POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 54: 54. Bölüm

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : Lohengramm
Okunma : 661
Tarih : 08 Temmuz 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Yalnız Başıma Seviye Atlıyorum: 54. Bölüm

 

Gölge Depolama (Sev. 1)

Sınıfa Özel Yetenek

 

Mana Tutarı: 0

 

Gölge Askerler’i kullanıcının deposuna çeker.

 

Depolanmış askerler kullanıcı tarafından özgürce çağrılıp yeniden geri çekilebilir.

 

Depolanan Gölgeler: 0 / 20

 

“Tıpkı düşündüğüm gibi.”

 

Jinwoo kafasını salladı. Tanımı kontrol etmeden evvel yeteneğin adındaki “depolama” kısmından kendisinin askerleri bir şekilde yönetebilmesini sağlayacağını tahmin etmişti. Ancak beklemediği bir şey vardı.

 

“Sınır...”

 

Depolayabileceği asker sayısı, çağırabileceği asker sayısından daha azdı. Otuz asker çağırabiliyordu, ama yalnızca yirmi tanesini depolayabiliyordu. Yani on tanesinden daha kurtulması gerekecekti.

 

“Bu çok kötü.”

 

Sanki parmaklarından tekini ısırması gibiydi. Tek bir askerden kurtulmak bile çok acı vericiyken, şimdi on tanesinden kurtulması gerekiyordu.

 

“Hımm...”

 

Jinwoo zor belâ ordusuna baktı. Tabii ki Ygritte ve büyücüler kesinlikle kalacaklardı. Geriye bir tek piyadeler kalıyordu. Bu sefer en uzaktaki 10 askeri seçmeye karar verdi.

 

“Özür dilerim.”

 

Jinwoo ruhlarına dua okudu.

 

Şuuuuuu-

 

Seçtiği askerler toz olup uçuştu. İlk seferkine kıyasla, bu seferki pişmanlığı daha azdı. İnsanların her şeye alışabileceğini söylerlerdi.

 

Bir şekilde.

 

Jinwoo kalan askerlere baktı ve “Gölge Depolama”yı kullandı.

 

Yetenek aktifleşince Ygritte ve Gölge Askerler tıpkı buz gibi eriyip dümdüz gölgelere dönüştüler. Ardından gölgeleri Jinwoo’ya doğru aktı ve kendi gölgesine karıştılar.

 

“Demek yeteneğin çekmekten kastı buydu!..”

 

Tıpkı yeteneğin tanımındaki gibi olmuştu; ordusu gölgesine çekilmişti. Göz açıp kapayıncaya kadar kaybolmuşlardı. Gölge ordu hiçbir yerde görünmüyordu.

 

“Gördükten sonra bile...”

 

Jinwoo gölgesine şaşkınlıkla baktı. O an Sistem zırladı.

 

Zırr~

 

Bütün sınfa özel yetenekleri denediniz.

Sınıf atlamanız tamamlandı.

Çıkış şimdi yaratılacak.

 

“Nihayet bitti mi?..”

 

Bu çok uzun ve zorlu bir yolculuktu. Jinwoo, Zindan’a son bir kez bakındı. Her yerde savaşın izleri vardı.

 

Kırık şövalyeler. Çatlak duvarlar. Parçalanmış sütun.

 

Ve sütunu parçalayan demir golemse artık kırık zırhlardan oluşan bir yığından ibaretti.

 

Ama sınavlarının sonucunda büyük lütuflar edinmişti.

 

Yeni sınıf ve yetenekler.

 

Güçlü bir ordu.

 

Jinwoo’nun yüzünde bir tebessüm belirdi. Hiçbir şey düşünmeden geri döndü. Gerçek dünyaya giden kapı onu bekliyordu. Jinwoo adımını attı.

 

Ormandaki açıklığa döndü. Görev Zindanı’na girdiği yere gelmişti. Saat sabahın 5’iydi. Güneş birazdan doğacaktı.

 

Ah, tabii ya.

 

Jinwoo saatine baktı ve kendisini içten içe çimdikledi.

 

“Eğer bu kadar uzun süreceğini bilseydim, Jinah’a haber verirdim.”

 

Neyse ki geçmişte de Cemiyet’in Baskınlarından ötürü eve geç gelirdi.

 

Jinwoo arkasına baktı. Çıktığı kapı geriye hiçbir iz bırakmadan kaybolmuştu.

 

“Ha…”

 

Boş açıklık alana bakınca, yaşanan her şey sanki bir rüya gibi geldi.

 

Ne, rüya mı?

 

Hayır, olamaz.

 

Jinwoo etrafına bakındı.

 

Kapkara askerler etrafını sardı. Gölge Askerler, onları düşündüğü an ortaya çıkmışlardı.

 

“...”

 

ilk başta onları canavar olarak düşünmüştü.

 

Gölge Askerler.

 

Ölü Gölgeler olarak bilinen canavarlar. Eğer canavarlarsa, o zaman onları istediği gibi yaratılabilen ve kontrol edebilen kişiye ne denir? Jinwoo gülümsedi.

 

“Neyse, önemi yok...”

 

Askerlerini yeniden gölgesie çağırdı.

 

Eve giden yolu yürümesi, sanki yokuş iniyormuşçasına rahattı.


 

Jinwoo uzunca bir süre uyudu. Yapacak bir şeyi yoktu. Yatağına uzandığı anda gün zaten aydınlıktı.

 

Zırr~ zırr~

 

Onu uyandıran şey çalan telefonuydu. Onu zorlukla alabildi. Jinwoo telefona gözleri kapalı hâlde yanıt verdi.

 

“Selam...”

 

Yorgun sesi biraz çatlamıştı.

 

“Ne? Oppa, hâlâ uyuyor musun sen? Saatin kaç olduğunun farkında mısın?!”

 

Jinah bu soruyu şaşkınlık içinde sormuştu, bu yüzden Jinwoo da sordu.

 

“Saat kaç ki?..”

 

“Saat 2'yi geçiyor!”

 

“Neeee?”

 

Jinwoo gözlerini aralayarak telefona baktı. Gerçekten de öyleydi.

 

“Oppa, bugün okula gelmen gerektiğini unutmadın, değil mi?”

 

Sesi endişe doluydu. Bu sayede Jinwoo nihayet yatakta oturur pozisyona geçmişti.

 

“Kaçta orada olmam gerek?”

 

“5’te!”

 

“Tamam, geç kalmam. Merak etme.”

 

“Abimden de bu beklenir! Buraya gelince ara beni!”

 

Jinah telefonu şirin bir biçimde kapatmıştı.

 

Jinwoo başını kaşıdı ve yavaşça kalktı. Eğer şimdi hazırlanırsa muhtemelen yetişirdi.

 

“Yine de kız kardeşimin öğretmenini görmek üzereyim.”

 

Üstelik bu bir lise son sınıf öğrencisinin veli toplantısıydı. Bunun bir çocuğun hayatındaki en önemli toplantılardan biri olduğunu söylerler.

 

“Oraya bu hâlde gidemem.”

 

Gidip dolabına bir göz attı. Burnuna küflü bir koku geldi; hiç de iyi bir koku değildi. Jinwoo’nun alnı buruş buruş oldu. Bulduğu en uygun şey, mezun olurken giydiği eski takım elbisesiydi.

 

“Bunu giyebilir miyim?”

 

Denemişti ama üstüne oturmamıştı. Takım elbise ona küçük geliyordu.

 

“Ulan bedenim cidden büyümüş.”

 

Eski kıyafetlerini denemesi bunu anlamanın kesin yollarından biriydi. Takım elbise sanki üstünde yırtılacak gibiydi.

 

...Şimdi ne olacak?

 

Ne giyebileceğini düşünürken Jinwoo’nun gözleri, Yoo Jinho’nun ona verdiği banka defterine gitti. İçinde Baskınlardan gelen büyü çekirdeklerinin parası vardı. Bir eski takım elbisesine bir de banka defterine bakınca Jinwoo’nun korkunç bir gülümseme belirdi.

 

“Uzun zaman oldu. Alışverişe mi çıksam?”

 

Ancak kontrol etmesi gereken ufak bir şey vardı. Hayır, ufak değil büyük bir şeydi. Jinwoo takım elbisesini çıkardı ve yatağına oturup durum ekranını açtı.

 

“Durum Ekranı.”

 

Karşısına bir sürü kelimeyle dolu bir bilgi kutusu çıktı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İsim: Sung Jinwoo

Seviye: 51

Sınıf: Gölgelerin Hükümdârı

Unvan: Kurt Katili (...1 tane daha)

HP: 11.035

MP: 1.022

Yorgunluk: 0

 

Durumlar

 

Güç: 132

Bünye: 91

Çeviklik: 111

Zekâ: 70

His: 93

 

(Kullanılabilir Durum Puanları: 10)

 

Fiziksel Hasar Azaltma %46

Yetenekler

 

Pasif Yetenekler

-(Bilinmiyor) (Sev. Maks)

-Yılmaz Ruh (Sev. 1)

-Gelişmiş Hançer Mahareti (Sev. 1)

 

Aktif Yetenekler

-Depar (Sev. 2)

-Kana Susamışlık (Sev. 1)

-Kamuflaj (Sev. 1)

-Hayati Bıçaklama (Sev. 2)

-Hançer Fırlatma (Sev. 1)

Sınıfa Özel Yetenekler

 

Aktif Yetenekler

-Gölge İhracı (Sev. 1)

-Gölge Depolama (Sev. 1)

 

Ekipman

 

Kızıl Şövalyenin Miğferi (S)

Bekçinin Kolyesi (A)

Yüksek Seviye Şövalye’nin Göğüs Zırhı (B)

Yüksek Seviye Şövalye’ni Zırh Eldiveni (B)

Yüksek Seviye Büyücü’nün Yüzüğü (B)

Orta Seviye Suikastçı’nın Ayakkabıları (C)

 

“Ha…”

 

Jinwoo durum ekranına bakarak dilini çıkardı ve söylendi.

 

“Burası sanki daha birkaç gün evvel bomboştu gibime geliyor.”

 

Bu doğruydu. Ama şimdi yetenekleri ve ekipmanları büyük ölçüde artmıştı. Özellikle dikkat çeken şeyse yeni sınıfıydı.

 

Sınıf: Gölgelerin Hükümdârı

 

Daha dün bu kısmı “Yok” kelimesi süslüyordu. Dürüst olması gerekirse, durum ekranını her açtığında orada yazan “Yok” kelimesi canını sıkıyordu. Baskın yapmayan bir Avcı resmen işsiz, beş para etmez biriydi. En azından toplum onları böyle görüyordu. Bu yüzden ne zaman durum ekranına baksa ve sınıfı (işi) olmadığını görse bam teline basılıyordu. Artık durum ekranının daha yeni doldurulmuş bir kısmına bakınca sevincini gizleyemiyordu.

 

“Aşağılık kompleksi dedikleri şey bu mu?”

 

Tabii ki o kısımda “Yok” yazması, gerçek hayatta bir işi olmadığı anlamına gelmiyordu. Yine de bu ona geçmişini hatırlatıyordu. Diğer Avcılar dünyanın görüşlerine aldanmadan baskın yapıp tonla para kazanıyordu. Ama o aynı değildi. Avcı olduğunu gururla duyuramıyordu bile. Sonuçta kendisi hayata zar zor tutunmuş basit bir E Seviye’ydi.

 

“Merhaba, ben bir E Seviye Avcıyım.”

 

Bu sözler ne zaman ağzından çıksa, Avcılar hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlar onu sıkı çalışmasından ötürü övüp, arkasından onunla dalga geçiyordu. Bu yüzden her ne kadar mantıksız olsa bile, bir sınıfının olmaması canını sıkıyordu.

 

Ama şimdi bir işi, daha doğrusu özel bir şeyi vardı. İşi hâlâ Avcılıktı, ama “Gölgelerin Hükümdârı” isimli özel bir unvan elde etmişti.

 

“Bu her ne kadar umduğum gibi olmasa da...”

 

Hiçbir pişmanlığı yoktu. Hatta tatmin olmuştu. Eğer odasında olmasaydı, Ygritte ve Gölge Askerler’i yanına çağırırdı. Jinwoo yeteneklerini savaşta denemeyi gerçekten çok istiyordu. Eski güçlerinin %100’ünü ortaya çıkarabilirlerse ne olacaktı?

 

“Muhtemelen çıkaramazlar.”

 

Ama bunu hayal etmesi bile kalbini küt küt attırıyordu.

 

Güm Güm Güm Güm

 

Jinwoo olduğu yerde durdu ve kalbinin atışını hissetti. Aklında sonraki Baskınına dair simülasyonlar yürütüyordu. Ayrıca Yoo Jinho’nun tepkisini dört gözle bekliyordu.

 

Delikanlının gözlerini fal taşı gibi açmasını ve çenesinin düşmesini hayal eden Jinwoo, kendi kendine güldü.

 

Bekle.

 

“Şimdi aklıma geldi.”

 

Eğer ölü bir hedefi ayaklandırabiliyorsa ve hedefi yalnızca canavarlardan veya büyülü hayvanlardan ibaret değilse...

 

“Ölü bir Avcı'yı da asker olarak ayaklandırabilirim, değil mi?”

 

Bu gayet açıktı, ama işin içinde insanlar olduğundan bu fikirden kaçınmıştı. Ölü bir adamın gölgesinden yaratılmış ölümsüz bir askeri yönettiğini düşününce... Bu fikir onu şaşırtmıştı.

 

Ama yine de...

 

“A veya S Sınıfı bir Avcı’nın gölgesini ayaklandırabilirsem ne olur?”

 

Elde edeceği güç akla hayale sığmazdı. Asker eski gücünün yalnızca %50’sini kullanabilse bile bu, yüksek seviye Zindanlara baskın yapmasına yeterdi. Yavaş yavaş atan kalbi bir anda hızlandı.

 

GÜM, GÜM, GÜM!

 

Ama Jinwoo başını salladı.

 

“Yine de bir insanı ölümsüz olarak ayaklandırmak...”

 

Yapılması gereken bir şey değildi. Gücünü ne kadar artırırsa artırsın, bundan kaçınmak istiyordu. Tabii bunu gerçekten hak eden biri ortaya çıkarsa işler değişir...

 

“Başka bir Avcıyla dövüşmek için pek fazla fırsat da olmuyor zaten.”

 

Ama bir fırsat çıksa bile, bu felsefi bir sorundu. İnsanlar canavar veya büyülü hayvan değillerdi.

 

Pekala.

 

Şimdilik elindeki orduyla yetinecekti.

 

“Elimde bölüm sonu canavarı seviyesi bir asker de var.”

 

7. Seviye ve Şövalye Seviyesi olan Gölge Asker. Ne kadar güçlüydü?

 

Jinwoo sonraki Baskınını dört gözle bekliyordu.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (3)

32 puan
Sarang1 ay önce
Üye
Emekleriniz için teşekkürler.

1270 puan
Nyselmech2 ay önce
Üye
Başka bir yetenek beklerdim Necromancerlık lame gibi

3746 puan
maahhaam3 ay önce
Üye
Çeviri için teşekkurler