POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 122: 122. Bölüm

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : Lohengramm
Okunma : 1258
Tarih : 11 Ağustos 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Tek Başıma Seviye Atlıyorum: 122. Bölüm

“Affedersiniz? Kamerayı mı?”

“Evet."

Kameraman şaşkın bir ifadeyle Jinwoo'ya baktı. Ancak, Jinwoo'nın yüzü çok ciddi ve hareketsizdi.

“Ama niye aniden kamerayı kapatmamı istediniz ki?..”

Jinwoo, kameramanın sorusuna cevap vermedi.

“...”

Kameraman burada bir karara varamadı. Avcı Sung Jinwoo gerçekten de onun kurtarıcısıydı. Özellikle de burada başkalarının hayatını kurtarırken, bu adamın isteğini memnuniyetle dikkate alırdı.

‘Ancak kamerayı kapatmamı istemek...'

Her Güney Kore vatandaşının şu anda bu yayını izlediğini söylemek abartı olmazdı. Bir yayıncı olarak, mevcut durumda kamerasının 'kapat' düğmesine basmakta zorlandı.

Böyle tereddüt etmeye başladığında, Jinwoo daha fazla zaman kaybetmemeyi seçti ve konuştu.

“Eğer kapatmazsan kırarım.”

Jinwoo’nun buz gibi sesini duyan kameraman eğildi. Eğer Avcı Sung Jinwoo kamerayı kırmaya karar verirse, buradaki Avcıların hepsi birleşip onu durdurabilir miydi?

Başka seçeneği kalmadığından artık sebebinin önemi yoktu.

“A-Anlıyorum. Bekleyin.”

Kameraman başa takılan kamerayı çıkardı ve cihazı kapattı. Kameranın güç ışığının söndüğünü doğruladıktan sonra Jinwoo, Cha Haein’i Baek Yoonho’dan geri aldı.

“Kameramanı korkutmak istemezdim, ama...”

Eğer Cha Haein’i kurtarmak istiyorsa başka çaresi yoktu.

Jinwoo onu tutarken hızla çevresini taradı. Ardından birkaç derin nefes aldı ve gözlerini kapadı.

“Şimdi ne yapmaya çalışıyor?”

Bütün Avcıların gözleri onun üzerindeydi. Kısa süre sonra gözlerini açtı. Aradığı şeyin yerini bulan Jinwoo aniden arkasını döndü ve karınca tünelinin derinlerine girdi.

Seri adım atıyordu, ama Cha Haein bu hâldeyken depar atamazdı. Diğerleri ona şaşkınlıkla bakıyordu, peşinden koşmamak için kendilerini zor tuttular.

Jinwoo sonunda durdu ve Cha Haein dikkatlice yere koydu. Ardından çevresindeki karınca cesedi yığınını kaldırmaya başladı.

“Höök!”

Beklenmedik bir şey keşfeden kameraman, ilk şaşıran kişi olmuştu.

“Mm...”

Diğer Avcıların da şaşkınlıktan nefesi kesildi. Çünkü orada Min Byunggu'nun soğuk, başsız bedeni vardı. Boynunun üstünde kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey olmadığını görmek gerçekten korkunç bir manzaraydı.

Ancak o zaman Avcı Sung Jinwoo’nun neden kameranın kapatılmasını istediğini anladılar. Kimse bu korkunç manzaraya tanık olmak istemezdi sonuçta.

“Höök.”

Aralarında Min Byunggu'ya en yakın kişi olan Baek Yoonho gözlerini kapattı ve başını çevirdi. Ama o esnada...

“Dur bir dakika...’

Aniden bir şey düşündü.

“Avcı Sung Jinwoo o kadar ölü canavarın arasında Byunggu’nun yerini nasıl bulmuştu?”

Cevap hemen aklına geldi.

Özel bir yetenek olmadan böyle bir şey mümkün değildi. İnsanların ve canavarların saldığı büyü enerjisi azıcık farklıydı, ama Jinwoo bu ikisi arasındaki ayrımı yapabilmiş ve Min Byunggu'nun cesedini salınımı tamamen bitmeden bulabilmişti.

Eğer bu doğruysa, o zaman şaşırtıcı bir algısı olduğu söylenebilirdi. Böyle bir iş, buna uygun bir özellik olmasına rağmen Baek Yoonho’nun “Canavarın Gözleri” için bile imkânsız olurdu.

Böyle düşündükten sonra Baek Yoonho kafasını Jinwoo’ya doğru çevirdi. Byunggu’nun son görüntüsü kâbuslarına girecek bile olsa, Baek Yoonho daha sonra olacaklara kendi gözleriyle tanık olmak istiyordu.

“Avcı Sung Jinwoo... Ne yapmaya çalışıyorsun?”

Bakışları Jinwoo, Min Byunggu ve Cha Haein arasında gidip gelirken alnında soğuk terler birikti.

Bu esnada Jinwoo da Min Byunggu'nun durumuna yakından baktı. Cesetten kara duman yükseliyordu. Yani “Gölge İhracı”nı uygulamak mümkündü.

Ve tabii ki...

Zırr zırr

[Seçilen hedef üzerinde Gölge İhracı’nı kullanmak mümkündür.]

 

Mekanik zırlama ve Sistem’in mesajı onu yapmak istediği şeyin yapılabilir olduğuna dair “arkadaşça” bir şekilde bilgilendirdi.

Tabii ki Jinwoo, Avcı Min Byunggu’nun vefat ettiğini duyar duymaz onu “Gölge Asker”e çevirebileceğinin farkındaydı.

Ama bunu yapmaktan hoşlanmadı.

Suçsuz bir adamı ölümsüz hâle getirip onu asker olarak kullanamazdı... Ceset S Seviye bir Avcı’ya ait olsa bile, bu fikri tamamen reddetti. Bu bir insanın yapması gereken bir şey değildi. Ancak...

Jinwoo, Cha Haein’in sürekli solan yüzüne baktı.

“...En iyisi bu.”

Peki ya her saniyenin önemli olduğu bir durumda, ağır yaralı kişiyi Güney Kore’nin en iyi Şifacısına emanet edebilecekse? Bunun üzerine kafa yormasına bile gerek var mıydı?

Eğer bu karar Min Byunggu'ya kalsaydı, o da yüzde yüz aynısını seçerdi. Jinwoo ciddi bir ifadeye büründü ve gölgeye emir verdi.

“Ayaklan.”

Ancak sonuç beklediğinden farklıydı.

Zırr zırr!

[Gölge İhracı başarısız oldu.]

 

Jinwoo’nun kafası karıştı ve endişelenmeye başladı.

Yeteneğin seviyesi, hedefin durum puanlarına kıyasla çok düşük olduğu için miydi? Yoksa bu Gölge İhracı’nı yapası olmadığı için miydi?

Jinwoo, dikkat dağıtıcı düşüncelerden çabucak kurtuldu. Ardından bir kez daha konuştu, sesi bu sefer daha iradeliydi.

“Ayaklan.”

O zaman istediği oldu.

Uaaaaahhhh---!

Muzaffer bir kükreme veya çığlık olarak tarif edilebilecek ağır bir ses, uzaklardan yankılandı ve ürpertici bir rüzgâr herkesin yanından geçti. Avcıların gözleri, tüyleri ürperince fal taşı gibi açıldı.

“Aman Tanrım!”

“Yoksa bu...?!”

Min Byunggu’nın gölgesinden kara bir el yükseldi. Kara el sanki tekrar gölgenin içine dönmek istemiyormuş gibi kuvvetlice toprağı kaptı. Sonra kendini karanlıktan çekmeye başladı.

“Bu nasıl, nasıl olur?”

Baek Yoonho, kalbi şu anda gördüklerinden patlayacakmış gibi hissetti. Diğer insanlar göremiyor olabilirdi, ama gözleri her şeyi net bir şekilde görüyordu.

Min Byunggu'nun gölgesinden yükselen büyü enerjisi yavaş yavaş bir insanın şekline dönüşüyordu. Daha doğrusu kapkara zırhlı bir askere.

Ve çok geçmeden, sözde 'çağrılan' yaratık nihayet kendini ortaya çıkardı.

“...”

Avcılar sustu kaldı ve Jinwoo’nun yeni çağırdığı yaratığa hayranlıkla baktılar. Ve bu yaratıktan yalnızca birinci sınıf bir Avcıdan sezilebilecek bir büyü gücü seziyorlardı.

“Hayır, dur bir dakika?..”

Zeki Choi Jongin farkına varınca kaşlarını çattı.

Herkes nefes nefese seyrederken, Jinwoo’nun sakin gözleri Min Byunggu'nun gölgesini inceliyordu. Göz göze geldiklerinde yeni Gölge Asker başını salladı.

Gölge askerlerinden birine dönüştüğü an, Jinwoo’yla zihinsel bir bağ kurmuştu. Hükümdarlarının onlardan ne istediklerini biliyorlardı. Daha fazla emre ihtiyaç duymadan Min Byunggu'nun gölgesi diz çöktü ve Cha Haein’e şifa büyüsü yapmaya başladı.

Vuuooonggg...

Gölge Asker’in ellerinden ılık ışınlar çıkar çıkmaz, Cha Haein’in soluk cildi yeniden renklendi. En üst düzey şifa sihri iş başındaydı.

“Biliyordum!”

Choi Jongin şu an kafayı yemek üzereydi. Cha Haein’i iyileştiren o ışıkları gördükten sonra tahminlerinde tamamen haklı olduğunu anladı. Bu kara askerin kimliği Min Byunggu'dan başkası değildi!

O esnada diğer Avcılar da burada neler döndüğünü anlamaya başladılar.

Min Byunggu'nın gölgesinden kara el çıktığından beri çenesini yerden toplayamayan Mah Dong-Wook, artık hayranlığını dile getirecek kadar sakinleşmişti.

“Eğitmen Sung, siz... Sıradan bir Çağıran değilsiniz demek.”

Jinwoo ne kabul etti ya da reddetti.

Ancak onlar nasıl insanlardı? Her biri Güney Kore'deki en büyük Loncaları temsil eden mükemmel Avcılardı. İşin özünü kavramak için onaya ihtiyaçları yoktu.

“Yoksa siz... Avcı Sung Jinwoo-nim, yoksa siz ölülerin güçlerini kullanabiliyor musunuz?”

Choi Jongin yüzünde gergin bir ifadeyle sordu.

Jinwoo bir kez başını salladı. Artık burada olduğundan, güçlerini gizlemesine veya yalan söylemesine gerek yoktu.

“Bu herifler şuracıkta uyduracağım yalanlara inanmazlar zaten.”

Aslında güçlerini başkasına ifşa ettiği için omzundan büyük bir yük kalkmış gibi hissetti.

Diğer insanlar bundan korkabilirdi, ama Jinwoo olduğu yere gelmesine yardımcı olduğu için bu güce sonsuza dek minnettar kalacaktı. Gölge Hükümdârı’nın gücüyle gurur duyuyordu.

Jinwoo’nun yüzündeki özgüvenli ifadeyi görünce diğer Avcılar da güçlerinden korkmaya başladılar.

“Ölmüşlerin güçlerini kullanarak yaratıklar çağırabiliyor mu?”

“Savaş şiddetlendikçe daha da güçlenmez mi o zaman? Bu ne korkunç bir yetenek...”

“Artık ne söyleyeceğimi bile bilmiyorum.”

Jinwoo’nun yeteneğine tanık olan Avcılarda bu gelişme farklı izlenimler bıraktı.

Ancak Baek Yoonho, başkalarının bilmediği gizli bir sırrı daha biliyordu.

“Hem güçleri artmaya devam edebiliyor, hem de ölmüş düşmanlarını kendi çağrılan yaratıklarına dönüştürebiliyor. Yani bunun anlamı...”

Avcı Sung Jinwoo’nun mevcut güç seviyesi zaten aşılmaz bir dereceye ulaşmıştı. Ama Baek Yoonho delikanlının gelecekte edineceği gücü düşününce, bütün vücudu tir tir titremeye başladı.

Kameraman sanki bir şey hatırlamış gibi aniden konuştu.

“Ah! O zaman kamerayı kapatmamı istemenizin sebebi...”

Bu güç ulusun zirvesindeki Avcıları korkutabiliyordu. Jinwoo’nun böyle bir gücü başkalarına açık etmemek istemesinin sebebini herkes kolaylıkla tahmin edebilirdi.

O esnada Min Byunggu'nun gölgesi ayağa kalktı. Tedavi süreci bitmiş olmalıydı çünkü Avcı Cha Haein’in yüzünde hafif bir kırmızılık vardı.

“Oh be...”

Durumunu doğruladıktan sonra Jinwoo rahatlayıp iç çekti. Her ne kadar henüz bilinçsiz olsa da, nefesi ve kalp atışı normale dönmüştü. Hatta yaraları tamamen iyileşmişti.

Jinwoo, Min Byunggu’nun gölgesinin omzunu okşadı. İyi iş çıkardığı için onu takdir ediyordu.

“...”

Jinwoo, Gölge Asker’in kendisine bakan nazik gözlerinden, Min Byunggu'nun hala hayatta iken nasıl biri olduğunu tahmin etti.

Jinwoo yavaşça elini omzundan aldı ve sonra...

“İhraç İptal Edilsin.”

Dudaklarında hafif bir gülümsemeyle gölgenin hiçliğe geri dönmesine izin verdi.

Ne olursa olsun bu adamı askeri olarak kullanma hakkına sahip değildi, Min Byunggu canavar tehdidine karşı savaşarak hayatını feda etmişti. Böyle bir son, ölmüş bir kahramana yakışmazdı.

“...Hadi çıkalım buradan.”

Gönlünde hafif bir pişmanlıkla Jinwoo, Cha Haein’i yerden kaldırdı.

Kraliçelerini ve krallarını kaybeden karınca canavarlar, Gölge Askerlerden kaçmak için etrafa dağılmış ve adanın uçlarına kaçmıştı. Bir zamanlar karıncalarla dolu olan karınca tüneli artık bomboştu.

Jinwoo diğer Avcılarla konuşmak için arkasına bakmadan evvel ileri birkaç adım attı.

“Hadi yola koyulalım.”

Vücutları ve fiziksel yorgunlukları içtikleri iksirlerden ötürü bir dereceye kadar iyileşmişti, ama zihinsel yorgunlukları neredeyse kırılma noktasına ulaşmıştı. Bu yüzden bu öneriyi duyduklarında Avcıların yüzü güldü.

Nihayet bitmişti.

Yüzlerindeki tebessümler şu anki hislerini mükemmel bir şekilde yansıtıyordu.

Karınca tünelinden sağ salim çıktıktan sonra havada süzülen bir helikopter buldular, bulundukları yere tam zamanında gelmişti.

“İşte oradalar! Avcılar çıkıyor!"

“Evet! Aferin!”

Helikopter dikkatlice alçaldı ve Avcıların tam yerini keşfettikten sonra yere indi. Yorgun Avcılar geriye iki kişi kalana dek araca bindiler.

Binmeyen ikili Jinwoo ve Baek Yoonho’ydu.

Jinwoo helikoptere daha yakın duruyordu. Cha Haein’i dikkatlice Baek Yoonho’ya verdi.

“Ne yapıyorsun Avcı Sung Jinwoo-nim?”

“Bu adada hâlâ bitmemiş işlerim var.”

Bunu duyan Baek Yoonho hafifçe sırıttı.

Jeju Adası’nda dolanan ve ölümden kaçmış bir sürü karınca canavar vardı. Eğer başka biri burada kalmak istediğini söyleseydi, Baek Yoonho o kişinin akıl sağlığını sorgulardı, ama karşısındaki adam kesinlikle o gruba dahil değildi.

Canavarlarla savaşmak için bir canavara ihtiyacın vardı.

Baek Yoonho, Jinwoo bu adada ne yapmayı planlarsa planlasın şaşırmayacağını düşündü.

“Affedersin.”

Baek Yoonho adadan gitmeden evvel son bir soru sordu.

“Byunggu... Hayır, dur. Byunggu’dan çıkmış çağrı yaratığa ne olacak? Senin askerin olarak kalıp savaşmaya devam mı edecek?”

Jinwoo başını sağa sola salladı.

“Çağrıyı iptal ettim. Onu bir daha görmek mümkün olmayacak.”

Baek Yoonho başını salladı ve içtenlikle gülümsedi.

“Bunu duyduğuma sevindim.”

“Affedersiniz?”

“O herif... Gerçekten savaşmaktan nefret ederdi, biliyor musun? Şu an her neredeyse sana teşekkür ettiğinden eminim.”

Ve böylece cesurca savaşmış altı savaşçı ve bir kameraman, Jeju Adası’nı nihayet terk etti.

Savaşları bitmişti. Ancak bu Jinwoo için yeni bir başlangıçtı.

“100. Seviye’ye ulaşmama tek bir seviye kaldı.”

Bu adada kalan canavarların sayısını düşününce bu sorun değildi. Ayrıca karınca tünelinin içinde ihraç edilmeyi bekleyen bir sürü gölge vardı.

Artık işe başlamalı mıydı?

“Öncelikle kaçan karıncaların icabına bakmalıyım...”

Jinwoo sırıttı ve Kaisel’i çağırdı.

***

Japon Avcılar Cemiyeti’nin içinde.

Cemiyet Başkanı Matsumoto Shigeo koca televizyonu kapattı, yüzünde derin bir keder ve mağlubiyet hissi vardı. Japonya’nın en iyi on Avcısını anında yok edebilecek kadar güçlü bir canavar, Güney Koreli tek bir Avcı tarafından öldürülmüştü.

“Nasıl, niye, niçin?..”

Matsumoto Shigeo kafasının kenarında kalmış azıcık saçı da yolmaya başladı.

Gözlerinin önünde mantıksız bir olay yaşanıyordu.

Bu olay yüzünden Japonya’nın savaş potansiyeli yarı yarıya azalmıştı ve Cemiyet Başkanlığı pozisyonu bile tehdit altındaydı. Eğer Koreliler de başarısız olsaydı, o zaman her şeyi silip atacak bahaneler uydurabilir ve uluslararası camiadan yardım isteyebilirdi, ama...

Koreliler hem karınca kraliçeyi öldürmeyi başarmış hem de binlerce karınca canavar ve o mutasyona uğramış ucube karıncanın elinden sağ salim kaçmıştı.

Sung Jinwoo.

Her şeyi paramparça eden Avcı oydu.

“Sung Jinwoo... Sung Jinwoo...”

Kore’deyken Goto Ryuji ile yaptığı telefon görüşmesi zihninde yeniden canlandı.

[“Güney Kore’de... Güney Kore'de inanılmaz bir Avcı var."]

[“Senden daha mı inanılmaz?”]

[“Muhtemelen öyle efendim.”]

[“...”]

[“Planımızı biraz değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum efendim.”]

Keşke.

Keşke Goto Ryuji'nin söylediklerine dikkat etseydi.

Avcıların güçleri arasında farkı anlamak konusunda en bilgili kişi o değil miydi? Böyle bir adam ilk defa bir Koreli Avcıya “inanılmaz” demişti, neden gidip onu dinlememişti ki?

“Neden bu kadar kibirliydim?..”

Eğer Sung Jinwoo'nın yeteneklerini önceden analiz etselerdi, Korelilerle iyi niyetle işbirliği yapar ve işleri sorunsuzca çözerlerdi.

Hayır, dur. Japonlar hiçbir şey yapmasa bile Koreliler kendi başlarına sorunu çözebilirdi.

Ama o zaman da entrika çevirmeye çalıştığı için kendi mezarını kazardı.

“C-Cemiyet Başkanım? Efendim?”

Yüzünün ne kadar çöktüğünü görünce, yanındaki Cemiyet çalışanı ona endişeli bir sesle sordu. Ancak Matsumoto Shigeo başını kaldırmaya tenezzül dahi etmedi ve çalışanı uzaklaştırmak için elini sallamakla yetindi.

Çalışan başını eğdi ve ofisten sanki kaçarcasına çıktı.

Matsumoto Shigeo’nun yüzünü kasvet kapladı.

“Bu işten kurtulmamın tek bir yolu var.”

Ve bu da Japon Avcılar Cemiyeti’ni ayağa kaldırmak ve eskisinden de güçlü hâle getirmekti. Bunu yapmak içinse sadece tek bir adama ihtiyacı vardı.

“Sung Jinwoo...”

O adamı ne olursa olsun aralarına katmalıydı. Goto Ryuji’nin boşu boşuna ölmesiyle, Japon Avcılar Cemiyeti’ni diriltebilmenin tek yolu vardı.

Koreli vatandaşların tamamı Avcı Sung Jinwoo’nun hünerlerine tanık olduğundan bu kolay olmayacaktı, ama üst sınıf bir Avcı daha önce Güney Kore’yi terk etmişti, yani hâlâ umut vardı.

“Avcı Sung Jinwoo’yu bizim tarafımıza çekmek için ne yapmalıyım?”

Matsumoto Shigeo’nun umutsuzluktan ötürü bir anlığına donmuş beyni yeniden hızla çalışmaya başladı.

***

Doğu Amerika Birleşik Devletleri.

Zııırrr!.. Zııırrr!.. Zııırrr!..

Telefon durmadan çaldı.

Bu gürültüye daha fazla dayanamayan David Brennan ahizeyi öfkeyle kaldırdı.

“Gecenin bu saatinde beni hangi deli orospu çocuğu arıyor?!”

Adam ABD’nin en güçlü örgütlü kuruluşu Avcı Bürosu’nun yöneticisiydi. Eğer bu bir telefon şakası çıkarsa, arayan orospu çocuğunu ne olursun olsun bulacağına ve hapse tıkacağına yemin etti, ardından da telefonu açtı.

Tık.

“Alo?”

- “Müdürüm, benim.”

“Yardımcı müdür?..”

David Brennan bu tanıdık sesi duyunca uykusu kaçtı ve gövdesini kaldırdı.

“Saat çok geç oldu. Sorun nedir?”

- “Görmeniz gereken bir video var. Hemen.”

“Video mu?..”

Telefonuna baktığında yedi cevapsız çağrı ve bir video dosyası vardı. Yatmadan evvel telefonunu sessize aldığı için aramaları kaçırmış olmalıydı.

“Anlıyorum. Videoyu izledikten sonra seni ararım.”

- “Gerek yok müdürüm.”

“...Ne demek istiyorsun?”

- “Çoktan evinizin önündeyim efendim.”

“Ne?”

David Brennan yataktan atladı ve başucundaki alarmlı saate baktı. Saatte 04:12 yazıyordu.

Telefonunu yatağa attı ve yatak odasındaki pencereden bakmak için koştu ve yardımcı müdür gerçekten evinin önüne arabasını park etmiş onu bekliyordu. Göz göze geldiklerinde müdür yardımcısı başını sallayarak onu selamladı.

David Brennan da şaşkın hâlde başını salladı, arkasını dönmeden evvel kafasını yana yatırdı.

“Neler oluyor?”

Önemli bir şey olduğunu hissedip telefonunu aldı, video klibi hâlâ oynatılmayı bekliyordu.

<Bölüm 122> Son.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (13)

7 puan
mFHaCl6 gün önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

13 puan
white1 hafta önce
Üye
Teşekkürler

29 puan
Aissech1 hafta önce
Üye
Şimdi bütün dünya Jin-Woo için sıraya girecek ama bizim oğlan terketmez vatanını yavuklusu burda. Çeviri için teşekkürler

55 puan
Nyselmech1 hafta önce
Üye
@Aissech, yavuklusu kim? Azicik hoslanma belirtisi gosterdigi tek kiz cifte zindandaki kizdi

29 puan
Aissech1 hafta önce
Üye
@Nyselmech, İlerde bu sözünü hatırlatırım novelde ilerdeyim ben ingilizce okudum o yüzden dedim

55 puan
Nyselmech1 hafta önce
Üye
@Aissech, niye spo veriyorsun o zaman :D

29 puan
Aissech1 hafta önce
Üye
@Nyselmech, Spo degil ki okuduğum yerde öyle birşey yok sadece tahmin büyük ihtimal sende tahmin ediyorsundur kimi seveceğini

7 puan
Keser1 hafta önce
Üye
Cok guzeldi

27 puan
Murion1 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

17 puan
Xenon1 hafta önce
Üye
Anan endişeden ölmediyse iyi

145 puan
Ulaş1 hafta önce
Üye
ABD şok jinwoo lül :3

11 puan
treys1 hafta önce
Üye
Ceviri için teşekkür

2423 puan
maahhaam1 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

3 puan
kirec21 hafta önce
Üye
Ellerinize sağlık.Devamını bekliyoruz.

16 puan
wolfturk1 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler bayram hediyesi oldu bize

1 puan
ferhatyy11 hafta önce
Üye
takipteyim. her gün 3 bölümmü atıyorsun dostum.

9946 puan
Residenttt1 hafta önce
Yönetici
@ferhatyy1, Günlük 2-3 bölüm atmaya çalışıyor işi olmadığı sürece.

145 puan
Ulaş1 hafta önce
Üye
@Residenttt, bişey sorucam da paket alımı için hat üzerinden ödeme yapabiliyomu ? bnki faturalı ordan ödeme yapıcm, mobil ödeme seçeneği olduğu söylendi ama paket alım sayfasında göremedim ?

9946 puan
Residenttt1 hafta önce
Yönetici
@Ulaş, Mobil ödeme sisteminde şu anda bir sıkıntı mevcut. O yüzden sadece kredi kartı ve banka havalesi mevcut.

145 puan
Ulaş1 hafta önce
Üye
@Residenttt, saolun yarına havale yaprm o zmn biraz da ödeme spami yapmış olabilirm k.bakmayın :(

2211 puan
Syke1 hafta önce
Üye
Teşekkürler bölüm için