POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 125: 125. Bölüm

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : Lohengramm
Okunma : 1607
Tarih : 13 Ağustos 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Tek Başıma Seviye Atlıyorum: 125. Bölüm

Kaisel, Avcı Cemiyeti binasının önüne indi.

Kiiaaahk-!

Seul’ün ortasına devasa bir canavar indiğinde Cemiyet’ten şaşırmış insanlar koşarak dışarı çıktılar, canavar Avcı Cemiyeti’nin ön bahçesine inmişti.

Normalde yaklaşan büyü enerjili varlıkları saptamakla görevli Gözetleme Bölümü’nün Avcıları, ellerinde çeşitli silahlarla dışarı koştular.

Ama yaratığın sırtından Jinwoo inince hepsinin beti benzi attı.

“Geri dön.”

Kaisel, Jinwoo’nun emrini dinledi ve hemen gölgesinde kayboldu.

Bu esnada toplanan insanlar da onun kim olduğunu tanımaya başlamıştı.

“B-Bu Avcı Sung Jinwoo-nim’in çağırdığı yaratık mıydı?”

“Böyle bir canavarı bile kontrol edebiliyor mu?”

Herkes Jinwoo’nun yeteneğini televizyon ekranlarında görmüştü. Bu yüzden canavar kontrol edebilmesi sürpriz olmadı.

Jinwoo tanıdığı bir Cemiyet çalışanına doğru yürüyüp ona seslendi. Bu kişi Gözetleme Bölümü’nde çalışan bir Avcıydı ve Cemiyet Başkanı’na sık sık eşlik ediyordu.

“Cemiyet Başkanı ile konuşmak istiyorum.”

Normalde sırf istediğin için Başkanla görüşemezdin. Bir devlet bakanının bile Go Gunhee’yle görüşmeden önce bir hafta beklemesi gerekiyordu.

Ancak bunu delikanlıya söyleyebilecek kadar cesur biri var mıydı?

Aslında baskın ekibinin üyesi olmayan bir Avcı aniden ortaya çıkıp karınca canavardan kolayca kurtuluyor, üstelik bu canavar birkaç S Seviye Avcıyla oyuncak gibi oynayacak kadar güçlüyken.

Cemiyet Başkanı’nın bu adamdan daha fazla konuşmak istediği biri var mıydı?

Cemiyet çalışanı hızlı bir şekilde yanıtladı.

“Cemiyet Başkanı şu an hastanede.”

“Bir şeyi mi var?”

Jinwoo sorarken Cemiyet Başkanı’nın sağlığının çok iyi olmadığını hatırladı. Baskın yayınını izlediği için durumu kötüleşmiş olabilirdi.

“Hayır, hiç de bile. Oraya Avcı Cha Haein’in durumunu gözlemlemeye gitti.”

Jinwoo başını salladı. Yani onunla bugün görüşmek zor mu olacaktı?

Tam gitmeye hazırlanırken, çalışan devam etti.

“Başkanı aramama izin verin. İsterseniz, lütfen resepsiyon odasında bir süre bekleyin.”

“Anladım."

Jinwoo rahatladı. Aslında Başkan'a en kısa zamanda söylemek istediği bir şey vardı.

***

Cha Haein en büyük Avcı hastanesine yatırılmıştı. Go Gunhee sessizce tahlil sonuçlarını bekledi ve şahsi doktoru kısa süre sonra ona bazı haberlerle yaklaştı.

Cemiyet Başkanı aceleyle sordu.

“Nasıl görünüyor?”

“Henüz derinlemesine bir inceleme yapmadık, ama en azından dışarıdan %100 normal gözüküyor. Şu anda rahatça dinleniyor.”

“Anladım...”

Go Gunhee başını salladı ve kendi kendine “ben de öyle olduğunu sanıyordum zaten” dedi.

Doktor birlikte baskınları izlediklerinde Go Gunhee'nin yanındaydı. Cha Haein'in şu anki durumu, onun için bile bir gizemdi.

“Ten rengi ağır kanamadan ötürü gerçekten solmuştu, ama durumu böylesine kısa bir sürede nasıl düzelmişti?”

“...”

Go Gunhee Kore baskın ekibi üyeleri tarafından çoktan bilgilendirilmişti, ama çenesini kapalı tutmayı seçmişti.

“Ona söylesem bile inanır mı ki?”

...Avcı Sung Jinwoo’nun vefat etmiş Avcı Min Byunggu’nun gücünü ödünç alıp Cha Haein’i iyileştirdiğine.

Avcı Sung Jinwoo güçlerini açığa çıkarmamak için kameranın kapalı kalmasını istemişti.

Cemiyet Başkanı bu bilgiyi diğer insanlara bu kadar dikkatsizce gösterecek kadar aptal değildi. Diğer Avcılar da aynı şekilde düşünüyorlardı.

 



“Beklemeye bıraktığım A Seviye Şifacılar onu kurtarmayı başardı.”

“Çok tehlikeli bir konumda görünüyordu... Zamanında tedavi edilmesi çok rahatlatıcı.”

Neyse ki doktor Go Gunhee’ye inanmıştı.

“Ah!”

Şahsi doktoru az önce hatırladığı bir şeyi söylemek için ağzını tekrar açtı.

“Efendim, Avcı Sung Jinwoo konusunda.”

Go Gunhee, Sung Jinwoo’nun adı anılınca kulaklarını dört açtı.

“Avcı Sung Jinwoo’ya ne olmuş?”

Go Gunhee’nin gözlerinin parladığını görünce doktor çabucak devam etti.

“Annesinin hastanemizde bir hasta olduğunu biliyorsunuz, değil mi?”

“Ebedi Uyku hastalığı vardı, değil mi?”

“Evet efendim.”

Go Gunhee, delikanlı soruşturulurken aile geçmişini okumuştu. Aniden mümkün olabilecek en kötü ihtimali düşündü ve sordu.

“Yoksa annesi... Vefat mı etti?”

Doktor başını sağa sola salladı.

“Tam tersi efendim.”

“Tam tersi mi?"

“’Nihai uyku’ aşamasından uyandığını ve yakın zamanda taburcu edildiğini duydum.”

“Gerçekten mi?!”

“Bunu bilenler büyük bir kargaşa yaşıyorlar, efendim. Herhangi bir resmi açıklama yapmamış olabiliriz, ama bu olay hastanemizde oldu, bu yüzden...”

Hastanenin üst düzeyindekiler doğal olarak bugünkü baskını da gördü. Yani hâlâ Sung Jinwoo hakkında konuşmaya devam ediyorlardı ve en nihayetinde Go Gunhee’nin şahsi doktoru bile bunu duydu.

“Ebedi Uyku tedavi mi edildi? Böyle bir şey mümkün mü?”

“Bunun dünyada ilk defa olduğuna inanıyorum efendim.”

“Ne zaman uyandı?"

“Büyük ihtimalle..."

Doktor, kafasındaki tarihi onayladı.

“Yaklaşık beş gün önce."

“...”

Bu gayet mantıklıydı.

Jinwoo'dan baskınlara katılmasını istediği gün ve gencin annesinin uyandığı gün neredeyse aynıydı.

“Avcı Sung Jinwoo’nun babası bir Geçit’te kayboldu, değil mi?”

Kocasını Geçit’te kaybeden bir eş. Avcı Sung Jinwoo böyle bir anneyi yalnız başına bırakıp Jeju Adası’ndaki baskına katılmayı zor bulmuş olabilir. Üstelik bu geçmişte üç defa başarısız olmuş bir fetih operasyonuydu.

Go Gunhee, durumunu kontrol edemediği için dikkatsizliği üzerine düşündü.

‘Bu yüzden bu baskına katılamadı.'

Jinwoo'nun durumu ve bugün sergilediği yetenekleri, neredeyse kalbini tıkayacak olan yanlış anlaşılmayı gidermek için birleşti. Go Gunhee’nin bir kez daha kalbi küt küt atmaya başladı.

Bu genç adamı gerçekten çok sevdi. Böyle bir adam gerçekten de nadir bulunurdu.

O esnada bir Cemiyet çalışanı ona yaklaştı.

“Efendim.”

“Bir şey mi oldu?”

“Avcı Min Byunggu'nın ailesiyle temasa geçemedik.”

“Yani... Annesi?”

“Evet efendim.”

Bu gayet beklenen bir şeydi. Oğlunun ölümünü lanet olası televizyondan öğrenmişti. Daha sonra telefonda Cemiyet’i aradı, sesi durmadan titriyordu. Cemiyet’in kendisine karşı dürüst olmaktan başka seçeneği yoktu.

“Gidip onunla bizzat görüşeceğim.”

“Efendim, oraya şahsen gitmeyi mi planlıyorsunuz?"

“Bir ebeveyn, bedeni olmayan çocuğu için bir cenaze töreni yapmak üzere. Gerçekten şu an telefonla konuşacak hâlde olduğunu mu düşünüyorsun?”

“A-Ama efendim!”

“Gidip onunla bizzat konuşacağım ve olan biten her şeyi ona bildireceğim. Başsağlığı da dileyeceğim.”

“...Anladım efendim.”

Çalışan kaskatı bir ifadeyle geri döndü. Ama sonra telefonu çalmaya başladı ve durdu.

Aramanın Cemiyet’ten geldiğini gördü, bu yüzden Başkan’dan cevaplaması için izin aldı.

“Mm? Cemiyet Başkanı ile konuşmak isteyen biri mi var? Ne?! O mu?”

Go Gunhee başını salladı.

“Onlara bugün kimseyle buluşmayacağımı söyle."

Çalışan telefonu eliyle kapattı ve hızla konuştu.

“Efendim, sizinle konuşmak isteyen kişi... Avcı Sung Jinwoo.”

“Avcı Sung Jinwoo mu?”

Go Gunhee gözlerini fal taşı gibi açtı ve lafını hemen geri aldı.

“Onlara birazdan orada olacağımı söyle."

***

Jinwoo, Bir çalışanın rehberliğinde Cemiyet Başkanı’nın ofisine gitti. Ardından kanepeye yerleştiği anda şefkatle sordular.

“İçecek bir şey alır mıydınız?”

Jinwoo teklifi reddetmek üzereydi, ama bir anda susadı. Şimdi düşününce, öyle yoğun bir savaşa girdiği hâlde bir damla bile su içmemişti.

“Bir su alayım.”

“Çok teşekkür ederim!!”

“...”

Niye teşekkür ediyor ki?

Çalışanın yüzü gerginlikten saçma sapan konuştuğu için kızardı. Jinwoo'nun önüne bir şişe su koydu ve başını eğdi.

“Başka bir şeye ihtiyacınız olursa, lütfen bana seslenmekten çekinmeyin.”

“Evet.”

Jinwoo, çalışanın tutumunun, buraya en son geldiğinden çok daha temkinli ve içten olduğunu düşündü.

‘Muhtemelen baskın yayınından ötürüdür.’

Pek çok insanın tavrının yanı sıra, ona bakış şeklinin de bundan sonra büyük ölçüde değişeceğini tahmin etti. Çok geçmeden, Go Gunhee ofise girdi.

“Avcı Sung Jinwoo-nim!”

Jinwoo kalkmaya çalıştı, ancak Dernek Başkanı Go Gunhee genci bundan caydırdı.

Jinwoo, Jeju Adası'ndan yeni dönmüştü. Hatta neredeyse S Seviye Avcılar’dan oluşan bir ekibi yok etmek üzere olan mutasyona uğramış karınca canavarla dövüşmüştü.

Şu an Jinwoo VIP’lerin de VIP’siydi.

Go Gunhee, Güney Koreli S Seviye Avcıların hayatını kurtaran bir kişiye saygısızlık etmeyi düşünmüyordu.

Go Gunhee her zaman oturduğu şeref koltuğuna değil, Jinwoo’nun tam karşısındaki kanepeye yerleşti.

“Karınca tünelinin içinde neler yaşandığını duydum."

“Demek öyle.”

O zaman bu konuşma çabuk bitmeliydi. Jinwoo bunun daha iyi olduğunu hissetti. Go Gunhee devam etti.

“Ayrıca, buraya nasıl geldiğin konusunda da bilgi edindim.”

Sayısız tanık artık Kaisel'in uçtuğunu görmüştü. Avcı Cemiyeti Başkanı'nın bundan haberdar olmamasına imkân yoktu.

“Jeju Adası'na da bu yaratığın sırtında mı gittin?”

Jinwoo adaya gitmek için “Gölge Takası”nı kullanmıştı, ama bütün kartlarını ortaya çıkarmasına gerek var mıydı?

Jinwoo az ama öz konuştu.

“Sayılır.”

Bu birkaç gece önce Seul’de görünen uçan canavarın onun işi olduğunu itiraf etmesiyle aynı şeydi. Ancak bundan sonra Kaisel’e binmesi daha uygun olacaktı.

“Demek durum buydu.”

Beklendiği gibi oldu. Cemiyet Başkanı başını salladı.

Jinwoo, ölü canavarların gücünü kullanabiliyordu. Yani, eğer bir yerde uçan bir canavarı öldürmeyi başarabildiyse, bir yaratığın arkasında dolaşması o kadar garip bir şey değildi.

Go Gunhee merakını gidermişti. Ve ana konuya geçmenin zamanı gelmişti.

“Benimle konuşmak istediğini söylemiştin…?”

“Evet."

“Bir sorun mu var?”

“Adadaki bütün karıncaların icabına baktım.”

“Affedersin?”

Go Gunhee oturduğu yerden kalktı.

“Bu karıncaların her birini öldürmeyi başardın mı?!”

“Evet."

Jinwoo özgüvenle cevap verdi.

“Jeju Adası'na girerken hiçbir sorunla karşılaşmayacaksınız.”

“Ama nasıl..."

Hayır, Go Gunhee zaten bunun nasıl olduğunu tahmin edebiliyordu.

Televizyon kamerası, Jinwoo’nun yüzlerce çağrısını çekmişti. Bu şeyler Jeju Adasının her santimini taradıysa, o kadar kısa bir sürede her karıncayı yok etmesi sorun olmazdı.

Buradaki önemli nokta elbette Jeju Adası’na giriş yapmanın mümkün olmasıydı.

Ayrıca Avcı Min Byunggu'nun karınca tünelinin derinlerindeki kalıntılarını da geri alabileceklerdi.

Go Gunhee’nin canı, Avcı Min Byunggu'nun kalıntılarının karınca canavarların tünelinde kalmasından ötürü çok sıkılıyordu, ama artık...

Gözlerinin uçları duygularla kızardı. Daha sonra bütün kalbiyle Jinwoo'ya teşekkür etti.

“Çok teşekkür ederim, Avcı Sung Jinwoo-nim."

***

Güney Kore'nin en iyi lüks otel odasının içinde.

Varlığı son zamanlardaki Jeju Adası baskınıyla ilgili haberlerden ötürü görmezden geliniyor olsa da, dünyanın en güçlü Avcılarından birinin burada kaldığı inkar edilemez bir gerçekti.

Thomas baskın videosunu oynatırken monitörü kapattı. Kaydedilmiş videoyu şimdiye kadar üç kez izlemişti.

Yanında duran Laura ona sordu. Tek astı olarak Kore’de ona eşlik ediyordu.

“Ne düşünüyorsunuz, efendim?”

“Şey… gördüğün gibi.”

Kanepeye yaslandı ve bacaklarını sehpaya koydu.

Thomas'ın sapsarı saçları ve yüksek bir burnu vardı. Yüzünden hiç düşmeyecekmiş gibi görünen mutlu bir gülümseme, güneş gözlüğü takan yüzüne derin bir şekilde kazınmıştı.

“Avcı Hwang Bey’in soruşturduğuna emin misin?”

“Evet."

“Ve Kore'de birini öldürürse ne olacağını mı sordu?”

“Evet."

Thomas, Laura raporunu verir vermez Hwang Dong-Su ve Sung Jinwoo arasında gizli bir bağlantı var mı diye gizlice soruşturulmasını emretti. Görünüşe göre ikilinin arasında yalnızca tek bir bağlantı vardı.

Bu da Hwang Dong-Su'nun abisi Hwang Dong-Seok’tu.

Sung Jinwoo’yla beraber aynı zindana girmişlerdi ve Sung Jinwoo oradan sağ çıkarken Hwang Dong-Seok kaybolmuştu.

Kimse bir Zindan’ın içinde ne olduğunu sorgulamazdı. Bu bütün dünyada kabul edilmişti.

“Demek amacı intikam, ha?”

“Büyük ihtimalle."

“Ben de burada ailesi yok sanıyordum. Bayağı iyi saklamış.”

“Bay Hwang'ın erkek kardeşinin aile bağlantısını gizlemek konusunda titiz olduğunu duydum efendim.”

“Muhtemelen pis işlere karıştığı içindir.”

O kadar pis işler ki, eğer bunlar yayılırsa kardeşini büyük ölçüde etkilerdi. Laura onayladığını belirtmek için sessiz kaldı.

Ve sonra... Jeju Adası'na baskın düzenlendi.

“Böyle bir olay yaşandığına göre sanırım artık Sung Jinwoo ile tanışmak daha da zor olacak.”

“Galiba.”

Laura özgüvenle cevap verdi.

Leşçi Loncası’nın Efendisi ve dünyadaki en ünlü Avcılardan biri olan Thomas'ın, zaman ayırıp böyle ufak bir ülkeye gelmesinin tek bir nedeni vardı. Ve bu da Sung Jinwoo’yla buluşmaktı.

Daha doğrusu Hwang Bey ile Sung Jinwoo kapışırsa sonucun ne olacağını görmek istiyordu.

Lonca yönetimine buraya bir S Seviye Güney Koreli Avcı daha gözetlemeye geldiğini söyledi.

“Onunla tanışmayı gerçekten çok istiyordum. Çok yazık oldu.”

Thomas'ın sesi, hüzün duygusuyla kaplıydı.

Laura dikkatlice sordu.

“Tıpkı düşündüğüm gibi... Hwang Bey’in Avcı Sung Jinwoo ile karşılaşmasını önlemek en iyisi olur, değil mi?”

“Şey...”

Thomas sırıtarak cevap vermeden önce yavaşça çenesini kaşıdı.

“Güney Kore hükümeti, Bay Hwang'ın hayatını kurtardı, orası kesin.”

Kore hükümeti Hwang Dong-Seok'in ülkeye girmesini derhal engelledi. S Seviye olur olmaz vatanını terk edip Birleşik Devletler’e kaçtı, değil mi?

Olay uluslararası bir soruna dönüşebilirdi, ama Thomas zamanı iyi değerlendirip ilk olarak Kore’yi ziyarete gelmişti.

Ne yazık ki Bay Hwang sırf bir ülkeye girmesi yasaklandı diye vazgeçecek biri değildi. Hele ki amacı intikamsa.

Dürüst olmak gerekirse, Thomas’ın kibirli bir kişiliği yoktu. Aile üyesinin ölümünün intikamını almak istediği için düşmanlık sergileyecekse, Hwang Bey’i durdurmaya niyeti yoktu.

Ama o adam Leşçi Loncası için önemli bir varlıktı. Thomas da S Seviye Sung Jinwoo’nun yetenek seviyesini tam olarak öğrenmeyi işte bu yüzden istiyordu.

Çünkü Hwang Bey nalları dikerse bu çok kötü olurdu.

Ancak...

Thomas’ın Sung Jinwoo’dan aldığı izlenime göre, Amerikalılar şu an çok şanslı olmalıydı.

“Ne olursa olsun, Bay Hwang’ın Güney Kore’ye adım atmasına asla izin vermeyin. Umarım ikisi birbirine denk gelmezler.”

“Anlaşıldı. Yasal işlemleri geri çekeceğim.”

“Bay Hwang ile konuşacak olan ben olmalıyım. Bu arkadaşın ateşli bir kişiliği var, bu yüzden elimden gelenin en iyisini yapmam gerekecek.”

Laura, Lonca Efendisi’nin söylediği her şeyi titizlikle not aldı. Ama sonra, kafasında bir soru ortaya çıktı.

“Peki ya... Bütün bunları yaptıktan sonra bile, ikisi kavga ederse... O hâlde daha sonrasında ne yapacaksınız?”

“Laura. Beni tanımıyor musun?”

Thomas derinden sırıttı.

“Hwang Bey, Leşçi Loncası’nın varlığıdır. Leşçi de benim mülküm.”

Dudakları gülümsüyor olabilirdi ama güneş gözlüklerinin altına gizlenmiş gözleri kesinlikle gülmüyordu. İnanılmaz keskin gözlerini gizlemek için her zaman bir çift güneş gözlüğü takardı.

Düz bir şekilde geriye yaslandı ve sesini alçalttı.

“Malıma dokunmaya cüret eden birini asla affetmem. Bu kişi Amerikan hükümetinin kendisi olsa bile.”

Gücü koca bir ülkeninkine denk biri vardı.

Bu adamın adı Thomas Andre’ydi.

Tüm dünyadaki sadece beş kişiden biri. Bu yalnızca Özel Uzman Sınıfı bir Avcı’nın sahip olabileceği bir özgüvendi.

<Bölüm 125> Son.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (13)

7 puan
mFHaCl6 gün önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

13 puan
white1 hafta önce
Üye
Teşekkürler bölüm için

212 puan
omer_18281 hafta önce
Üye
Çeviri için elinize emeğine sağlık, çok çok teşekkürler

145 puan
Ulaş1 hafta önce
Üye
Çeviri içim teşekkürler

11 puan
treys1 hafta önce
Üye
Emeğinize saglık

4 puan
yCg1 hafta önce
Üye
Jinwoo nun babası nereye kayboldu ne zaman ortaya cikicak bu adam :)

2423 puan
maahhaam1 hafta önce
Üye
@yCg, ara ara gozukecek merak etme ama daha babasiyla yuzyuze gelmesine en az 80 - 100 bolum var diye bilirim

29 puan
Aissech1 hafta önce
Üye
Ah be Thomas bizim Goto Ryuji'de özgüvenliydi ama sonrasında toprak oldu gitti LUL. Çeviri için teşekkürler...

2423 puan
maahhaam1 hafta önce
Üye
Sende yiyeceksin o yumruğun tadını thomas. Ceviri icin tekrar tesekkurler

2211 puan
Syke1 hafta önce
Üye
Teşekkürler

2423 puan
maahhaam1 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

7 puan
Keser1 hafta önce
Üye
Cok guzeldi ellerinize saglik babasi ne zaman cikacak

16 puan
wolfturk1 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler sırada Thomasa haddini bildirmek var sanırım

27 puan
Murion1 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler