POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
Cilt 1

Code Aviella Bölüm 5: Anlaşma I

Çeviri : Duk3
Düzenleme : Index
Okunma : 249
Tarih : 14 Nisan 2019
Önceki Bölüm Tüm Bölümler


‘Uyan’


Bir anda yerimden tekrar fırlayarak ayağa kalktım az önce olan olaylar rüyamı yoksa gerçek mi olduğunu anlamak için hızlıca banyoya doğru koşarak aynaya baktım gözlerim aynıydı tıpkı rüyamda ki gibiydi. Sol gözüm siyah ve karanlık bir renkte iken sağ gözüm ise onun tam tersi bembeyazdı. Tekrar hızlı adımlarla odama dönerek parkta gömülü yerden çıkardığım çantada olan kağıdı tekrar okudum. Hata yoktu Aviella vücuduma işlemişti aklımda bir şey vardı denemeli miydim?


‘Denemezsen de aklından geçenleri biliyorum.’


Arkamı döndüm, etrafıma baktım kimse yoktu bu ses o rüyadaki ses olmalıydı, o Aviellaydı. Aklımdakileri okuyabiliyorsa şuan benim ne istediğimi bilmeliydi. Kısık bir sesle.


‘Gözlerim… Onları düzeltebilir misin?’


Deli olmalıydım diye düşünürken o sesi tekrar duydum.


‘Elbette, ama daha önce anlaman gereken bir çok şey var benle ortak olmanın ne demek olduğu gibi.’


Hızlı bir şekilde cevap vererek.


‘Ne gibi?’


Gülerek sesinden anlaşılacağı gibi alaycı bir tonla.


‘Anlamak için birçok aşamadan geçeceksin. Şimdi sadece güçlerim hakkında bilgi verebilirim kalan şeyleri kendin bulacaksın.’


Güçlerden önce öğrenmek istediğim daha önemli bir şey vardı. Yine kısık bir ses ile.


‘O rüya… Neydi bu?’


Yine alaycı bir ses tonuyla.


‘Rüya mı? Az önce gördüklerin gerçeğin kısa bir yansımasıydı.’


Gülerek.


‘Nasıl yani? Geleceği falan mı gördüm yani ben?’


Kısa bir sessizlik sonrası benimle konuşmaya devam etti.


‘Gördüğün şey 5 dakika sonra olacaklardı. Senin benimle konuşman sayesinde kısa bir sürede olsa senin değişin ile geleceği gördün. Ama bu sadece benim ile temasa geçtikten sonra olabilecek bir şey ve daha benimle anlaşma yapmadığın için kısa bir süreliğine kullanabildim.’


Şaşırarak etrafta tur atmaya başladım bana ne olacaktı daha doğrusu bize. Etrafta yürüdükçe Okuduğum mektup ve olan olaylar hızlı bir şekilde aklımda canlandı. Evet, daha yüzleşmem gereken 1 yüz daha vardı o ise Patrondu büyük ihtimalle benim Aviellayı kullanabilen tek kişi olduğu mu ve bunu bildiğini, benim Aviella’yı almama izin verdiğini düşündüm. İleride ne olacağını kestiremiyorum. Ama bildiğim bir şey vardı onların Aviella hakkında hiç bir şey bilmediğiydi. Aviella ile konuşmaya devam ederek


‘Açıkla bakalım Aviella. Güçlerin onları nasıl kontrol edebilirim daha doğrusu gözümü nasıl düzeltebilirim.’


‘Güçlerim ikiye ayrılıyor, geçmişte beni iyi veya kötü olaylar için kullanan bir çok insanoğlu oldu. hiç biri benim gerçek gücümle değilde fiziksel veya zihinsel olan güçlerimi kendi dünyalarında daha iyi yerlere veya konumlara gelmek için kullandılar. Gözlerine iyi bak, sol kısım siyah iken sağ kısım beyaz. Bunu anlamış olmalısın. Kısaca beyaz kısım iyiyi temsil ederken siyah kısım siz insanların tabiriyle kötüyü temsil ediyor. Hangi kısmı kullanacağını sen karar vermelisin. Benim o düşen taşlardan biri olduğumu biliyorsun uzun süredir siz insanoğlunu izlediğimi de biliyorsun. Tarihiniz şimdiye kadar gittiğim ve var olduğum tek bir dünyaya benziyor, o da yaratıldığım yere.’


Şaşırarak.


‘Yaratıldığın yer mi?’


‘Evet, yaratıldığım yer. Benim ve benim gibi diğerlerinin hikayesinin başladığı yere. Asıl soruya gelecek olursak gözlerini düzeltmeden önce bir anlaşma yapmalıyız, bildiğin gibi kendi vücuduna beni zorla soktuğun için kendimi savunmaya aldım. İşte bu yüzden gözlerin ve vücudunda bir çok değişim oldu. Sende biliyorsun yapılan deneylerin bir çoğu ölümle bitiyordu bizler beğenmediğimiz ya da istemediğimiz bir vücuda girip o ruhla anlaşma yapmayız.’


Sandalyeyi masama yaklaştırarak oturdum ve yüzümü elime yaslayarak daha önceden oyduğum küçük figürü elime alıp incelemeye başladım.


‘Haklısın, gözlerim daha iyi görüyor gibi ve sanki rüzgar olmasa da akışını hissediyor gibiyim’


‘Dediğim gibi Vücudunu değiştirdim.’


Oyduğum figürü yerine bırakarak.


‘Tamam. Anlaşmayı yapalım o zaman. Beni öldürmediğine göre ruhumu yani geçmişimi ve vücudumu sevdiğini düşünüyorum.’


‘Anlaşma, kanla yapılan bir seromonidir. Anlaşmanın kanıtı için bir nesne, senin kanından 1 damla kan ve büyük bir dikkat gerekir. Ama anlaşmadan önce dikkatli düşünmelisin beni kabul ettikten sonra eski hayatına asla geri dönemezsin.’


Nesne kan ve son olarak dikkat. Nesne için mükemmel bir yüzüğüm olduğu aklıma geldiği gibi masamın çekmecesinden çıkararak masanın üstüne koydum. Oymacılıkta kullandığım keskin bıçağı elime alarak.


‘Kalanı sana bırakıyorum.’


‘Emin misin? Eski hayatına asla geri dönemeyecek ve eskisi gibi düşünemeyeceksin ve diğerlerinin tüm gücünün hepsini kapsıdığımı biliyorsun.’


‘Eski hayatım mı? Dönmek istediğim ne bir hayat ne de birisi var ve de tüm taşların gücü beni daha da çok anlaşma yapmaya itiyor.’


‘Peki öyleyse, anlaşma yapmak istediğin nesneye bir çeşit güç aktaracağım ve sana ileride öğreteceğim şekilde o gücü ortaya çıkaracaksın o gücü kullandığında tam gücüne ulaşmış olacaksın bu yüzden nesneyi her zaman yanında bulundurabileceğin bir şey seçmelisin.’


Elime yüzüğü alarak.


‘Yani sadece tam gücümü kullanacağım zaman yüzük lazım olacak hmm. Merak etme, bunu asla çıkarmayacağım.’


‘Nesneye bir damla kan damlatarak kalbine yaklaştır ve kalanını bana bırak.’


Baş parmağıma küçük bir kesik açarak yüzüğe kanı damlattıktan sonra kalbime yaklaştırdıkça içimden bir his çıkmaya başlamıştı. Sanki patlayacakmış gibi hissediyordum.Yaklaştıkça daha çok bu duyguya kapılıyordum. En sonunda yüzükten kırmızı bir ışık bir anda çıkarak odayı tamamıyla aydınlattı ve etrafa bir basınç uygulamıştı odamdaki kitaplar, masamda duran bir çok eşya ya yere düşmüştü ya da yıkılmıştı. Hemen yüzüğe bakmak için göz hizama getirdiğimde yüzüğün değişmediğini fark ettim ve Aviella’yı tekrar duydum.


‘Yüzüğü tak.’


Dediği gibi yaparak yüzüğü taktım parmağım dan başlayarak tüm vücuduma yayılan bir enerji hissettim sanki beni içine çekiyor gibiydi boşlukta gibi hissediyordum. Bir süre sonra bu his kendini yavaş yavaş yok etmişti. Daha sonra bir ses duymaya başlamıştı bu ses ayak sesiydi. Isac’in dolaptan bir şey almak için hareket ettiği anda çıkardığı ayak sesiydi. Isac’in birkaç şeyi keserken kullandığı bıçağın her masaya vuruşundaki sesi hissedebiliyordum, odadaki açık olan televizyonun sesini duyabiliyordum daha doğrusu hissedebiliyordum.


‘Dediğim gibi anlaşmadan sonra sana verdiğim gücün küçük bir kısmı bu.’


Yavaş yavaş hareket ederek elime telefonumu aldım telefonu aldığım gibi parmaklarımdan başlayarak telefona bir şey yayıldığını fark ettim bu teknolojiyi kullanmak olmalıydı. Elimle dokunmadan eski hızımın neredeyse bin katı hızla bir çok yere girip bilemediğim yada asla öğrenmek istemediğim şeyleri görebiliyordum. Güvenlik için kullanılan her şey sanki kilitli bir kapıydı ve ben ise anahtardım. İnternette gezerken ilgimi çeken bir kaç haber gördüm “Mutant” adı ile çağrılan bir çok haber başlığı vardı ve gitgide yok ediliyordu. Devlet, bunun arkasında olmalılardı, Aviella gibi olanların yapıldığı haberleri kaldırıyorlardı. Ama bir çok haber ya ölüm ya da hırsızlık haberiydi. Ne olduğunu anlamaya başlamıştım ne de olsa her insan aynı değildir. Gücünü iyiye yada kötüye kullanan bir çok onların tabiriyle Mutant vardı. galiba bu güçlerle yapmam gereken ilk şeyi bulmuştum. Patronun ve onun ordusuna karşı durmak için küçükte olsa bir topluluk kurmak. Aviella’yı artık içimde hissediyordum.


‘Gördüğün haberlerdeki her insanın olduğu gibi benim gibi olanlarında bir geçmişi var. İşte burada devreye sen giriyorsun yapman gereken tek şey yüzüğünün olduğu elin ile onlara bir kere dokunmak daha sonrasını kendin anlayacaksın.’


Aviella bunları söylerken ben ise borsadan hızlı bir şekilde yatırım yapıyor ve kazancımı katlıyordum bunu gören Aviella.


‘Haberlerde gördüğün insanlardan seninde bir farkın yok gibi.’


‘Aviella her insanın yapacağı bir şeyi yapıyorum. Kim kendine ne kadar iyi bir insanım dese de son zamanlarda herkesin paraya ihtiyacı var ve bu güce sahip olan herkesin yapacağı bir şey bu.’


‘Bu gücü nasıl kullanmak sana kalmış ben yapabileceğim en iyi seçimi yaptığımı hala düşünüyorum.’


Biraz mutlu olarak odamın kapısına yaklaşırken.


‘Teşekkürler, ve de gözlerimi düzeltmeyi düşünüyor musun?’


Odamın kapısının yanında olan aynada kendime baktım ve gözlerimin içinde eskisi gibi bir göz bebeği oluştuğunu ve renginin düzeldiğini gördüm. Elime tekrar telefonumu alarak Patronun attığı maile girdim onun bilgilerine daha derinden bir göz atarken bir şey fark etmiştim burada kullanılan güvenlik kesinlikle benim gibi teknolojiyi kullanabilen biri tarafından yapılmıştı ama bana engel değildi diğerleri kadar olmasa da hızlı bir şekilde o kapıdan da geçmiştim. Ne kadar zor bir şey yaptığımı bilmiyordum benim için sadece kilitli bir kapıya anahtarı sokup açmak gibi kolaydı.


‘Eğitimsiz olmana rağmen iyi gidiyorsun.’


Eğitim, haklıydı eğitimim yoktu.


‘Eğitime hemen başlamalıyım.’


Kısık bir sesle isteğimi dışarı vurduktan sonra odamdan çıkarken Isac’in ayak seslerinin buraya yaklaştığını fark ettim o da beni kaldırmaya geliyor olmalıydı.


‘Yeni bir şeyler denemek ister misin?’


Güler bir yüzle.


‘Elbette’


‘Gözlerinle kapıya odaklanmaya çalış’


Yavaş yavaş odaklanırken kapının şeffaflaştığını fark ettim duvarlarda aynı şekilde şeffaflaşmıştı zorda olsa arkasını görebiliyordum Isac’in buraya geldiğini ve duvarın arkasını görebiliyordum.


‘Daha eğitimsizsin eğitimini aldıktan sonra normal görüşün gibi görebileceksin.’


Kapıyı açıp Isac’in karşısına çıkarken.


‘Ve son olarak eğer gücünün tamamını kullanmak istersen gözlerin ve vücudun eski haline gelecek. Beyaz veya siyah, hangisini seçersen o sırada seni ele geçirecek ve seni tamamıyla değiştirecek o yüzden tamamını kullanmamak için dikkat etmelisin.’


Evet dermiş gibi kafamı sallayarak Isac’e döndüm.


Günaydın.’


‘Günaydın. Bugün erkencisin’


‘Evet baya bir şey oldu.’


‘Her neyse yemek hazır hadi gel.’


‘Maalesef, Isac yapmam gereken birkaç şey var dışarıda atıştırırım.’


Bana yaklaşarak.


‘Bir kaç gündür bunu yapıyorsun, bir ara şu işlerini bana da anlatmanı istiyorum.’


Hemen sıvışmalıyım diye düşündüm çünkü Isac bir şeye taktı mı asla peşini bırakmayan biriydi. Isac'i liseden beri tanırım lise dönemlerimizde olan olaylarda asla peşini bırakmadığı için başımıza bela açtığı bile olmuştu. Hızlı bir şekilde ilerleyerek.


‘Elbette. Bir ara anlatırım’


‘Hey, kaçışın yok Keita.’


Ona dönerek güler bir yüzle el sallayarak


‘Elbette senden kaçabilirim de sanki.’


O da gülerek bana el salladı ve o anda Aviellanın sesini duydum.


‘Nereye gidiyoruz Keita?’


Elime kulaklığımı alarak taktım ve kısık sesde bir müzik açtım.


‘Eğitim alabileceğim bir yere zaten burada kalırsam patron ve adamları bir süre sonra burayı basacaktır hem eğitim hem de Isac için bir süre şehirden uzak olup takip edilmemeliyiz.’


Bunları derken aklımı okuyabilen Aviellanın neden bu soruyu sorduğunu merak ettim ve anında cevap aldım.


‘Senin sadece anlık düşüncelerini anlayabilirim. Bunu uyandığından beri düşünüyordun değil mi?’


Gülerek cevap vermedim hemen teleport olmayı düşünmüştüm ve anında tekrardan cevap aldım.


‘Daha önce gördüğün bir yer ya da bulunduğun bir yere teleport olabilirsin şimdilik gözünü kapat ve gitmek istediğin yeri ve ortamını düşün’


Gözlerden uzak bir yer. Bu dünyada kalmamıştır diye düşünüyordum. Savaş ve fakirlik dünyayı dört bir yandan sarmıştı. İnsanlar köle gibi çalıştırılmaya ve sadece zengin kesimin teknolojiden yararlanabildiği bir çağdaydık. Devletlerin her geçen gün yıkıldığı ve ana ittifaklara çekildiği bir dönemde yaşıyordum. Aklıma tek bir yer geliyordu daha önce doğa eğitimi için okuduğum bir dergide gördüğüm bir adaya Starset adası. Daha önce yapılan deneyler sonucu radyasyonun insan hayatı için yüksek olduğu bir yerdi. Yıllar önce yapılan bir askeri deneyde kullanılan deneklerin dayanamayıp firar etmesi ile Ana vatanın tüm araştırmacılarını ve yatırımını yok ettiği bir yerdi. Bombalanarak deneyde kullanılan tüm radyasyonlu maddeler etrafa yayılmıştı ve tüm insanlar zalimce öldürülmüştü. Oraya yıllardır bir insan gitmiyordu. Bu olay Ana vatanın tarihine bir başka kara leke daha atmıştı. Normalde büyük bir ada olan Starset şuan 6 büyük parçaya bölünmüş durumdaydı ve radyasyonun sorun olmayacağını düşündüğümde cevabımı almıştım.


‘Merak etme radyasyon çok yüksek miktarda olmadığı sürece bize sorun çıkarmaz.’


Öyleyse Starset Adasına gitmeden birkaç malzeme almalıyız.’


Ben binanın kapısını açarken güneşin ışıkları yüzüme vuruyordu insanların ne konuştuğunu odaklanırsam duyabilyor uzakları kolayca görebiliyor ve trafik ışıkları gibi elektronik aletlerin ne zaman yanacağını ya da değişeceğini ayarlayabiliyordum. Hayatım Aviellanın dediği gibi tamamen değişmişti.


Önceki Bölüm Tüm Bölümler
Çevirmen Notu

Kısa bir ara vermek zorunda kalmıştım. Bundan sonra yine haftada 1 yeni bölüm atmaya özen göstereceğim iyi okumalar.


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)