POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
En Güçlü Sistem Oku
En Güçlü Sistem
Bir Grup Çöp Gelin Vurun Bana

Mirasçı Bölüm 30: Bölüm

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 141
Tarih : 08 Eylül 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Aferin size çocuklar, görülmemiş bir başarı kazandınız. O ahlaksızların sözlerine aldanmayın, bıçağımda yüz yıl sonra kanla ıslanmaktan mutlu bugün!”

Elindeki orak biçimdeki bıçağı kınına sokan Aksi Hanry’ nin suratında, büyük bir gülümseme belirdi. Çıkışa doğru ilerlerken, Mel’i kolundan yakalayıp yürümeye başladı.

“Sözüm söz, Akademiye giremesen de sana On Tomurcuklu Hayalet Orkide vereceğim. Bu benim nişanım, elinde oldukça gelip beni Bitki Bölümü’nde bulabilirsin.

Sırtını sıvazlayıp, üzerinde büyük bir H kabartması olan dört köşe nişanı eline verdi Hanry. Ardından neşeli bir şarkının melodisini ıslıkla çala çala uzaklaştı. Aksi Hanry’ nin keyfine diyecek yoktu.

Mel onu kapıya kadar uğurladı, bir süre neşeli adamı izledikten sonra arkasına dönerek kendisini bekleyen çocukların yanına geri döndü.

“Teşekkürler, arkadaşım!”

“Bu puanı alabileceğimi hiç düşünmemiştim!”

Testten yedi puan alan çocuklardan biri öne çıkarak Mel’ in elini sıkmak istedi ama bir saniye sonra yaptığının aptalca bir hareket olduğunu anlayarak uzanmış elini geri çekti.

Diğerleri de boş durmadı, istisnasız herkes Mel’i tebrik edip teşekkürlerini iletti. Sona kalan saçları yamuk kesilmiş olan çocuktu, masasından aldığı yaprakları kırmızı açmış çiçeği iki eli yaralı Mel’ in masasına koydu.

“Ailem fakir ve sana bu bitkiden başka verebileceğim bir şeyim yok, lütfen kabul et!”

Gözlerinde beliren minnet ışıkları altında hediyesini verip geri çekildi, bu yaptığı diğerlerini de hareketlendirdi. Ellerinde kalan altı ve yedi çiçekli bitkileri kapan, rotasını Mel’ in masasına çevirdi.

“Arkadaşlar beni dinleyin!”

Herkes durdu, liderleri gibi görmeye başladıkları genç çocuğun söyleyeceği bir şeyler var gibiydi.

“Size yalan söylemeyeceğim, On Tomurcuklu hayalet Orkideleri Bölüm Başkanından kendim için istedim ama ilk önce kaybettiğiniz kan özlerinizi telafi etmeniz lazım.”

Kayıpları dile getirilince Mel’ in etrafına toplanmış genç çocukların güler yüzleri soldu, tek bir test için verilen onlarca yılın ağırlığı üzerlerine çöküyordu.

“Hepinizden, bitkileri bana teslim etmeden önce açmış olan çiçeklerini yemenizi istiyorum, bu şekilde kaybettiğiniz kan canlılığını geri kazanabileceksiniz. Önemli bir nokta var, sakın bir daha hiçbir bitkiyi kendi kanınızla beslemeyin yoksa bu yöntemle kaybettiklerinizi geri almanız mümkün olmayacak!”

Genç çocuklar sorgulamadan denileni yapma başladılar, hemen hemen hepsi ilk çiçeklerini yedi.

“İnanamıyorum, çiçekten bedenime delicesine bir enerji akımı oluyor!”

“Benim de.”

“Benim de!”

İlk çiçekleri yiyen çocuklar sanki sözleşmiş gibi aynı anda ikincilere uzandılar, sonra üçüncü, ardından dördüncü…

Yedikçe solan renkleri geri gelmeye başladı, besledikleri bitkinin tüm çiçeklerini bitirdiklerinde teste başladıkları halden daha dinç görünüyorlardı.

“Eski dostum, bak sabrettik ve elli tane On Tomurcuklu Bitkimiz oldu. Çocukların yaşam enerjilerini çiçeklerde tutup koruduğun için teşekkürler!”

Olan buydu, çiçekleri yiyerek canlılıklarını geri kazanmalarının tek nedeni Mel’ in içindeki ağacın bitkilere hükmedip bunu mümkün kılması oldu.

Ardından yavaş yavaş onlarda ayrılmaya başladılar, Bölüm Başkanı ikinci testin yarın yapılacağını söylemişti. Mel hepsi gidene kadar bekledi, son çocuk kapıdan çıkınca bitkileri içindeki mağaraya özümsemeye koyuldu.

Çok sürmedi, yaklaşık on dakika içinde etraf tertemiz oldu, ilk testin rekortmenin de ayrılma vakti geliyordu.

Mel kapıdan çıktığında elini gözlerinin önüne götürdü, uzun süre binanın içinde kaldıktan sonra tepeye ulaşmış gün ışığı belli ki onu rahatsız ediyordu.

“Arkadaşım!”

Gözlerini açamadığından gelen sese doğru tüm vücuduyla döndü genç çocuk, şimdi güneş sırtına vuruyordu.

“Merhaba!”

Seslenen sınavdaki komşusuydu, yamuk saçlarının çevrelediği vasat yüzünde dostça bir ifadeyle vardı.

“Seni bekliyordum! Ben bu yerleşimde yaşıyorum, istersen sana etrafı gezdirebilirim!”

Mel gülümsedi

“Bana bir şey borçlu değilsin, bitkini aldığımdan itibaren her şey eşitlendi!”

“Yanlış anladın beni, amacım seninle arkadaş olmak!”

Çocuğun sözleri sonrası biraz düşündü Mel. Çok fazla sırrı vardı, etrafında birilerinin olması potansiyel tehlike olacaktı.

“Anlıyorum, yalnız kalmak istiyorsun. Ben dövüşçü kabul sınavını izlemeye gideceğim, istersen beraber gidebiliriz, bak bu son teklifim.”

“O da mı bu gündü?”

Mel birkaç gün önce öğrendiği bilgiyi tamamen unutmuş gibi tepki gösterdi, onun bu hali arkadaş olmak isteyen çocuğu da heyecanlandırdı.

“Adım Nalt, hadi düş peşime!”

Çocuk kendini tanıttı ve ikili Bitki Bölüm Binası’nın geniş yolundan ayrılıp ara sokaklara girdi. Nalt buralı olduğunu söylerken yalan söylememiş gibiydi, Mel’ in gelirken kullanmadığı ara sokaklardan geçerek önce merkeze, daha sonra Dövüş Bölümü katılım sınavının yapıldığı büyük alana vardılar.

Burası, etrafında taştan sıraların, ortadaysa on metreye on metre büyüklüğünde birçok dövüş alanının bulunduğu bir yerdi. Kalabalığa bakılırsa sınav çoktan başlamıştı ama Nalt yine numarasını yapıp onları önlerde bir yere götürebildi.

“Mel, başlayalı çok olmamıştır. Bitki Bölümü testi sabah, dövüş testi öğlen, simya testi akşam yapılır. Güya üç testide izlemek isteyenler için böyle düzenlenmiş ama sen de gördün bizi pek sallayan yok!”

Haksız sayılmazdı genç çocuk, Bitki Bölüm Kabul Testi yapılırken katılımcılar dışında kimse yoktu, buradaysa her yer insan kaynıyordu.

“Neden, herkes buraya gelmiş!”

Mel sorusunu sorunca yeni tanıştığı arkadaşı gülmeye başladı ama yanındaki iri gencin kaşları çatılmıştı.

“Kızma hemen, cevabı bariz bir şey sordun, o nedenle gülesim geldi. Hemen sana neden bizim değil de buradaki katılımcıların izlendiğini anlatayım!”

“Dövüş Katılım Testi üç gün sürse de aslında tek testtir. Katılımcılar gruplara ayrılarak dövüşürler, kazanılan her dövüş bir puan demektir. On puan toplayan yarın da dövüşme hakkı kazanır, bunu başaramayanlar elenir!”

Nalt ‘ın sözlerini dikkatle dinleyen Mel, sanki bu anı bekliyormuş gibi konuştu.

“On puan alanlar dövüşmeyi bırakıyor ve sonra kalanlar kendi aralarında devam mı ediyorlar. Bir sınır yok mu?”

“Sınır var tabii ki, grubunda on puan alamayacağın kadar kişi kalırsa dövüşemezsin. Bitki ve Simya Bölümünün aksine, eğer yeterli paran varsa dövüşçü bölümüne katılım madalyonunu Akademi’den satın alabilirsin. Bu nedenle yirmi dövüş alanına ayrılan bu yerde, her grupta en az elliden fazla insan olur.”

Mel bu sözleri daha öncede duymuştu, kapı muhafızının oğlu da hemen hemen aynı şeyleri anlatıyordu.

“Bu kadar fazla sayıda dövüş yaptıktan sonra bir günde nasıl toparlanacaklar ki?”

“İlk gün yapılan dövüşler genelde en kötüler veya tecrübe kazanmak isteyenler arasında yapılır. Sınavdan önce ismi duyulan insanlarla kimse dövüşmez, hemen pes ederek kalan dövüşler için enerjilerini korumaya bakarlar.

Bir söz vardır, eğer ilk gün beş kere dövüşmek zorunda kalırsan üçüncü günü zor görürsün!”

Her şey Mel için çok yeniydi, belki de Nalt ‘ın yanında olması iyi bir şey olacak.

Seri bu bölüm itibari ile sadece novelturkiye.com üzerinden yayınlanmaya devam edecektir.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)