POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Mirasçı Bölüm 28: Bölüm

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 28
Tarih : 08 Eylül 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Son yirmi dakika kaldığında Mel ve Maria Gloove yedi tomurcukla başı çekiyor, kalanlar onları takip ediyordu. Asil öğrenciler on dakika önce öz suları kullanarak halktan olanlara fark atsa da, Mel ve yanındaki yamuk kesilmiş kâküllere sahip çocuğun hızlı başarısı onları da ileri ittiyordu.

Aksi Hanry’ nin orak şeklindeki hançeri elden ele dolandı, avuç içlerine kesikler atan çocukların bitkileri delicesine davranıp hızla tomurcuklarını açmaya başladı. Halkın içinden gelen katılımcıların hepsi beşinci tomurcuklarını açtırmıştı.

Alt limit olarak belirlenen yediye ulaşırlarsa, bu test için gerekli puanı alabileceklerdi. Kan enerjilerini feda etmeyi göze aldıkları için Mel’ in müdahalesi belli olmuyordu, diğerleri de bu durumun onların yaşam süresini kısalttığını düşünüyordu.

“Aptallar, sadece bir testte başarılı olmak için hayatlarından kaç yılı harcadılar!”

Genç Üstat Louise, yine yüksekten bakıp kibirle konuştu ama artık aynı yükseklikte oturan başka birinin de konuşacağı sözler vardı.

“Ailelerinin onlar için satın aldığı öz suları yerine kendi kanlarını kullanıyorlar, bence de büyük aptallık bu olanlar. Neyse ki akademimizin Bitki Bölümü çok adil, bu kabul sınavını geçemeseler bile onları bitki toplayıcısı olarak işe alacaktık!”

Hanry yıkılmış bir su seti gibiydi, ne varsa akıyordu dilinden.

“Ailelerinin desteklediği biblolar Bitki Bilimci olurken, bu iş için kendi ömründen feragat edecek insanlar sadece Bitki Toplayıcısı olabiliyor. Şimdi düşününce aslında çok mantıklı bir düzen bu, doğa koşullarının yanında birçok vahşi yaratıkla da uğraşması gereken Bitki Toplayıcılarını şunlardan seçsek, herhalde iki seneye işleyecek bitki kalmaz elimizde!”

Orta yaşlı adam konuşmasını tamamladığında, ellerinden akan kanlara rağmen halkın içinden gelen çocukların gözleri parladı. Bitki Bölümünden biri açıkça onları destekliyordu ve bu kişi Kıdemli Üstat Hanry’di.

“Üstatlar, gençlerin konsantrasyonunu bozmayalım!”

Bitki Bölüm Başkanı iki yardımcısını bu sefer daha tatlı bir dille uyardı, asillere verdiği iltimastan sonra eski sertliğini kazanması zordu.

Yine de yaptığı bu hareket bir tarafı terazide ağır basar hale getirmişti, öz sularını kullanan çocuklar altıncı tomurcuklarına ulaşıyordu ve hallerine bakılırsa çok da rahatlardı.

“Rahatlıkla yedi tomurcuğa çiçek açtırabileceğiz!”

“Ben belki sekize bile çıkarım, kendimizi zorlamamıza bile gerek kalmadı!”

Fısıltı halinde konuşsalar da bazı sözler rahatlıkla duyuluyordu, rakip hale geldikleri çocukların moralini bozmak için bilerek yapıyor gibiydiler.

“Sabır eski dostum, bırak eğlensinler. Böylesi daha iyi!”

Bir anda her şeyi değiştirecek kudreti elinde bulunduran ağaç, kışkırtmalar karşısında öfkelendi ve Mel’ in iki buçuk sene boyunca onu beslediği enerjiyle On Tomurcuklu Hayalet Orkide’lerin çiçeklerini açtırmak istedi.

“Son on beş dakika!”

Bölüm Başkanı ve İki Üstat dışında yapının içinde Bitki Bölümünden pek çok denetmen vardı, şimdiye kadar yaşanan tuhaf olaylar nedeniyle pek konuşamasalar da, katılımcıları her on beş dakikada bir uyarıyorlardı.

Mel ve Maria, gereken minimum standarttı tutturmalarına rağmen ciddiyetle devam ediyorlardı, bunun meyvesini de hemen hemen aynı anda açtırdıkları sekizinci tomurcukla aldılar.

“Lanet köylü, her seferinde bilerek yapıyor sanki!”

Louise, ağzıyla söylemesine rağmen buna olasılık vermiyordu ama olan tamamen buydu. Mel, kendi bitkisinin yanı sıra, rakip olarak gördüğü kızın da On Tomurcuklu Hayalet Orkide’ sini de kolluyordu.

Şatafatlı kıyafetler içindeki kızın bitkisindeki tomurcuk açmaya başladığı an, kendisi de sıradaki tomurcuğa çiçek açtırdı.

Maria’da baştan önemsemediği çocuğa nefret dolu gözlerle bakıyordu, herhalde en uçuk rüyasında bile nereden geldiği belli olmayan bir köylünün onunla yarışabileceğini düşünmemişti.

“Geçen sene dokuz tomurcuğun çiçek açışını görmüştük, acaba bu sene daha iyisi çıkar mı?”

Halk kısmında bulunan denetmenler kendi aralarında konuşuyordu, geçen sene de burada olan bir tanesinin merak ettikleri vardı.

“Zannetmiyorum, o son yirmi yılın en iyi skoruydu ve başaranda Gloove ailesinin genç efendisiydi!”

Bekleyiş ve dedikodularla bir beş dakika daha geçti, Mel ile Maria sekizinci, diğer herkes altıncı tomurcuktaydı.

Maria’nın yüzünden terler boşalmaya başladı, elinde beliren öz suyunun kapağını açıp bir hamlede On Tomurcuklu Orkide’ nin toprağına boşattı. Bölüm Başkanı izin verdiğinde öz suyunu kullanmayan tek asil oydu ama testin sonuna yaklaşıldığında sınırına geldiğini hissetmiş olacak ki bu imtiyazı kullanmaktan çekinmedi.

Dokuz dakika kaldı ve Maria’nın öz suyu etkisini göstermeye başladı, bitkinin tomurcuğu huzursuzca titremeye başladı, bir dakika daha geçtiğinde açmak için büyük çaba sarf ettiği belli oluyordu.

Nihayet son altı dakika kala dokuzuncu tomurcuğa çiçek açtırmayı başardı güzel kız, On tomurcuklu Hayalet Orkide’ nin gövdesinin üzerinde dokuz tane beyaz çiçek vardı. Açılmamış tek tomurcuk sağ taraftaydı, eğer oda açarsa her iki yanda beşer çiçeğin olduğu bitki güzelliğini tamamen sergileyecek bir hale kavuşacaktı.

Cebinden çıkardığı kenarları işlemeli mendille alnındaki terleri sildi Maria. Beyaz mendilin bir ucunda, ismi ve soy isminin baş harfleri de altın sicimlerle zarifçe işlenmişti.

Ardından kafasını kaldırıp Mel’e doğru baktı, tavrında sonunda üstün gelmiş bir insana has olan kibirli hava göze çarpıyordu. Öz suyu kullandığı için yaptığı soydaşının başarısı kadar ilgi göremeyecekti ama yine de son yirmi senenin en iyi derecelerinden birini yapmıştı, nasıl kibirlenmezdi ki?”

“İşin sonunda en iyi kendini belli etti, bazılarının aşamayacağı sınırların olduğunu öğrenmesi zaman alabiliyor!”

Louise yine rahat duramadı, ailesini temsil eden kişinin dokuzuncu tomurcuğa çiçek açtırmasının ardından konuşmaya başladı. Sözlerinin hedefi direkt olarak Mel’di, Maria ile yarışan tek kişi olarak sınırının burası olduğunu söylüyordu ona.

“Bu sene katılımcılarımız gerçekten çok başarılı, altı tomurcuğun altında kalan kimse yok, çoğu yedi ve içlerinden bazıları sekizinci tomurcuğa kadar ulaştılar!”

Bölüm başkanı, Genç Üstat’ ın sözlerini bir ara geçiş yaparak yumuşattı ama kısaca durumu da özetlemiş oldu.

Halkın çocukları altı, asillerin çoğu yedi ve Maria hariç geri kalanlar sekiz tomurcuktaydı. Mel’ in ve diğerlerinin kanlarını ortaya koyarak başardıklarını, asil ailelerin çocukları ellerindeki imkânları kullanarak rahatça başarabilmişti.

“Kana karşılık, para; sanırım Akademimizin yeni düzeni böyle işliyor!”

Aksi Hanry koltuğuna çöktü, durum yüzeyde sevindirici olsa da mırıldandığı sözler yüreğine ağır bir taş gibi oturuyordu belli ki.

“Arkadaşım, yapma!”

Sonucun neredeyse belli olduğu ve testin bitmesine beş dakikadan az süre kaldığı bu anlarda, tiz bir çocuk sesi tek katlı binada yankılandı.

Bağıran, Mel’ in yanında oturan sarı saçlı, yamuk kâküllü çocuktan başkası değildi, bu eyleminin nedeniyse yine Mel’ in elindeki orak biçimdeki hançerdi.

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)