POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 137: 137. Bölüm

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : Lohengramm
Okunma : 3305
Tarih : 03 Eylül 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Tek Başıma Seviye Atlıyorum: Bölüm 137

“HA?”

Cevabı aynıydı ama öncekinden ufak bir farkı vardı. Eğer az evvel şaka yapıyorduysa, o zaman bu sefer ölümüne ciddiydi.

“Ne oldu? Sence garip mi?"

“...Oppa, neden Loncana bu ismi koyuyorsun?”

“Çünkü yalnız takılmayı seviyorum.”

“Kulağa tam senlik bir isim gibi geliyor, ama Loncana böyle bir isim koyman tuhaf değil mi?”

“Niye ya?"

“O kara zırhlı askerleri çağırmak senin yeteneğin değil mi?”

“Evet.”

“Yani teknik olarak yalnız savaşmıyorsun, değil mi?”

Onun fikrini duyunca, kafasına yattı. Jinwoo başını salladı.

“Ben bunu yalnızca yeteneklerimden biri olarak görüyorum, ama millete öyle görünmüyor, değil mi?”

Kardeşi haklıydı.

Lonca hayatının geri kalanı boyunca ona eşlik edebilirdi, bu yüzden en azından kendisini temsil eden bir isim koymalıydı. Bu yüzden “Solo Play” adını düşünmüştü, ama şimdi...

“Eğer esas anlamı anlaşılmazsa, o zaman isim hiçbir işe yaramaz.”

Onu en iyi tanımlayan başka bir terim ne olabilir?

Jinwoo, kız kardeşinin fikrini tekrar sordu.

“Peki ya Ahjin Loncası’na ne dersin?”

“Ahjin mi?"

Jinah gülümsemeden önce ismi biraz ağzında geveledi.

“Hoşuma gitti, çünkü adımın ters çevrilmiş hâli gibi. Ama anlamı ne ki?”

“Ah () ‘kendim’ demek ve Jin () de ‘ilerlemek’ anlamına geliyor.”

Yani sadece o bu yolda ilerleyebilirdi. Onunla birlikte büyüyecek olan Loncaya böyle bir isim vermek istiyordu.

“İkisini birleştirince ‘İlerleyeceğim’ anlamına geliyor. İşte Ah-Jin’in (我進) anlamı bu.”

“Ohh...”

Jinah, aklına gelebilecek en iyi övgü ile geldi.

“Biliyor musun, bu hiç de fena görünmüyor.”

***

Ertesi gün.

Jinwoo ofise, yeni Lonca adıyla gitti.

“Hey. Lonca'nın adıyla ilgili...”

Yoo Jinho sabahın köründen beri ofiste çalışıyordu. Yeni ismi Jinwoo’dan duyduğunda, yüzünde harika bir gülümseme oluştu.

“Bu mükemmel bir isim, hyung-nim!!"

Suyun üstünde zarif bir şekilde yüzen kuğuların, suyun altında öfkeli tekmeler attığını söylemezler miydi? Yoo Jinho tıpkı bu atasözündeki gibi çaresiz hissediyordu.

“Loncanın adı ‘Solo Play’ olmadığı sürece sıkıntı yok.”

“Bunu” çok kez hayal etmişti. Ve bundan kastıysa kendisini “Merhaba, ben Yoo Jinho, Solo Play Loncası’nın Yardımcı Müdürüyüm.”

 

Bu da ona cidden acı çektiriyordu.

Nedenini bilemiyordu, ama kendisini ne zaman bu sözleri söylerken hayal etse, kalbi acıyordu. Ama hyungniminin bulmak için bu kadar çok uğraştığı bir isme nasıl karşı çıkabilirdi?

Kendisini buna hazırlamıştı, ama sonrasında sanki gökten karşısına bir fırsat geldi!

“Hyungnim, loncamızın adı bu olsun!”

Jinwoo bu sefer partnerinin samimi onayını alınca kararını verdi.

“Pekâlâ, o zaman Loncamızın adına nihayet karar verdik.”

Yoo Jinho, Jinwoo böyle dedikten sonra sevinçten ağladı. Bu esnada Jinwoo da çenesini ovuşturup mırıldanıyordu.

“Geriye bir tek son kurucu üye koltuğunu doldurmak kaldı, değil mi?”

“Ah, o mu. Hyungnim?

“Evet?”

“Dün Avcı Cha Haein-nim’e n’oldu?”

“Avcı Cha ile geçinebileceğimizi sanmıyorum Tam olarak aradığım kişi o değil.”

“Ne?!”

Yoo Jinho’nun şaşkınlıktan nefesi kesildi. Hyungniminin standartlarının yüksek olmasını bekliyordu, ama Avcı Cha Haein seviyesinde birinden tatmin olmayacak kadar da yüksek olmasını beklemiyordu!

Avcı Cha Haein S Seviye’ydi, henüz gençti, kayıtları mükemmeldi ve hepsinden önemlisi taş gibiydi. Nereden bakılırsa bakılsın, resmen mükemmeldi. Tabii ki sıradan biri için öyleydi.

Ancak sıradan kelimesi hyungnimi için geçerli miydi?

S Seviye olarak katıldığı ilk halka açık baskında, S Seviye canavarların tamamını kendi başına silip süpürmüştü.

“Sıradan” bir S Seviye’nin ilgisini çekmemesi gayet doğaldı. Ama hyungniminin yargılama kriterlerini karşılayan bir Avcı var mıydı ki?

Bu henüz ismi bile olmayan Lonca'ya, Sung Jinwoo adından ötürü yüzlerce başvuru gelmişti, ama hepsi şimdi çöpe atılacaktı.

“Başvuranlar arasında Avcı Cha Haein’den daha iyi birinin çıkacağını sanmıyorum...”

Yoo Jinho böyle giderse Lonca’nın hiç açılmayacağından ötürü endişelenmeye başladı ve Jinwoo'ya dikkatlice sordu.

“Affedersin hyungnim. Ne tür birini arıyorsun acaba?”

“Avcı Lisansı olan, Lonca’nın yaptıklarını pek umursamayan, ama yine de güvenebileceğimiz birini.”

“Ha?..”

Yoo Jinho’nun aklına bu kriterlere uyan mükemmel biri geldi.

“Bu resmen...”

O esnada.

Tık tık

Biri ofisin kapısını çaldı.

“Kim o?"

Yoo Jinho oturduğu yerden kalktı ve kapıyı açtı. Ve orada duran ve bilmediği iki garip adamı buldu.

Bu kişiler, Jinwoo ile sohbet etmek için apar topar Seul’e gelen Şövalye Birliği Loncası’nın Başkanı Park Jong-Su ve yardımcısı Jeong Yun-Tae’den başkaları değildi.

Park Jong-Su, Jinwoo’yu ilk tanıyan oldu ve gülümsedi.

“Oh! İşte buradasın.”

Jinwoo oturduğu yerden kalktı ve onlara sordu.

“Kimsiniz?"

“Ah, ne kadar kabayım.”

 



Park Jong-Su hızla yaklaştı ve elini uzatıp centilmence el sıkıştı.

“Ben Şövalye Birliği’nin Efendisi Park Jong-Su.”

Jinwoo başını salladı. Bu adamın yüzünü daha önce görmüş gibiydi. O kadar ilgili olmasa bile, Güney Kore’deki beş büyük Lonca’nın efendilerinden birini tanıyordu. Böyle adamlar sürekli televizyona ve haberlere çıkıyordu sonuçta.

Ama Şövalye Birliği, Busan şehrinden bir Lonca'ydı, bu yüzden...

Kısa bir tanıtımdan sonra, Jinwoo’nun yapabildiği tek şey kafa karışıklığı içinde başını sallamak oldu.

“Şövalye Birliği’nin temsilcilerini Seul’e hangi rüzgâr attı sorabilir miyim?”

“Ahh, şey...”

Park Jong-Su, Jeong Yun-Tae’yle bakışmadan evvel tereddüt etti. Ağzını biraz zorlukla açtı.

“Bizi oldukça zorlu bir A Seviye Geçit’e atadılar da...”

Devam ederken gözlerindeki tereddüt ortadan kayboldu.

“Avcı Sung Jinwoo-nim, anlatacaklarımızı duyduğunuza pişman olmayacağını temin edebilirim. Bize biraz vakit ayırıp dinler misiniz?”

***

[Gwang-An-ri kıyı şeridinde ortaya çıkan devasa Geçit, bakanları korkutuyor...]

[Avcı Cemiyeti hâlâ izin belgesi konusunda müzakere ediyor.]

[Şövalye Birliği Loncası, Gwang-An-ri Geçit’ine baskın yapmaktan vaz mı geçecek?]

[Jeju Adası kâbusu yeniden mi yaşanacak?]

Park Jong-Su internetteki makalelerden birini açtı ve sonrasında video görüntüsünü oynattı.

- Hey, şuna bak. Şurada. Bunu çekiyor musun?

- Hıhı.

- Vay be, böyle bir şey mümkün mü? Bu kadar büyük bir Geçit olabilir mi?

Belli ki bir sivil tarafından çekilen video görüntüleri, arka planda kalabalığın korkmuş seslerini içeriyordu. Ancak, bu anlaşılabilir bir durumdu - videodaki Geçit saçma sapan derecede büyüktü. Hatta on katlı bir binadan daha uzundu.

Bu Geçit o kadar büyüktü ki, sağda solda minik Geçitler çıkmasına alışmış vatandaşları bile korkutmuştu.

“Geçitlerin boyutlarıyla sıralaması her zaman orantılı olmaz, ama...”

Park Jong-Su videoyu kapattı ve açıklamayı kendisi yapmaya başladı.

“Bu abes boyutunun üstüne, bir de inanılmaz miktarda büyü gücü yayıyor.”

Jinwoo’nun gözleri, bu haberi duyunca parlamaya başladı.

“S Seviye mi bu?”

“’Ölçülemez’ seviyeye ulaşmadığını söylediler, ama o eşiğin hemen altındaymış. Busan’da ortaya çıkmış en büyük Geçit olmalı.”

Yani resmen A Seviye olsa bile, S Seviye olmaya çok yakındı.

“O hâlde biraz deneyim puanı kazanabilirim, değil mi?”

Jinwoo’nun gitgide daha hızlı atan kalbine kıyasla, Park Jong-Su’nun sesi gitgide kasvetli bir hale büründü.

“Manşetlerden de gördüğünüz üzere, Cemiyet bize baskın izni vermek istemiyor.”

“Çok tehlikeli olacağı için mi?”

“Duymuş olabileceğiniz üzere, Loncamızda S Seviye Avcı eksikliği var. Avcı Cemiyeti bu yüzden işi halledebileceğimize güvenmiyor.”

Park Jong-Su konuşmayı burada kesti ve Jinwoo'ya gizli gizli baktı.

“Eğer katılacak bir Lonca arıyorsanız, o zaman...”

Park Jong-Su daha cümlesini bitiremeden, Jinwoo toplantı masasının üstündeki dosyayı işaret etti.

Kapağın üst tarafındaki yazı açıkça görünüyordu.

[Kurucu Lonca Üyesi olmak için başvuranlar]

Park Jong-Su utanıp başının arkasını kaşıdı ve bir kez başını salladı.

“Aha...”

Ve Park Jong-Su’nun, Jinwoo'yu Şövalye Birliği Loncası’na katma hayalleri böylece suya düştü. Şimdi sadede gelme vaktiydi.

“Şövalye Birliği’mizin elit Avcılarının, Avcılar Loncası’ndakilerden aşağı kalır yanı yok. Yalnızca A Seviyelerimize eşlik edebilecek bir S Seviyemiz yok. Hepsi bu.”

Şu ana dek başarılı olmuşlardı, ama bu Baskın konusunda yapabilecekleri bir şey yoktu. “Bir şey” olursa endişesi yüzünden en üst düzey Avcılara ihtiyaçları vardı.

Tek bir S Seviye bile, bu durumu tersine çevirmeye yeterdi.

Bu S Seviyeyi uzaklarda aramaya gerek yoktu. Çünkü tam karşılarında oturuyordu.

Kore ekibinin Avcıları tamamen yok edilmek üzereyken, bu delikanlı ortaya çıkıp durumu tek başına tersine çevirmişti. Karşılarında işte böyle bir adam vardı.

Dahası artık Avcı Sung Jinwoo’yu yakından görünce... Tıpkı onun gibi Avcılar olmalarına rağmen, bu adam onlara özgüven aşılıyordu.

“Acaba... İstesem bana imzasını verir mi?”

Park Jong-Su aniden Şifacı Jeong Ye-Rim’in demeye çalıştığı şeyi anladı. Daha önce ona Sung Jinwoo ittifak kurmayı reddetse bile onun imzasını almasını söylemişti.

“Yüzümde bir şey mi var?”

“Ah, hayır. Hiçbir şey yok.”

Park Jong-Su gülümsedi ve devam etmeden önce elini salladı.

“Aslında eğer saldırı ekibimizle işbirliği yaparsanız, bu Geçit için baskın izni alabileceğimizi düşünüyorum Avcı-nim.”

Jinwoo kollarını kavuşturdu ve sandalyesine yaslandı. Daha derin düşünemeden evvel Park Jong-Su hemen ekleme yaptı.

“Tabii ki size kesinlikle iyi davranacağız.”

Yüzünde bir gülümsemeyle, hazırlanmış anlaşmayı çıkardı.

“Bu Zindan’dan elde edilen gelirin% 20'sini size vereceğiz.”

Büyük Loncalardan birinin bir Geçit'ten gelecek gelirin onda ikisini, bağımsız birine vermeye razı olduğunu söylüyordu. Bu sıradan bir Avcı için akla hayale gelmez bir teklifti.

Normalde bir S Seviye, büyük bir Lonca, Zindan’a baskın düzenlediğinde, gelirin %10’unu alırdı. Ama Şövalye Birliği bu miktarın iki katını teklif ediyordu. Tıpkı Park Jong-Su’nun dediği gibi, bu kesinlikle hiç de kötü bir muamele değildi.

Ne yazık ki, Jinwoo'nın düşünceleri biraz farklıydı.

“Elli elli bölüşelim.”

Park Jong-Su’nun elleri sanki Jinwoo’nun anlaşmayı imzalamasına yardımcı olmak için bir kalem çıkartacakken bir anlığına titredi.

“Eğer beni bağımsız olarak değil de Lonca olarak görürseniz, o zaman sizinle işbirliği yaparım.”

Jinwoo bunu yüksek sesle ve net bir şekilde söyledi.

Gelirin ikiye bölünme önerisini duyunca, Park Jong-Su’nun gözlerinin içinde resmen bir deprem meydana geldi.

“Öhöhö!..”

Ancak Jinwoo kadar güçlü bir tepki vermesine imkân yoktu. Şövalye Birliği Loncası’nın kaderinin bu baskına bağlı olduğunu söylemek abartı olmazdı.

Bu esnada Jinwoo’ysa içten içe cık cık sesi çıkarıyordu.

“Yüzde yirmi pek de iyi bir meblağ değil, siz de öyle düşünmüyor musunuz?”

Şövalye Birliği Loncası’nın kendisini bulduğu bu acil durumdan istifade etmeye çalışmıyodu, ama bütün açılardan bakıldığında, en mantıklı oran, geliri 50-50 bölüşmekti.

“Şövalye Birliği’nin elitleri olsalar bile, Gölge Askerlerim kadar iyiler mi ki?”

Hem sayı hem de kalite olarak karşılaştırılamazlardı. Hatta kendi tarafında bir S Seviye bile vardı. Eğer bunun için alacağı para %20'yse, bu resmen beleşe çalışmak gibiydi.

İki tarafa da yararlı olacak basit bir anlaşma yapılıyorken, hakkı olan bir şeyden vazgeçmesine gerek var mıydı? Ayrıca Jinwoo da kendi değerini düşürmek istemiyordu.

“O hâlde 40’a 60 nasıl olur?..”

“Kusura bakmayın, ama şu an Şövalye Birliği Loncası’yla anlaşma yapmaya çalışmıyorum.”

“Yani 50-50’den aşağısını kabul etmeyecek misiniz?”

Jinwoo sözlü cevap vermek yerine başını bir kez salladı.

“Aah...”

Park Jong-Su derin düşüncelere daldı.

“Henüz genç ve arkadaş canlısı olduğundan işlerin kolayca ilerleyeceğini düşünmüştüm, ama hiç de basit iş değilmiş.”

Bu gayet mantıklıydı. Kendisi bütün Koreli S Seviye Avcıların toplamından daha güçlüydü.

Park Jong-Su saldırı ekibine böyle bir Avcıyı eklemeye çalışıyordu. Aniden bu delikanlının isteklerinin o kadar da tuhaf olmadığını fark etti.

“Hayır, bu doğru değil.”

Park Jong-Su başını salladı.

Tuhaf bir talep mi?

Eğer karşı taraf zorlu ve acımasız olsaydı, 50-50'yi boş ver, %80 isterdi. Ne olursa olsun şu an zordaki kişi Sung Jinwoo değildi.

Bu baskından vazgeçtikten sonra Şövalye Birliği’nin yaşayacağı kayıp, tahmin edilemeyecek kadar fazlaydı. Peki ya bu delikanlı ne kaybedecekti?

Kesinlikle hiçbir şey.

Hatta bu tıpkı, bu delikanlının pazarlık masasına sürüklenmesiyle aynı şeydi. Gelirin yalnızca yarısını talep ederek oldukça düşünceli davranmıyor muydu?

“Hepsi bu mu?'

Eğer bu anlaşma yapılırsa, Şövalye Birliği, Güney Kore’deki en güvenilir sigorta poliçesini, yani Sung Jinwoo’yu almış olacaktı.

Park Jong-Su, Jeong Yun-Tae’nin ona dün söylediklerini hatırladı.

[“Hyungnim. Eğer bu şey Kızıl Geçit çıkarsa hepimiz ölürüz.”]

Ancak ya Avcı Sung Jinwoo onlara eşlik ederse? Bu delikanlı binlerce S Seviye canavara karşı gözünü bile kırpmamıştı.

Ve Park Jong-Su da Jeju’daki karıncaların işinin bittiğini bizzat doğrulamamış mıydı?

“Öyle oldu, değil mi?”

Bütün o karıncaları yok eden kişinin bizzat karşısında oturduğunu daha yeni idrak etti.

Yutkunur.

Park Jong-Su yutkundu.

Karıncaların katliam edildiği alanı bizzat görmüştü, ama burada bunu yapan adamla 20’ye 80’lik bir oran yüzünden çene çalıyordu.

“Evet, kaba olanı aslında bendim, değil mi?”

Park Jong-Su nihayet hatasını kabullendi. Ardından Jinwoo’nun zarif karşı teklifi için minnettar oldu.

Ancak minnettarlığın beklemesi gerekecekti.

Karşı tarafın teklifini kabul etmesi, geri adım atacağı anlamına geliyordu ve bunun karşılığında da anlaşmanın adil olması için karşı taraftan bir şey almalıydı.

O hâlde. Şimdi ne yapmalıydı?

Uzun uzun düşündükten sonra, Park Jong-Su dikkatlice sesini yükseltti.

“Pekâlâ kabul ediyoruz. Karşılığında...”

“Karşılığında?”

“Avcı Sung Jinwoo-nim, bölüm sonu canavarını kendi başınıza halleder misiniz?”

<Bölüm 137> Son.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (22)

3 puan
Lucizel4 gün önce
Üye
İngilizce bilmezsen günceli 270 de olan seriyi böyle beklersin :)

164 puan
Ulaş4 gün önce
Üye
Win keyboard rip çevirmen :(

1 puan
Epiales6 gün önce
Üye
Çeviri için çok teşekkürler

3 puan
MEvSiM1 hafta önce
Üye
Çevirmen pes etti sanırim 10 gündür yok. ALLAH kolaylik versin. İşleri de zor. Emeğine saglik

2 puan
Vatuuuuuu1 hafta önce
Üye
Çevirmen arkadaşın tuşu bozuktu galiba adam dayanamayıp bıraktı gitti makina ceviriden de okumak istemiyorum bok gibi cevirilmis

2445 puan
maahhaam1 hafta önce
Üye
neredesin ey bölüm :)

12 puan
Elcin1 hafta önce
Üye
Çeviri gelsin lütfen

25 puan
cellist1 hafta önce
Üye
ellerinize sağlık

23 puan
AdelMyron2 hafta önce
Üye
Ellerinize sağlık 💜 💜

22 puan
treys2 hafta önce
Üye
Guclerine dikkat etsin derken neyi kastetti acaba

66 puan
Nyselmech2 hafta önce
Üye
Sondaki soru bile jinwoonun gözlerini açmıştır lul.

2 puan
ponchique2 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

26 puan
mFHaCl2 hafta önce
Üye
Asıl sorulması gereken soru "biz ne iş yapacağız?" olmalıydı :D

106 puan
OkuyucuS02 hafta önce
Üye
Jinwoo o bosu kesin askeri yapar çeviri için tsk

33 puan
Xenon2 hafta önce
Üye
Sadece bu kadar mı??

164 puan
Ulaş2 hafta önce
Üye
Bnce jinwo.mına bile kor o boss un :D

14 puan
NoGameNoLife2 hafta önce
Üye
Sadece sondaki soruyu sorsa zaten 50-50 bölüşmesine gerek kalmayacaktı, beleş yapardı. xD

17 puan
pinn2 hafta önce
Üye
Teşekkürler

22 puan
treys2 hafta önce
Üye
Elinize saglık

2445 puan
maahhaam2 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

7 puan
YodaFire2 hafta önce
Üye
Buda sorumu şimdi 😂😂

2235 puan
Syke2 hafta önce
Üye
Teşekkürler