POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
En Güçlü Sistem Oku
En Güçlü Sistem
Bir Grup Çöp Gelin Vurun Bana

Mirasçı Bölüm 29: Bölüm

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 152
Tarih : 08 Eylül 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bu haykırışla beraber, bütün gözler elindeki orak şeklindeki bıçağı sol bileğine vuran genç çocuğa döndü. Parmak kalınlığında açılan kesikten kanlar akmaya başladı ve hepsi On Tomurcuklu Hayalet Orkide’ nin üzerine dökülüyordu.

Aksi Hanry bu olay üzerine yerinden fırlayacak gibi oldu ama bir kol uzanıp onu geri oturttu. Bitki Bölüm Başkanı, sağ tarafında oturan orta yaşlı adamı durdurdu.

“Kıdemli Üstat, sınava giren katılımcılar her şeyi kendileri yapmak zorundalar!”

Hanry’ nin gözünde nefretin renkleri belirdi, Bölüm Başkanı’ da bunu görecek ki adamın kolundaki elini hemen geri çekti.

“Aptala bak, yeterli puanı aldığı bir test için kendisini öldürecek!”

“Bu kadar kan enerjisi kaybettikten sonra, toparlanabilir mi acaba?”

Üstat Louise susuyordu ama onun yerine asil ailelerin çocukları konuşmaktaydı. Onlara göre, Mel’ in hareketleri gereksizliğin son noktasıydı, anlamdıramadıkları bu olayla dalga geçiyorlardı.

Ortamın karıştığı anlarda On Tomurcuklu Hayalet Orkide’ nin dokuzuncu tomurcuğu da çiçek açtı. İşte o zaman bütün sesler sustu, sadece birbirlerine bakan beyaz ve kırmızı çiçekler açmış bitkiler kaldı.

“Oldu, halkın içinden biri dokuzuncu çiçeği açtırmayı başardı!”

Yamuk kâküllü çocuk yüksek sesle bağırdı, son yirmi senenin en büyük başarısına halkın arasından çıkan biri ortak olmuştu.

“Bitkinin çiçekleri kırmızıya döndü, tüm tıbbi özelliklerini kaybetti. Test bitince çöpe atmamız gerekecek!”

Genç Üstat bu başarıyı görmemiş gibi, çiçeklerinin rengi değişen bitki hakkında atıp tutmaya başladı, konuyu değiştirmek konusunda çok kıvraktı Louise.

Mel, bu sözler üzerine bakışlarını bitkinin üzerinden kaldırıp üç adamın durduğu yere çevirdi; ortada şaşkınlık, solda kıskançlık ve son olarak sağ tarafta hayranlık ifadeleri onu karşılıyordu.

“Eski dostum bu sefer dediğin gibi olsun, madem bu işe giriştik sonunu getirelim!”

Testin bitmesine birkaç dakika kalmıştı, Mel kanlı sol eliyle orak şeklindeki hançeri bir daha kavradı ve bu sefer sağ bileğine vurdu.

Kan bitkinin üzerine fışkırdığında son iki dakikaydı, iri yapılı genç hariç herkes sonuçlarına razı olmuştu ama Mel’ in bir amacı daha vardı.

Bir dakika daha kanıyla On Tomurcuklu Hayalet Orkide’ yi besledi, herkesin ilgisi onun üzerinde toplandı. Hatta halktan çocukların olduğu yerdekiler ayağa kalkıp, Mel’ in arkasında yarım daire şeklinde topladılar

“Onuncu Tomurcuğu çiçek açtırmaya çalışıyor!”

“Evet, eğer başarırsa yüz yıl önceki rekora ortak olacak!”

Sağ taraftaki denetmenlerde Mel’ in önüne kadar gelip olanları yakından incelemeye başladılar, aralarındaki konuşmalara kulak misafiri olan çocuklarsa iyiden iyiye gaza geliyordu.

“Hadi arkadaşım, başarabilirsin!”

“Dayan biraz daha yapabilirsin!”

Mel, istemeden halkın çocuklarının desteğini arkasına aldı, bakışlarında onu bir lider olarak gördüklerinin emareleri saklıydı.

“Hanry yüz sene önceki rekor sana ait, ne diyorsun, çocuk seni yakalayabilecek mi?”

Bölüm Başkanı sağına dönüp konuştu ve orta yaşlı adamın ne cevap vereceğini merakla beklemeye başladı.

Muhatabının gözleri Mel’ in üzerindeydi, duvardaki dev kum saatinin üst tarafındaki kumlar bir avuçtan biraz fazla kaldığında da o da konuştu.

“Yakaladı bile!”

İki kelime ince uzun bina boyunca çınladı, çok yüksek değildi tonları, başka ses olmaması sayesindeydi bu yolculukları.

Ardından Mel’ in etrafını saran genç çocukların haykırışları başladı, On Tomurcuklu Hayalet Orkide on kırmızı çiçeğiyle ışık saçıyordu.

Kargaşa sürerken, Mel kan kaybına bağlı olarak kendinden geçip geriye doğru savruldu, onu ilk yakalayan saçları yamuk kesilmiş çocuk oldu.

Bunun üzerine Aksi Hanry yerinden fırlayıp birkaç masa önündeki Mel’ in yanına geldi, elinde beliren iki cıvık karışımı hızla bileklerindeki kanayan yerlere uyguladı.

Bir tane fındık büyüklüğündeki yeşil ilacı da kaşla göz arasında ağzına tıkadı, daha önce onu engelleyen Bölüm Başkanı da bu sefer sadece izlemekle yetindi.

Asil ailelerin çocukları kıskanç gözlerle olanları izliyorlardı, içlerinde en öfkeli olansa Maria Gloove’du. Öz suyu kullanarak dokuzuncu tomurcuğu açtırıp, son yirmi senenin en iyi derecesini tekrarlasa da, köylünün biri çıkıp yüz senelik rekora ortak olmuştu.

Parmak uçlarını sertçe masaya çarptığında oluşan sesi, dişlerinin birbirine sürterken çıkardığı ses bastırıyordu. İlk testte yaşananlar asil ailelerin çocuklarına soğuk duş aldırdıysa, genç kız yüzüne tokat yemiş gibiydi.

Beş dakika sonra Mel kendisine geldi, bu arada Aksi Hanry ve diğer çocuklar yerlerine geçmiş, on tomurcuğa çiçek açtıran çocuğun başında sadece iki denetmen kalmıştı.

“Tebrik ederim genç adam, ismini söyler misin?”

İhtiyar adam yeni gözlerini açan Mel’e sorusunu yöneltirken çok samimi bir tavır takındı, şu anda onun asillere avantaj sağlayan adamla aynı kişi olduğunu düşünmek imkânsızdı.

“Mel, Mel Malcom efendim!”

Suratı kireç gibiydi iri yarı çocuğun, buna rağmen dik duruşunu bozmadan cevap verdi.

“Birinci testin lideri Mel, on tomurcuğu açtırdığın için bitkiyi sana armağan ediyorum ve hanene on puanı yazdırıyorum!”

“İkinci test yarın aynı saatte yapılacak, dağılabilirsiniz!”

Bölüm başkanı konuştuktan sonra ağır hareketlerle yerinden kalktı, yavaş adımlarla çıkışa doğru ilerliyordu ki bir ses onu durdurdu.

“Efendim, size bir şey sorabilir miyim?”

Konuşan Mel’di ve hedefinde masasının önünden geçmekte olan Bölüm Başkanı vardı.

“Terbiyesiz çocuk, sen kim oluyorsun da Bölüm Başkanı ile konuşma cüretini kendinde buluyorsun?”

Barut fıçısına dönmüş Louise Gloove sertçe bağırdı, daha da ileri gidecek gibiydi ama yaşlı adam elini uzatıp onu susturdu.

“Sor bakalım ufaklık, yüz senelik rekora ortak olduğun için sana bir iltimas geçiyorum!”

“Efendim, Üstat Louise arkadaşlarımın bitkilerinin kırmızı çiçekleri yüzünden çöpe atılacağını söyledi, doğru mu bu?”

Soruyu duyan Louise’ in gözleri kocaman açıldı, henüz testleri geçememiş bir velet onun sözlerini doğrulamak için Bölüm Başkanı’nı kullanıyordu.

“Evet, maalesef bir gün içinde çiçekler solacak ve On Tomurcuklu Hayalet Orkide bir daha kullanılmayacak hale gelecek!”

Gerçekten üzücü bir haberdi ama bunu duyan Mel’ in yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi.

“O zaman bu bitkileri arkadaşlarım alabilir mi?”

“Sen haddini çok aştın?”

Üstat Louise Mel’e doğru bir ki adım atıp bağırdı. Bu sefer, hızla Bölüm Başkanı’nın önünden geçip masaya yanaştı. Neyse ki hesaba katmadığı biri vardı, Aksi Hanry Mel ile arasında bir anda belirdi.

“Nereye genç meslektaşım?”

Ortam gerildi, Bitki Bölümü içinde Başkandan sonraki en yüksek rütbeye sahip iki kişi, kelimenin tam anlamıyla karşı karşıya gelmişti.

“Alabilirler, yaptıkları fedakârlıkların bir nişanesi olarak görebilirler. En azından bunu hak ettiler öyle değil mi Louise?”

Sırtı ihtiyar adama dönük Genç Üstat derin bir nefes çekti, bir karış uzaklıktan ona sırıtan Hanry’ yi görmezden gelerek konuştu.

“Haklısınız efendim, harcadıkları ömürlerini hatırlamak için alabilirler!”

Çatallı dilini içeri sokmadan önce birkaç kere daha tısladı Louise Gloove, ardından da Bölüm Başkanı’nın peşine takılarak tek katlı binayı terk etti.

On dakika içinde önce asil ailelerin çocukları, daha sonra test denetmenleri binayı terk etti, içeri de Aksi Hanry, Mel ve halktan gelen çocuklar kaldılar.

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

....


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)