POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Mirasçı Bölüm 27: Bölüm

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 33
Tarih : 08 Eylül 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Mel sanki genç üstat Louise’ nin ağzını açmasını bekliyordu, kendi ailesinden gelen kızı övdüğü an dördüncü tomurcuğu patlattı.

“Dur hatırlayacağım, neydi bu çocuğun adı?”

Aksi Hanry kendi kendine mırıldanırken, ismini hatırlayamadığı Mel bütün katılımcıların ilgi odağı oldu. Gloove ailesinin genç dâhisi bile kafasını kaldırıp ona bakmak zorunda hissetti, ne de olsa ondan tam olarak bir tomurcuk önde gidiyordu.

“Şimdi değil eski dostum, önce asil çocukların ilerlemesine izin ver. Onlar tomurcuk açtırdıktan bir dakika sonra bizimkilere yardım etmeye başla!”

Kızıl yeşil yapraklı ağaç sabırsızlanıyordu ve bu konuda yalnız değildi. Mel zihninde başka bir tanıdık ses duydu.

“Velet ben Hanry!”

İsmini hatırlamayan Kıdemli Üstat denemenin ortasında onunla konuşmaya başladı, buna rağmen Mel sanki onu hiç duymamış gibi davranmaya devam etti.

“Dört tomurcuk açtırdın diye mabadın mı kalktı, sana diyorum köylü çocuğu!”

Aksi Hanry lakabının gereği şekilde davranmaya başladığında, Mel uzatmadan göz ucuyla ona baktı, bu seni duyuyorum demenin başka bir çeşidiydi.

“Gidebildiğin kadar git ama eğer karşındaki kızdan fazla tomurcuğa çiçek açtırırsan, on tane On Tomurcuklu Hayalet Orkide veririm sana!”

Bir dakika önce Kıdemli Üstad’a yüz vermeyen Mel’ in gözleri, normal boyutunun iki katı kadar büyüdü, yirminci dakikaya girilirken dört tomurcukla liderdi. Ödül az buz değildi, mağaranın içindeki ağaç da dallarını deli gibi sallıyor, bu durumdan duyduğu sevinci belli ediyordu.

“Dedem çok göze batma dedi ama bu kadarcıkla bir şey olmaz sanırım. Hadi biraz hızlanalım!”

Mel, ona her şeyi miras bırakan adamın sözünden çıkmamak için direniyordu ama hayat sürekli bambaşka yollar sunuyordu.

Maria Gloove yirmi beşinci dakikada dördüncü tomurcuğu açtırdığında genç üstat çok sevindi ama bu sefer ağzını açıp tek kelime etmedi. Diğerlerinin onun sözleriyle motive olduğuna çoktan inanmış gibiydi.

“Genç meslektaşım, ailenizin dâhisi dördüncü tomurcuğu açtırdı, bu konuda konuşmayacak mıyız? Yoksa Gloove aileniz için bu sözü edilmeyecek bir başarı mı?”

Hanry rahat durmadı, ortada oturan Başkan ona döndüğündeyse beklemediği bir şey oldu.

“Üstat Hanry, benim Gloove âlem nesillerdir bitki bilimiyle uğraşır. Sınırları belli insanların elde ettiği geçici başarılarla yarışmak gibi küçültücü hareketlerin içine giremeyiz!”

Başkan Hanry’ ye gözdağı verecek gibiydi ama diğer tarafındaki genç üstat zokayı yutmuştu. Mel ve eski dostu ağaç, sanki bu anı beklermiş gibi harekete geçti.

Mel beşinci tomurcuğunu çiçek açtırdı, ağaçsa halkın içinden gelmiş çocukların bazılarını iki, bazılarını üçüncü tomurcuğa taşıdı.

“Bu sene çocuklar size çok şey borçlu genç arkadaşım, hepsi adına çok teşekkür ederim!”

Hanry oyuna getirdiği adamla dalga geçmeye başladı ama Bölüm Başkanı buna daha fazla izin vermedi.

“Bu andan itibaren ikinize de konuşmayı yasaklıyorum, aksi halde bir senelik inziva cezası vereceğim!”

O yumuşak ses gitti, emrini sertçe veren bir tavır geldi. Bölüm başkanı yaşananlara mı daha fazla kızdı yoksa halkın içinden gelenlerin başarılı olmasına mı hiç belli değildi.

Böylece sükûnet yeniden sağlandı, yarım saat geçildiğinde Mel ve Maria’nın önündeki On Tomurcuklu Hayalet Orkide ’ler beş, diğerlerinin en iyisiyse üçte takılı kaldı.

İhtiyar Bölüm Başkanı kendi oluşturduğu sessizliği yine kendisi bozdu, katılımcılara birkaç öneri vermek istiyordu.

“Beşinci tomurcuk en az başlangıç kadar zor olacak, eğer yanınızda öz sularınız varsa kullanabilirsiniz!”

Müthiş bir sevinç gösterisi yükseldi asil adayların olduğu taraftan, normalde kişinin sadece kendi yetenekleriyle ilerlemesi gereken teste bir kısa yol oluşmuştu, hem de bunu en yetkili kişi yapıyordu.

Asil öğrenciler bir an bile geçirmeden ellerinde beliren küçük cam şişelerin içindeki sıvıları On Tomurcuklu Hayalet Orkide’lerin olduğu kaplara damlattılar. Halk tarafındaysa hiçbir hareket yoktu, belli ki onların öz suyu denen maddeleri yoktu.

Hanry bu durum karşısında tepeden tırnağa kadar kızardı, onun aksine Gloove ailesinden Louise, keyifle asil çocukları izliyordu. Nasıl keyiflenmeyecekti ki, ailesinin dâhisi beş dakika içinde yedinci tomurcuğa diğerleri de beşinci tomurcuğa gelivermişti.

Dengenin aniden değişmesi sonrası halktan çocukların yüzleri asıldı, On Tomurcuklu Hayalet Orkide’lerin olduğu kaplarının etrafındaki elleri artık bedenlerinin iki yanındaydı.

“Dedemin gitmemi istediği yer gerçekten burası mı, direkt Bölüm Başkanı asil çocuklara yardım ediyor!”

Mel’ de testi bırakmış, kendi tarafındaki çocukları inceliyordu. Yüzünde, neler olduğunu anlayıp neden böyle olduğunu anlayamayan insanlara özgü şaşkınlık ifadesi vardı.

“Köylü çocuğu pes etme, en azından diğer asiller kadar tomurcuğa çiçek açtırmaya çalış. Elinden geleni yaptığın sürece, on tane On Tomurcuklu Hayalet Orkide senin olacak!”

Konuşamayan Hanry Mel’e moral vermeye çalıştı, onun şaşkın halini diğerleri gibi pes ettiğine yormuş olmalıydı.

Mel kırkıncı dakikaya girildiğinde kendisinin beş, halktan arkadaşlarının üçer tomurcuğu olduğunu gördü. Yavaşça yerinden kalktı ve herkesin bakışları üzerindeyken Aksi Hanry’ nin yanına kadar geldi.

“Üstat, bıçağınızı ödünç alabilir miyim?”

Genç Çocuğun isteğini duyan orta yaşlı adam, önce ne olduğunu anlamadı ama Mel’ in ısrarlı bakışları karşısında daha fazla bekleyemeden kuşağındaki orak şeklindeki bıçağı ona uzattı.

“Bu bıçak bana, Yeşil Gölge Akademisi’ne girdiğim zaman ki Bölüm Başkanı tarafından hediye edildi. Genç bir bitki toplayıcısıyken bütün gün bununla çalıştım, ona zarar vermediğinden emin ol!”

Mel anladığını ima eder şekilde kafasını aşağı yukarı sallayarak, dolunay şeklindeki bıçağı alıp yerine yürüdü. Koltuğuna oturduğu gibi de kollarını sıvadı, ardından bütün gözler üzerindeyken avuç içlerine iki kesik atarak akan kanı On Tomurcuklu Hayalet Orkide’ nin toprağına akıttı.

İşi bitince bıçağı usulca masaya bıraktı, kanlı elleriyle bitkinin açmamış olan tomurcuklarını okşamaya başladı. Bir dakika sonra altıncı tomurcuk, beş dakika sürmeden yedinci tomurcuk açtı. Mel kanayan avuçlarına aldırmadan teste devam ediyordu.

Derken masasına bir elin uzandığını hissetti. Daha önce sinirden tırnaklarını kırmış olan çirkin çocuk bıçağı alıp onu taklit ettiğindeyse, yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.

“Eski dostum sıra sende, elini kesip kanını bitkiye akıtanların bitkilerine enerji aktarabilirsin! Kendi kan özlerini kullanmalarına izin verme!”

Tüm tiyatro olacak fenomene kılıf uydurmak için yapıldı, Mel yapılan haksızlık karşısında susmak yerine mücadele etmeyi seçti. Sadece kendisini düşünseydi, bu iş çok kolay olurdu ama o kanını akıtmak pahasına halktan gelmiş çocukları da yanına alarak ilerlemeyi uygun gördü.

“Bölüm Başkanım bu kurallara aykırı, şu çocuklar bitkileri kendi kanlarıyla besliyorlar!”

Louise dayanamayıp konuştu, ne tuhaftır ki Bölüm Başkanı sözünü ettiği cezayı unutmuş gibiydi.

“Kurallara aykırı mı, bugün epey saçma laf işittim ama bu açık ara birinciliği alır. Asil ailelerin çocukları besleyici bitkilerin özünden damıtılmış öz sularını kullanırken sorun yok, diğerleri kendi yaşam enerjilerinin özünü kullandığında kurallara aykırı öyle mi?

Genç Üstat konuştuğu an Bölüm Başkanının ceza tehdidi boşa çıkmıştı, bu saatten sonra Aksi Hanry susacak gibi durmuyordu.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)