POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Mirasçı Bölüm 31: 31. Bölüm

Çeviri : Supermax
Düzenleme : Supermax
Okunma : 74
Tarih : 27 Eylül 2019
Önceki Bölüm Tüm Bölümler

“Nasıl olur, on puan toplamak için on kere dövüş arenasına çıkmasına gerek yok mu?”

Nalt, böyle bir cevap alacağını bilirmiş gibi elini Mel’ in omuzuna doğru atıp konuşmaya başladı.

“Evet, on kere arenaya çıkması lazım ama on kere dövüşmek zorunda değil. Bak hemen sana bir örnek vereyim, şu sağdaki arenayı izle!”

“Hangisi, elinde uzun kılıç olan çocuğunkini mi?”

“Evet, onu izleyelim. Sarılı kıyafetli kılıç kullananın adı Sim, büyük bir tüccar ailesinin varisi, dövüş konusunda yetenekleri şimdiden herkes tarafından biliniyor.”

“Karşısındaki kim?”

“O mu, benim arkadaşım. Yetenekleri fena sayılmaz ama ailesinin onu destekleyecek durumu yok. Anlayacağın potansiyelini sonuna kadar kullanamıyor, ne yapacak şimdi iyi izle!”

Mel tüm dikkatini dövüşün yapılacağı arenaya çevirdi, en ufak ayrıntıyı kaçırmamak için gözlerini kocaman açtı.

“Pes ediyorum!”

Daha hakem başlama işaretini verdiği an, elinde eski kısa bir kılıç bulunan çocuk pes etti, Nalt’ ın arkadaşı bir saniye bile geç kalmayı göze alamadan hızla merdivenlerden aşağı indi.

Bunu gören yamuk saç kesimli çocuk o taraf doğru bağırdı.

“Florin, hey Florin!”

Sesi duyan çocuk aniden o tarafa döndü, Nalt’ı görünce de yanına yürümeye başladı.

“Ucuz kurtuldum, biraz daha geç kalsam kılıcını savurabilirdi!”

Söylediği sözlerin aksine yüzünde gülümseme vardı Florin’ in, üzerindeki basit aba rengi kıyafete doladığı kuşağın içine tek elini sokmuş diğer eliyle de eski görünümlü kılıcı kavramıştı.

“Sen işini bilisin, önce sizi tanıştırayım bu arkadaşım Mel!”

Florin Nalt’ ın yanındaki iri genci bir süre süzdü, ardından dostça elini uzattı.

“Benim adım Florin, tanıştığımıza memnun oldum. Nerede tanıştınız?”

Mel çocuğun sıcakkanlı ve teklifsiz tavrından ötürü şaşırmış gibiydi, onun yerine Nalt cevap verdi.

“Bitki Bölümü Sınavında tanıştık!”

“Bu fizikle Bitki Toplayıcısı mı olacaksın, hadi Nalt’ı anladım ama sen de tam bir dövüşçü duruşu var!”

Florin biraz boş boğaz bir tipti, buna karşın Mel sadece susup kaldı.

“Bitki Toplayıcısı mı dedin, bence çeneni kapalı tutsan senin için daha iyi olur. Mel bugün yüz senelik rekoru egale edip, On Tomurcuklu Hayalet Orkide’ nin on tomurcuğuna da çiçek açtırdı!”

“Ne dedin sen?”

“Ne dediğimi duydun işte, Mel büyük ihtimal Bitki Bilimci olacak. Ona göre ayağını denk al!”

Söylenenleri Florin ile beraber civardaki birkaç kişi daha duydu ama bir saniye sonra önlerine döndüler. Sanırım, üstü başı döküntü kıyafetlerle kuşanmış üç çocuğun konuştuklarını ciddiye almadılar.

“Boş ver onları, peki sen ne yaptın?”

İki koca dişini ağzından taşırarak konuştu Florin, o da en az Nalt kadar vasat bir görünüşe sahipti.

“Ben sekiz tomurcuğa çiçek açtırdım ama en önemlisi halkın içinden gelen çocukların hepsi ilk testte en az altı puan aldılar!”

Florin’ in yüzü biraz daha uzadı, aşağı düşen çenesini toplamak için elini kullanması gerekiyordu. Çevredekiler bir daha üçlüye döndü ama bu sefer tepkisiz kalmayacaklardı.

“Velet ne saçmalıyorsun bir saattir, yok on tomurcuk açtırmış yok hepsi ilk testten en az altı puan almış. Kafayı mı yedin sen?”

İri kıyım biri öne çıkıp Nalt’ı haşladı, yamuk saçlı genç çocuksa geri adım atmadı.

“Bana inanmıyorsan şuradakilere sor, onlarda sizin gibi asil soylu, onlara inanırsın belki!”

Ceketinin içine kahverengi yelek giyen adam, yanındaki çocuğu eliyle dürtüp Nalt’ ın gösterdiği yere yolladı. Çocuk onca kalabalığın arasından yılan gibi sıyrılıyordu, iki dakika sürmeden gidip geldi.

Bir eliyle ağzını kapatıp şık giyim adamın kulağına fısıldadı, işte o an adamın kibirli bakışları değişti. Ağır ağır kafasını Mel’e doğru çevirip hafiften kamburlaşan sırtına aldırmadan konuşmaya başladı.

“Çocuklar, bu amcanız dövüşlerin heyecanıyla ne dediğini bilemedi, vaktiniz olunca meydandaki dükkânıma gelin size birkaç eşya hediye edeyim. İri Joe’nun dükkânı derseniz kime sorsanız gösterir!”

Konuşması bitince yanındakilerle beraber uzaklaştı iri kıyım adam, Mel’se başından beri takındığı suskun duruşu bozmadı.

“He he he, nasılda ite döndü!”

Florin kocaman bir kahkahayı orta yere bıraktı, onu Nalt’ da takip etti. İki arkadaş birbirlerinin sırtına vura vura gülüyordu.

“Nalt, burada neler oluyor?”

Mel sudan çıkmış şaşkın ördek yavrusu gibiydi, en sonunda ağzını açıp birkaç kelime söyleyebildi.

“Her şeyi anlatacağım ama önce dövüşleri izleyelim. Yarına kadar vaktimiz bol, bu gece bizdesin bırakmam!”

“Bakın bakın, bu çocuk bizim grupta ve şu ana kadar üçte üç yaptı. En ilginci de, uzak bir kasabadan gelen bizim gibi bir tip!”

“Adı Edgan, çok acayip biri. İlk üç tur asil ailelerin çocuklarını ardı ardına indirdi. İçlerinden biri az önce karşılaştığım Sim’di.

Mel, Florin’ in az önce kaçar gibi indiği yere bakınca tanıdık birini gördü, uzun saçları ve yakışıklı duruşuyla gerçekten şehre girişte tanıştığı Edgan’ dı bu.

“Nasıl olur, Sim’in bu yaşında Keşfetme seviyesinin ikinci aşamasına çıktığını herkes biliyor. Doğanın enerjisini bedeninde dolaştıran birini nasıl yendi bu çocuk!”

Nalt hayretle bağırdı, cevabını bilmediği soru karşısında şaşkındı ama aradığı cevap hemen gelecekti.

“Ne yani abim sizin kahramanınızı yenemez mi? Keşfetmenin ikinci aşamasındaysa ne olmuş, hepiniz gördünüz abim silahını bile kullanmadı!”

Elini beline koymuş güzel yüzlü bir kız üçlünün üzerine doğru yürürken, bir yandan da tek kaşı havada konuşuyordu. Nalt’ ın sözleri onu biraz kızdırmış gibiydi.

“Marvina, sen de mi buradasın?”

Kız tam Nalt’a çıkışmayı sürdürüyordu ki Mel’ in sesi duyuldu, o an Marvina’nın suratındaki ifade yumuşayarak kayboldu.

“Mel, bu ne sürpriz! Hangi rüzgâr attı seni buraya!”

Genç kız koşup Mel’e sarılınca, ortamdaki diğer iki kişi ağızları bir karış açık şekilde onları izlemeye koyuldu. Marvina gerçekten çok güzeldi ve onun bu ani davranışı karşısında Mel’de dâhil hiçbiri ne yapacaklarını bilemediler.

“Bitki Bölümü testi bitince arkadaşımla beraber dövüşleri izlemeye geldik ama size burada rastlayabileceğimi hiç düşünmemiştim.”

Mel tam kendini ifade ediyordu ki yanı başlarındaki arenadan çıkan bir sesle beraber uğultular yükselmeye başladı.

“Yine tek bir yumrukla yendi!”

“Kim bu çocuk böyle?”

“Kazanan Edgan!”

Hakem ismini anons ettiğinde, Edgan yerdeki rakibine eğilerek selam verip merdivenlerden inmeye başladı.

“Abi, buraya gel!”

Marvina, eskiden durduğu yere ilerleyen abisini, Mel ve arkadaşlarının olduğu yere çağırdı. Sesin geldiği yeri önce kestiremeyen uzun saçlı çocuk, Mel sayesinde yeni yeri bulacaktı zira Bitki Bölümü rekortmeni iri yapısıyla hemen dikkatleri üstüne çekiyordu.

Önceki Bölüm Tüm Bölümler
Çevirmen Notu

iyi Okumalar.


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)