlemlediği bazı zamanlarda garip bir çelişki hissederdi; sanki onların ustalaştığı beceriler gelişim düzeyleriyle orantısızdı.

 

Ancak bunu merak etmesinin bir anlamı yoktu, Shao Xuan bu mesele üzerinde daha fazla kafa yormadı.

 

Savaşçılardan biri yenilebilir olduğundan emin olmak için tadına baktı; yenilebilirdi, hatta lezzetliydi bile. Üç insan ve bir kurt tüm bir balığı paylaştı. İki savaşçı bu kadar az miktarda yiyecekle doymazdı ve Sezar da en başından beri pişmiş yiyeceklerle ilgilenmiyordu, bundan dolayı az yediler. Shao Xuan adam akıllı balık yiyebilen tek kişiydi.

 

Savaşçılar balık kemiklerini hatıra olarak saklamak için izin istediler, Shao Xuan’ın iç güdüleri ise av ekibindeki diğer arkadaşlarına hava atmak istediklerini söylüyordu.

 

Bir süre sonra, savaşçılar devriye görevlerine geri döndüler ve Shao Xuan diğer balığı hasır ipiyle taşıyarak, Sezar’la birlikte yetim mağarasına geri döndü.

 

Gökyüzü kararıyordu, yetim mağarasındaki bazı çocuklar çoktan uyumuş, bazıları ise uyumak üzereydi, yine de Shao Xuan’ın dönmesini bekleyen birkaç kişi vardı.

 

İçeride çocukları sıcak tutması ve onların yemek pişirebilmesi için, Ge’nin her öğleden sonra yaktığı küçük bir kamp ateşi vardı. Bu çıra ateşini her gece, yatmadan önce söndürmek Ku’nun göreviydi. Bundan sonra ise bu görevden Shao Xuan sorumlu olacaktı.

 

Girişte duran Shao Xuan, Sezar’a balıkla birlikte dışarıda beklemesini söyledikten sonra derin bir nefes aldı ve içeri girdi.

 

Uyanık olan çocuklar nispeten daha yaşlı olanlardı ve kamp ateşinin etrafında bir şeyler düşünüyorlardı. Shao Xuan’ın içeri girerken çıkardığı ayak sesleri bütün gözleri üzerinde toplamıştı.  Shao Xuan, nefretlerini net bir şekilde hissedebiliyordu, çünkü onların uzun zamandır istedikleri pozisyonu almıştı.

 

Shao Xuan birkaç adım attıktan sonra, girişten çok uzak olmayan değirmen taşı şeklindeki dev bir kayanın üzerine çıktı. Burası mağaradaki en yüksek yerdi ve birisi üzerine çıktığında her tarafı net bir şekilde görebiliyordu. Aynı zamanda Ku’nun yemek dağıttığı yer de burasıydı.

 

Birkaç büyük çocuk Shao Xuan’a yaklaştı. Shao Xuan onlara baktı ve ellerini birbirine vurarak “Ayağa kalkın! Eğer uyumuyorsanız herkes ayağa kalsın!” Dedi.

 

Sese rağmen uyanmayanlar haricinde, herkes yavaş yavaş taşın etrafında toplandı.

 

Shao Xuan, çocukların çoğunun toplanmış olduğunu görünce, önündeki biraz daha büyük olan çocuklara bakarken konuşmaya başladı; “Ku’nun yerini benim almamı kabul etmediğinizi biliyorum ve beni bu pozisyondan indirmek istediğinizi de biliyorum, çünkü böylece Ku’nun eski pozisyonunu alabileceksiniz. Bunu yapmayı istediğiniz için henüz uyumadınız değil mi? fakat! Beni sorumlu yapan kişinin Ge amca olduğunu bilin! Kararına ilişkin herhangi bir sorununuz, içerlemeniz, derdiniz ya da şikayetiniz varsa, gidip Ge amcayı bulabilirsiniz! Bana sorun çıkarmak, sizin biraz bile işinize yaramayacak!”

 

Önde duran çocuklar kaşlarını çatmıştı ve açıkça Ge amcaya yaklaşabilme ihtimallerini düşünüyorlardı. Bunu Ge amca ile tartışmaları mı gerekiyordu? Yoksa Ge amca sinirlenirmiydi? Sinirlenirse yemek getirmeyi bırakacak mıydı? Öyleyse yiyecek olmadan açlıktan ölürler mi? Bu şekilde imkansız görünüyordu. Büyük çocukların, genç olanların tamamından daha fazla düşüncesi vardı.

 

Xuan etrafa baktı ve şöyle devam etti: “Neden Ku’nun pozisyonunu aldığımı hiç merak ettiniz mi? Sizlerden daha genç ve daha kısayım ve sizin kadar güçlü değilim. Ge amca neden sorumlu olarak beni atadı?”

 

“Çünkü sizlerden daha yetenekliyim!”  Shao Xuan herkesin önünde kararlı bir şekilde yalan söylerken gözünü bile kırpmadı. Shao Xuan teslimatçının ne düşündüğünü nasıl öğrenebilirdi ki? Yarın Ge’nin bizzat kendisiyle iyi bir tartışma yapmayı planlıyordu, gel gör ki şu anda yapması gereken ilk önce o ‘küçük kurt yavrularını’ şaşırtmak, korkutmak ve geceyi sağ atlatabilmekti. Yoksa onunla başa çıkabilmek için bir araya gelmeleri durumunda, her zaman sırtını kollamak zorunda kalacaktı.

 

Shao Xuan dah yumuşak yollar düşünmüştü, ama bu küçük piçler yumuşak yollar için fazla sertti. Onlarla mantıklı bir şekilde konuşamıyordunuz ve Shao Xuan’ın tahminine göre; Ge’nin kararı kısa sürede değişmeyecekti. Dolayısıyla Shao Xuan sorumluluğu üstlendikten sonra bir süre için devam edecekti, belki de uzun bir süre için... Bu Shao Xuan’a başka seçenek bırakmadı, güçlü olmalı ve sıkıntıyı tek seferde, tamamen çözmeliydi.

 

Öndeki çocuklar Shao Xuan’ın sözlerine sinirlenmişlerdi ve hatta bazıları kaşlarını çatmıştı, ancak onlar konuşmadan önce Shao Xuan kükredi; “Herkes, çenesini kapalı tutsun!”

 

Daha sonra dışarı doğru baktı ve “Sezar!” diye seslendi.

 

Sezar dışarıda bekliyordu ve Shao Xuan’ın çağrısıyla balığı, hızlıca içeri doğru sürükledi.

 

Shao Xuan, Sezar’ın yanına gidip balığı kaldırana kadar tüm gözler Sezar’a sabitlenmişti.

 

“Görüyor musunuz? Onu avladım ve geri getirdim!”

 

Shao Xuan balığın tüm vücudunu ortaya çıkarmak için hasır ipi çözdü ve çocuklar daha net görebilsin diye kuyruğundan kaldırdı.

 

Birçok balığın göz kapağı yoktu ve göz kırpamazlardı, bu sebepten öldükten sonra bile gözleri açık kalırdı.

 

Kamp ateşinin loş ışıkları altında, balığın kırmızı gözleri biraz garip ve donuk görünüyordu. Shao Xuan elini sallarken, balığın ağzı bir an için açılıp kapandı. Böylece çevredeki çocuklar ağzındaki sayısız keskin dişi görebildiler. Pulları silinip temizlenmişti ve bu temiz pullar gecenin soğukluğuna eklenen ruhani bir parıltı yayıyordu.

 

Ön taraftaki çocuklar farkına varmadan birkaç adım geri çekildiler. Bir dakika önce Shao Xuan’a dik dik bakıyorlardı, ama şimdi gözleri korku ve dehşetle doluydu. Bu arada Shao Xuan’a bakışları düşmanlıktan temizlenmişti.   

 

Kabile, güce saygı duyardı.

 

Güçlü savaşçılar tüm kabilenin umudu olabilir ve kabile tarafından tapılırlardı, çünkü insanlar sorunlar karşısında basit çözümler tercih ediyorlardı. O basit çözüm ise savaşmaktı. Tabi savaşmaktan daha basit bir çözüm de vardı. O da avlarını göstermekti. Doğal olarak daha iyi av daha güçlü savaşçıyı temsil ediyordu.

 

Şu anda sadece, totem gücünü uyandırmamış çocuklardı. Bunun anlamı onlar henüz totem savaşçısı değildi ve dışarı çıkıp avlanmalarının bir yolu yoktu, doğal olarak diğer çocuklardan soymadıkları sürece geri getirebilecekleri bir avları da olmuyordu. Herhangi birinin bu kadar vahşi bir yaratığı avlaması imkânsızdı.

 

Güçlü bir yaratığa benziyordu. Şu dişlere bak! Birisi o dişler tarafından ısırılırsa...

 

“Avlanabilir misin? Böyle bir avı ya da  yenilebilir herhangi bir şeyi geri getirebilir misiniz? Sen yapabilir misin?  Sen? Ya sen? İçinizde bunu yapabilecek biri var mı?”

 

Shao Xuan’ın işaret ettiği çocuklar biraz daha geri çekildiler ve olumsuz anlamda başlarını salladılar.

 

“Belli ki yapacak kimse yok! O zaman tüm öfkenizi ve şikâyetlerinizi bunu yapabileceğiniz zamana kadar içinizde tutun!”

 

Birisine önce sopayı sonra havucu vermeniz daha iyi olur Shao Xuan sopayı gösterdiği için şimdi onları rahatlatması gerekiyordu.

 

Shao Xuan balı tekrar yukarı kaldırdı.

 

“ Bu pozisyonda ilk günüm olduğundan sizin için hazırladığım hediye!”

 

Kalabalık ne diyeceğini bilememişti, bir süre sonra çocuklardan biri titreyen sesiyle sordu; “ Hediye ne demek?”

 

Başka bir çocuk da soruya devam etti; “Yenilebilir mi?”

 

Shao Xuan şaşkınlıkla cevapladı “Evet”

 

Hong...

 

Mağaradaki atmosfer bir anda yükseldi.

 

Öfke, kıskançlık gibi tüm kötü duygular ve şikâyetler bir rüzgârla kayboldu gitti

 

Onların bakış açısından ‘yenilebilir’ dünyanın en güzel kelimesi olmalıydı.

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (1)

12 puan
yasin451612 ay önce
Üye
Bu çocuklardan iyi adam olur bizimki için ilerde çok işine yarar bu çocuklar 👶 bunun