POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Mirasçı Bölüm 25: Bölüm

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 29
Tarih : 08 Eylül 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Eski dostum sakin ol!”

Etrafındakiler bu halini cahilliğine veya heyecanına yorsa da, gerçek başkaydı. Mel, arıttığı mağaranın içindeki ağaçla uğraşıyordu.

“Anlıyorum seni, suyun diğer tarafındakilerden enerji ememiyorsun ve bu bitkiler iştahını kabarttı. Biraz sakin ol, akademiye girdikten sonraya sakla iştahını!”

Dallarını delice sallayan ağaç, yeşil kırmızı yapraklarını hışırdatarak konuşuyor gibiydi, sanki bu konuda ısrar edecekmiş havası vardı.

“Durma devam et, buradakiler sırrımızı öğrensin. Ondan sonra neler olabileceğini düşündün mü?”

Dışı buz kesmişti genç çocuğun, on saniye boyunca tüm dikkatini, içindeki ağacın etraftaki bitkilerin enerjilerini soğurmamasını sağlamaya ayırdı. Derken ağaç sakinleşti ve Mel rahat bir nefes aldı, aynı anda kuralları belirten genç adam konuşmaya devam etti.

“Her tomurcuk bir puan değerinde olacak, eğer on tomurcuğu da açtırabilirseniz, on puanla beraber bitkiyi de alabileceksiniz!”

Anonsla beraber her kafadan bir ses çıkmaya başladı, ortak duygu heyecan ve hırstı. On Tomurcuklu Hayalet Orkide’ yi tamamen açtırmayı başarırlarsa, bitki bahçeleri nadide bir parça kazanacaktı.

Mel’ de ödülü duyunca sevindi ama onun motivasyonu diğerlerinden biraz farklı gibiydi.

“Eski dostum bak, sakin olunca işler nasıl yoluna giriyor. Suyun diğer tarafında On Tomurcuklu Hayalet Orkide var ama senin tarafında yok, eğer denileni yapabilirsek bir komşu kazanacaksın!”

“Dedemin bahçesindeki bitkileri diğer tarafa geçiremiyorum ama bundan sonra yeni kazandıklarımı hep senin tarafına ekeceğim. Zorbalık yapmak yok, ona göre!”

Mel tantanayı fırsat bilip içindeki ağaçla konuşuyordu ama tanıdık bir ses yapının içinde bir kez daha çınladı.

“Sessizlik, hepinizi elerim yoksa!”

Aksi Hanry Bitki Bölümü öğrenci adaylarını bu kez sertçe uyardı.

“Bir saatiniz var, başlayabilirsiniz!”

Kalabalık susunca, başköşede oturanlardan genç olanı testin başladığını ilan etti. O saniyeden itibaren herkes gözlerini kapatıp konsantre olmaya başladı. Aslında bir kişi hariç herkes demek daha doğru olacak çünkü Mel ne yapacağını bilemez gözlerle etrafı inceliyordu.

“Demek normal insanların bitkilerle iletişime girmek için böyle ritüellere ihtiyaçları var, çok ilginç. İşime yaramayacak olsa da öğrensem fena olmayacak, ileride onları taklit etmem gerekecek!”

İçinden geçirdiği düşüncelerle beraber tek tek tüm katılımcılara baktı Mel, beş dakika boyunca hiçbir şey yapmadan sadece buna yoğunlaştı.

“Bu aptal çocuk ne yapıyor böyle?

Aksi Hanry Mel’ in tavırlarından sonra kızgın bir suratla söylenmeye başladı, bu hareketi yaşlı adamın diğer tarafındaki genç adamı neşelendirdi.

Üstat Hanry, bu çocuk sizin tüm kayıt boyunca kayıt ettiğiniz tek kişi değil mi? Sizin gibi üstün yetenekli bir kişinin gözleri sadece onu gördüyse, olağanüstü bir şey olmalı bu çocukta.”

Alenen sataşıyordu Hanry’e fakat orta yaşlı adam bu hareket karşısında sessiz kaldı.

Uzun sakallı adam önce solundaki gence, daha sonra Aksi Hanry’e baktı.

“Hâlen ceza olarak seni kayıt alanına gönderdiğime mi bozuksun?”

Aksakallı ihtiyarın sesi yumuşacıktı, Mel duyduğunda kafasını hemen o yöne çevirdi ama Aksi Hanry sabit bir şekilde kendisine bakıyordu.

İki kor ateş gibi parlayan gözleri gören Mel, bakışlarını kaçırdı. Hanry’ nin tüm siniri onu hedef almış gibiydi. Bu sırada ihtiyar adam bir daha konuştu.

“Neyse, şu seçmeler bitsin daha sonra bu konuyu bir daha konuşacağız!”

“Bu sefer koluma sepet takıp bitki dağına mı yollayacaksınız yoksa?”

Kesik ve ukala birkaç kahkahayla bitirdi sözlerini Hanry, Bölüm Başkanı ile aralarının soğuk olduğu her hallerinden belli oluyordu.

“Başkanım, bir katılımcı ilk tomurcuğu açtırmayı başardı!”

Üçlünün içinde daha genç olan heyecanla bir yeri işaret etti, parlak kıyafetler giymiş bir kızın önündeki On Tomurcuklu Hayalet Orkide’ nin toprağa yakın kısmındaki tomurcuk bembeyaz açmıştı.

“Gloove ailesinin küçük dâhisinden beklenildiği gibi, ilk tomurcuk sınırını geçen kişi o oldu!”

Genç adamın yüzünde güller açıyordu.

“Üstat Louise, ben de ne zaman mensubu olduğun ailenin ismini söyleyeceğini merak ediyordum ama fazla dayanamadın yine!”

Az önce ağzından kerpetenle laf alınan Aksi Hanry, genç adamın sözleri üzerine gözlerini devirerek konuştu.

“Ben ne yapabilirim Üstat Hanry, Gloove ailem Yeşil Gölge Akademisi içindeki en iyi Bitki Bilimi Ailesi olduğu için ilkleri hep biz başarıyoruz. Bu seneki katılımcımız olan Maria’da soyunun mirasını devam ettiriyor.”

Giydiği gömlek göğsünün kabarmasına dayanamayıp patlamak üzereydi, genç adam içinde yalan olmayan sözleri kullanarak övünüyordu.

“Bakın bir kişi daha ilk tomurcuğa çiçek açtırdı, ne tesadüf, o da asil ailelerin birinden geliyor!”

Genç ve yakışıklı üstadın sözleri binanın içinde dolaşırken, sol taraftaki masalarda bulunan tomurcuklar açmaya başladı. Maria’dan bir dakika sonra olsa da, hepsi ilk puanlarını almışlardı, tam karşılarındaki masalardaysa ses yoktu.

Mel karşısındaki insanları incelediğinde şık kıyafetler, görkemli şapkalar ve ukala bir tavır gördü. Kendi sırasındakilerse görünüş olarak onun gibiydiler, sade giyimleri ve biraz çekingen tavırları vardı.

Onlar Aksi Hanry’ nin olduğu tarafta, diğerleriyse genç Üstat Louise’ in oturduğu taraftaydı. Mel sabah kapıdan beraber girdiği adamın durduğu yere gayri ihtiyari oturmuştu ama diğerlerinin belli bir hiyerarşi içinde bunu yaptıklarını anladı.

Soylu ailelerden gelenler sola, alt tabakanın katılımcıları sağa geçmiş, kendilerine denk gelen Üstatların önünde dizilmişlerdi.

“Üstat Hanry, sen halkın arasından çıkıp bu kademeye yükseldin ama ne yazık ki istisnalar kaideyi bozamıyor!”

On dakikaya yaklaşmalarına rağmen sağ tarafta hiç tomurcuk açmaması, genç üstadın acı sözlerine en büyük kanıttı. Aksi Hanry sinirden renk değiştirse de, edecek tek kelime bulamıyordu.

Başkası olsa kendi tarafındaki çocuklara bağırabilirdi ama orta yaşlı üstat bunu yapmadı, rakibinin sözlerini sineye çekip sakince oturmaya devam etti.

“He he, şu fakirlere bak. Sadece kontenjan doldurmaya yarıyorlar.”

“Her sene bunlar gibi bir sürü tip geliyor sonra da elenip geri dönüyorlar!”

“Onlar da lazım, yoksa kimin üzerine basıp yükseleceğiz!”

Asil ailelerin olduğu tarafta çocuklar başarılarıyla övünüyorlardı. Kendi aralarında farklar olsa da, karşı cephe hepsinden daha zayıftı ve ne derlerse desinler cevap gelemeyecekti.

“Sessizlik!”

Aksi Hanry’ nin ağzından duymaya alışkın oldukları sözü, kendi taraflarındaki Louise’ den duyan asil ailelerin çocukları önce şaşırdı ama üstadın ses tonundan gerekli mesajı aldılar.

Yalandan konuşmak zorunda kalan genç üstat, adeta devam edin ama bu kadar da abartmayın diyordu.

Mel, bir kez daha bakışlarını kendi bulunduğu taraftaki sıraya çevirdi. Yanındaki masada oturan çocuk kan ter içinde kalmıştı, oturduğu sandalyeyi sıkmaktan yarılan tırnaklarından akan kan damla damla tahta döşemeye düşüyordu.

Bu manzaraya şahit olan Mel, gözlerini kapatarak derin bir nefesi içine çekti, on saniye sonra gözlerini yeniden açtığında büyük bir uğultu yükseldi.

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)