POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
Cilt 1

Code Aviella Bölüm 2: Sınavın Gerçekleri

Çeviri : Duk3
Düzenleme : Duk3
Okunma : 423
Tarih : 12 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

‘Kiya’


Kiya şaşırmış bir şekilde.


‘Evet usta.’


‘Keita’yı göremiyorum nerede bir haberin var mı?’


Kafasını yere eğip.


‘Usta…Usta, Keita 3 gün sonra buradan ayrılacağını söyledi önemli bir işi olduğunu ve bugün uğrayamayacağını söylemişti’


Usta Toyoshige birden ayağa kalktı Kiya’yı bile şaşırtmıştı ve yüksek bir sesle.


‘O çocuk…’


‘Evet usta, bizde üzüldük hepimiz Keita ile güzel vakitler geçirdik hatta onu 1 ayda olsa bile ailemize kabul ettik’


Usta tekrar yerine oturarak.


‘Ahh, Keita…’


*  * *


Sabah yine aynı saatte kalkıp üstümü değiştirdim odama bir göz attım artık valizimi hazırlasam iyi olacak diye düşünmeye başladım.Telefonumu açıp patrondan gelen e-postayı açtım 12 kişi olacağı yazıyordu.12 Kişi arasından hiç birine güvenemezdim sadece 2 kişi geçecekti. Bu 12 kişide benim gibi bu dünyada hiçbir şeyi kalmayan insanlar olmalıydı yoksa kim buradaki her şeyi bırakıp farklı bir dünyada yaşamak ister ki. Bu düşünceler aklımdayken arka cebimden cüzdanımı çıkarıp baktım aslında elimde hala yüklü bir para vardı. Kulaklığımı elime aldım neredeyse parçalanacaktı ben müziksiz neredeyse hiçbir şey yapmayan birisi olduğum için, bunu görünce koşu yapmaya çıkmadan önce bir alışveriş merkezine gidip en azından kablosuz bir kulaklık almayı düşündüm.


Telefonum elimde açık duruyordu Eğitim aldığım salondan Kiyaya bir mesaj attım ve bu gün gelemeyeceğimi yazdım. üstümü değiştirdikten sonra odamdan çıktım Isac her sabah olduğu gibi televizyonda sabah programlarını izleyip yemek yapıyordu beni görünce güler yüzle.


‘Günaydın Keita.’


‘Günaydın Isac.’


Ayakkabımı giymek için kapıya yöneldim Isac bunu görünce bana dönerek.


‘AH? Nereye Keita Yemek yapıyordum.’


‘Ufak bir işim var 1 saate kalmaz dönerim.’


‘Tamam, ama çabuk ol yemekleri soğutma’


Ayakkabımı giyip dışarı çıktım hava buz gibi soğuktu telefonumdan dereceyi kontrol ettim yoluma devam ettim yaşadığım yer şehrin tam ortasında olduğu için rahatça her şeyi karşılayabilmek için bir yol buluyordum. Evime yakın olan bir AVM’de yeni açılan bir elektronik mağaza olduğunu sabahları yaptığım bir koşudan dönerken bir çift konuşurken duymuştum elimle yüzümü biraz ovalayıp yoluma devam ettim etraf buz tuttuğu için her sokakta bir yere düşen insanları görüyordum kalabalık olduğu için biraz canım sıkıldı. Kalabalık ortamları çok seven birisi değildim. Yanımdan su gibi geçip giden insanlar eğlenip para harcıyordu. Canım sıkkın bir şekilde yoluma devam ettim bir süre yürüdüm ve sonunda AVM’nin girişine geldim içeri girdim üst kata çıktım yeni açılan mağazada indirim vardı.


”Elektronik eşyalarda %20 İndirim!!!”


İçerisi devasa büyüklükteydi. Toplamda 2 kat vardı üst katta benim almak istediğim ama alamadığım sanal gerçeklik sistemi vardı. Bu sistemin pahalı olmasının sebebi tam dalış özelliği olmasıydı. Aslında çok pahalı değillerdi alabilirdim ama oyunların aylık ücretleri çok pahalıydı.


Üst kata istemeyerek çıkmaya başladım. Merdivenden hızla inmeye çalışan bir kız bana aniden çarptı ne olduğunu anlamadan tam yere düşeceği sırada elinden tuttum kendime doğru çektim bir anda ne olduğunu anlamayan kız ayaklarının üstüne tekrar bastığı için rahatladı bana dönerek


‘Özür dilerim acelem var.’


Koşmaya devam etti ben bir şey bile diyememiştim bile. Arkamı dönüp merdiveni çıkmaya devam ettim, arka sıralarda kimsenin olmadığı yerde aradığım şeyler vardı. İşin aslı artık kimse kulaklık kullanmıyordu sanallaştırılmış gerçeklik tüm ülkemdeki oyuncular tarafında oynandığı için çoğu kişi artık bu reyona uğramıyordu. Ama benim gibi koşu veya başka işlerde hala müzik dinleyen yani kulaklık kullanan insanlar vardı.


Şansıma kulaklık reyonu bu mağazada büyüktü elimdeki paraya göre bir kulaklık beğendim rengi için beyaz ve siyah arasında kalmıştım aslında siyah almayı düşünüyordum. Çok düşünmeden siyah olanı alıp sıraya girdim uzun bir sıra olmasına rağmen kasa sayısının fazlalığı ve ödeme kolaylığı sayesinde sıram hızlıca geldi.


Kulaklık için cebimdeki paranın çoğunu vermiştim. Kablosuz ve yüksek kaliteli bir yeni nesil kulaklık seçtiğim için bu fiyat çok yüksekti ama bu modeli asıl alma sebebi tasarı mıydı. İlk gördüğümde gözüme kestirmiştim, tasarımı ve sadeliği yüzünden direk onu seçmiştim. İndirim sayesinde kolaylıkla ödeyebilmiştim.


Bugün son günlerimden biriydi AVM den çıktım eve doğru yola koyuldum aklım düşüncelerle doluydu şimdiye kadar yaptıklarım hakkında düşündüm. Eve vardığımda Isac’i kahvaltı masasında gördüm beni bekliyordu normalde sadece pazarları beraber kahvaltı yapardık, Isac sadece hafta sonu evde olduğu için pek bir şey yapamıyordu. Yemeği yedikten sonra odama geçtim bugün sadece evde oturmak ve uyumak planlarım arasındaydı yeni aldığım kulaklığı taktım ve bir müzik açtım dinlerken neler yapabileceğimi düşünmeye başladım tam o sırada telefonuma bir mesaj geldi hızlıca telefonumu alıp açtım. Mesaj patrondan dı biraz heyecanlanmış bir şekilde okudum 12 kişiyi 2’şer takımlara böleceklerini ve takımların belli olduğu yazıyordu ismim için aşağıya doğru kaydırmaya başladım en sona geldiğimde.


“Takım 12

   -Keita Yoshi

   -Yui Sata

  Belirlenen günde size verilecek adreste buluşun”


Herkesin isminin altında bir adet görev tarzı bir metin vardı benim Yui adlı kıza gelecek mail’i beklememiz lazım dı. Gelen e-postayı karıştırmaya başlamıştım takımlara baktım sadece 3 adet benim gibi kızlı erkekli takım vardı aslında bunu güçsüzlük olarak görmüyordum. Ben bunları düşünürken ve isimleri gezerken bir e-posta aldım


“Konu:Buluşacağınız yer ve zaman

Birbirinizi tanıyın ve her şeye hazır olun

Yer: Re:Union şirketinin önündeki kahveci

Zaman: 15 Aralık saat 13.00”


Re:Union şirketi, şehrin diğer köşesindeki kalan tek bir binası vardı geçen senelere göre yüksek bir yükseliş yapmış olan şirket bu günlerde başa geçen yeni başkan yüzünden çoğu konuda geride kalan ve şuan tek binaya sahip olan ve senenin başından beri düşüşte olan bir şirket. Takvimime gidip baktığımda 15 Aralığın yarına denk geldiğini gördüm aslında biraz mutluydum çoğu kişiye gelen görevlerde takımını önceden tanışma fırsatı verilmemişti.


Odamda oymaya başladığım orta büyüklükteki odunu elime aldım. Bu alışkanlık bana babamdan geçmişti babam oymacılığı çok severdi hatta kendisinin yüzlerce oyduğunu kendi gözümle görmüştüm. Umutsuzca elime aldım etrafıma baktım gülmeye başladım biraz güldükten sonra elime oyma bıçağını alıp oymaya devam ettim amacım bir tavşan figürüydü oydum oydum ve oydum.


Saat 23.00 gösterdiğinde oymayı bitirdim istediğim figürü çıkarmıştım ama çok profesyonel gözükmüyordu. Yorulmuştum aralıksız gözlerimi kısmadan tüm dikkatimi vererek oymuştum yatağımda oturuyordum elimi açtım. Kendimi yatağa bıraktım son hızda düştüm o şekilde uyudum. Sabah güneş yüzüme vururken uyanmıştım saate baktığımda daha erken olduğunu gördüm üstümü değiştirdim her zamanki ritüelimi yaptım yürüyüşten sonra bir adet kahve içtim oradan eğitim aldığım kulübe doğru yola çıktım içeri girdiğimde beni Kiya karşıladı.


‘Keita Hoş geldin’


Ayakkabılarımı değiştirirken.


‘Hoş bulduk’


‘Koç seni bekliyor’


Biraz şaşırmış bir halde


‘Tamam uğrarım birazdan’


Normalde koçla çok bir muhabbetim yoktu sadece kendisi arada bir maçlarımı izlemeye gelirdi. Bu sene sonu yapılan maçlarda güzel bir yer bile tutturmuştum koçun beni çağırması için bir neden göremiyorum. Üstümü değiştirmek için soyunma odasına gittim. Acele edip kıyafetlerimi değiştirdikten sonra koç'un yanına gittim kapıyı tıklattım.


‘Girin’


Kapıyı aralayıp içeri girdim bir köşeye oturdum içeri girdiğimden beri önündeki kağıttan gözünü alamayan koça seslendim


‘Beni çağırmışsınız koç’


Gözlüğünü çıkarıp bir süre bana bakarak cevap verdi.


‘2 gün sonra buradan gidiyormuşsun.’


‘Evet koç farklı bir şehirde kolej kazandım.’


‘Seni uzun süre burada tutamayacağımızı biliyordum Keita.’


Ayağa kalkıp odasındaki cama doğru yol alıp camdan dışarıyı izlemeye başlamıştı ve devam ederek.


‘Gideceğini duyunca ben dahil herkes üzüldü Keita. Biliyorum 1 ay oldu ama seni ailemiz gibi görüyoruz’


Eliyle camın yanındaki gizli bölmeyi açtı bunu gördüğümde çok şaşırmıştım eski ve dökülen bir binada gizli bir bölme vardı içinden 5 adet yüzük çıkardı yüzükler bez ile kapalıydı. Masanın üstüne koyarak beni yanına çağırdı.


‘Çok ünlü bir aile değiliz ama bizim geçmişimiz bu ülkenin kurulduğu dönemde dayanır.  Bunlar bu yıl sıralamaya giren öğrenciler için yüzükler. Bu sene boyunca elime ne aldım ne de bezini kaldırıp şekline ve boyutuna baktım.’


Şaşırmış bir şekilde koçu dinlerken gözümü bezlerden alamıyordum.


‘Şimdi, Ketia bunu bana neden gösteriyor diyebilirsin ama senin yeteneklerin 1 ay içinde bu hale geldi. Burada yıllardır çalışan ve senin gibi olamayan insanlar var. Sıralamada 5.olduğunu hatırlıyor musun? Aslında sıralamada 2.olmuştun’


Biraz durup şaşırarak.


‘Ne? Bu imkansız. Ben en son 4.olabilmek için savaşıp yenilmiştim.’


Gülerek bana.


‘Emin misin? Son maçında yenildiğinde kişi şu an listede kaçıncı hiç kontrol etmedin mi?’


Liste duvarda asılıydı. Ayağa kalkıp koşarak dışarı çıktım hemen odanın yanında bulunan duvarda yenildiğim Rikko'nun ismini aradım gördüğümde şaşırarak içeri geri döndüm.


‘Demek öyle.’


Rikko listede 1.olmuştu.


‘Şimdi Ketia. Rikko'nun bir yere gittiği yok ama sen uzaklara gideceksin ve bu sanatı arkanda bir geçmiş olarak bırakmanı ne ben nede buradaki öğrencilerim ister.’


bezlerle kaplı yüzükleri sırayla masaya dizdikten sonra bile bezler hala üstünde duruyordu.


‘Evet Keita bu benden. Hayır, bizim sana hediyemiz buradan 1 adet yüzük seçebilirsin.’


Keskin bir bakış atarak hiç düşünmeden.


‘Olmaz, bunu hak etmiyorum ne kadar asıl maçta 2.olmuş olsam da koşu ve çeviklik testlerinde beni geçen çok kişi oldu.’


Usta masaya eliyle sert bir şekilde vurarak.


‘Hak edip etmediğini ben söylerim. Benim gençliğimde seninkine benziyor. Ustamın bana yaptığı şeyin aynısını sana yapıyorum ve sende emin ellerde olacağını biliyorum.’


Biraz durup düşündüm evet dermiş gibi kafamı salladım. Bir göz gezdirdim. Biri gözüme çarpmıştı, diğerlerinden daha küçük olan bir yüzük . Küçük olanı seçip bezini kaldırdım kaldırdığım gibi hayatım boyunca gördüğüm en güzel şeyi görmüştüm ne oyunlarda ve filmlerde ne de gerçekte böyle bir şey görmemiştim. Ne kadar sade olmasına rağmen kullanılan renkler ve desenler çok güzeldi.


‘Bu…’


Koç'un ağzı açık kalmıştı bende şaşırmıştım parmağıma tam oturmuştu sanki özel üretilmiş gibiydi. Siyah bir yüzük ama üstüne işlenen ejder ve aslan simgeleri o kadar uyumlu bir şekilde duruyor ki üstünde duran küçük ama parlayan yeşil taşı bile fark etmek zor oluyordu ve yeni aldığım kulak üstü kulaklıkla cidden güzel bir uyumu vardı.


Koç gülerek. ‘Senden de bu beklenirdi.’


Biraz şaşırarak.


‘Nasıl yani koç?’


‘Bu yüzük bu sene yapılan en iyi parçalardan biri ona gözün gibi bak başka bir yerde buna benzeyen bir şey bulamazsın’


‘Elbette.’

Selam verip dışarı çıktım son günüm olduğu için eğitimden çok orda tanıştığım kişilerle sohbet ettim. Saatler dakikalar gibi akıp gitmişti telefonumu kontrol ettiğimde zamanın geldiğini fark ettim herkesle selamlaşıp ayrıldım kapıdan çıkarken son kez girişine baktım ve yoluma koyuldum.


Şimdiki durağım kahveci, kahveci şehrin diğer ucunda olduğu için 2 adet otobüsle ancak varabilmiştim zamanında vardım kapıda telefonunu açmış bekleyen bir kız gördüm. Aslında onun benim ortağım olduğunu düşünmemiştim çünkü çok normal bir kıza benziyordu orta boylu uzun saçlı ve güzel bir görünüşü vardı yinede sormaktan zarar gelmez diye düşünüp yanına yaklaştım bir saniye bakıştık ve.


‘Yui?’


‘Evet benim…’


Bir süre durup.


‘Keita?’


‘Evet.’


Gülerek rahatlamış gibi nefes aldı ne olduğunu bende anlamamıştım.


‘Şükürler olsun..’


‘Ne? ne oldu?’


‘Ah, aslında gelmeyeceğini düşünmüştüm buluşma saatinden 15 dakika geç geldin de.’


‘Özür dilerim, evim buradan baya uzak’


‘Ee, içeri girelim bir şeyler içelim mailde yazdığı gibi biraz kendinden bahset.’


Tamam der gibi başımı salladım içeri girdik uzun bir sohbet olmadı ama daha ilk dakikalarda anlamıştım. Benim ortağım da benim gibi büyük bir kayıp vermişti.


‘Peki, neden bu proje desin Keita?’


İçgüdülerime güvenip.


‘Seninle aynı sebepten. Bana yakın olan birini… birilerini kaybettim.’


Bir süre sessizce durup bana bakıp cevap verdi.


‘O kadar belli mi oluyor?’


Kahvemden bir yudum alıp.


‘Maalesef.’


Biz konuşmaya devam ettikçe onu daha iyi tanımaya ve hikayesinin benimkine benzediğini düşündüm sanki bir şeyler yerine oturmaya başlamıştı.Tam o anda ikimizde menajerlerimiz den bir e-mail daha aldık.



“Konu: Görev 1

Birazdan size verilecek kartlar ile Re:Union binasına

girip 12.katta bulunan No.4 Odaya gizlice giriş yapın

Zaman sınırı:30 Dakika

(zaman sınırı kahveciden çıkınca başlayacaktır)”



İkimizde birbirimize baktık şaşırmaktan bir kelime edemedik. Tam o sırada bize gelen maildeki gibi bir garson 2 adet yaka kartıyla bir usb bırakarak.


‘Hesabınız ödenmiştir efendim.’


Yui ile aynı anda birbirimize dönüp.


‘Ne!?!?’


Yuiye yakınlaşarak kısık bir sesle.


‘Yapıyor muyuz?’


Yui de evet dermiş gibi kafasını sallayıp bana sessizce.


‘Sadece.. Pek emin değilim. Haneye tecavüzden yakalanırsak eğer…’


Yuinin sözünü kesip.


‘Asıl olay orada, yakalanmayacağız.’


Derin bir nefes alarak devam ettim konuşurken yaka kartını gömleğime takıyordum o sırada gözüm Yui’ye kayıyordu.


‘Bunu yapabiliriz.’


Sesi biraz titreyerek gelen Yui de aynı şekilde yaka kartını taktı usb’yi cebime atıp kahveciden çıktık Yui’ye dönerek.


‘Telefonundan zaman tutabilir misin?’


‘E-evet elbette.’


Yavaşça arabaların ilerlediği insanların birbiriyle konuştuğu 4 yoldan karşıya geçtik. Kendimizi bir turist gibi hissediyorduk. Karşıya geçtiğimizde neredeyse 100 katlı olan binaya bir göz attım. Binanın yanında bu kadar uzun olmasa da birçok 20 veya 10 katlı bina vardı bu binalar savaş zamanında yapıldığını düşünürsek yeni nesil teknoloji kullanılmadığı gibi ülkeye göç eden insanları barındırdığı net bir şekilde ortadaydı.


Re:Union”


Yuiye bakıp hazır mısın der gibi bir bakış attım oda kafasını sallayarak onayladı içeri normal bir şekilde ilerledik. Son yıllarda şirketlerin içlerine sızıp içeriden bir şekilde şirketlerin bilgilerine erişen çok insan olmuştu bunun için yeni nesil bir elektrik kontrol cihazı çıkarmışlardı bu cihaz vücudunu baştan aşağıya tarayarak sonuçları anında veriyordu. Neyse ki yaka kartlarımız sayesinde bu denetimden kurtulup hızlı bir şekilde geçtik yaka kartlarımız kontrol edilirken hissettiğim korku ve rahatsızlığı daha önce hiç bir yerde hissetmemiştim Güvenlik bana dönerek.


‘Hoş geldiniz,Bay Keita. Yenisiniz galiba isminizi ilk defa görüyorum?


Biraz duraksayarak.


'E-evet. Yeni çalışanlardan biriyim'


Güvenlik tamam der gibi başını eğerek yoldan çekildiği anda hızlı bir şekilde İlerleyerek bir koltuğa oturdum büyük bir girişi olduğu için resepsiyonun yanında dinlenmek ve iş yapabilmek için bir çok sandalye ve masa vardı Yui de aynı şekilde geçerek yanıma gelip oturdu ona dönüp.


‘Zaman?’


‘6 dakika 32 saniye.’


‘Hızlanalım.’


‘Tamam.’


Kısa ve kesik bir şekilde konuştuktan sonra asansöre ilerledik neyse ki bizimle birisi binmemişti, 12.kat düğmesini aradım.


‘9..10..11..’


Bir süre durdum titremeye başlamıştım, Yui bana dönerek.


‘Ne?Ne oldu?’


‘12.kat yok!..’

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu



Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (1)

3 puan
Debug5 ay önce
Üye
Lütfen devamı olsunnn..