POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

The Last Boss Hunter Bölüm 1: Test Odası

Çeviri : TheDriller
Düzenleme : TheDriller
Okunma : 137
Tarih : 02 Eylül 2019

Dışarı çıkmak üzereydim, çantamı aldım ve kapıya yürüdüm. Derhal burayı terk etmek istiyordum. Amcam bana iyi bakmıyor, bir yandan bana vurup “Atsuo, seni işe yaramaz fare!” diye bağırıyordu. Ayakkabılarımı giydim ve kapıyı açıp dışarı çıktım. Derin bir nefes aldım. Amcamdan gerçekten nefret ediyorum. Tek rahat edebildiğim yer okul, ama orada da işler pek iyi değil. Notlarım çok düşük ve arkadaş çevrem iyi değil.Sanki tanrı bana bunu bilerek yapıyor ve benden nefret ediyor gibi. O ihtiyarı öldürmek istiyorum.Evde hiç bir eşyaya sahip değildim ve bir odam bile yoktu. Salonda ders çalışıyor, salonda yatıyor ve amcam gelesiye kadar televizyona dahi dokunamıyordum. Sokakta yürümeye başladım ve biraz yürüdükten sonra bir kadının çığlını duydum. Çığlık öyle şiddetliydi ki sesin geldiği yerden kaçan kuşları sayabiliyordum. Oraya gitmek istemiyordum ama beynim beni gitmeye zorluyordu.Merak ediyordum. Sokağa yaklaştıkça vücudumun her yerinden ter akıyordu ve korkuyordum. Biraz yürüdükten sonra sokağın ortasında maskeli bir adam gördüm ve o bana dönmeden hızlıca bir binanın arkasına saklandım.Elinde kanlı bir bıçak vardı, ama tam görememiştim. Eli bir şey tutuyor gibiydi. Görebilmek için kafamı biraz dışarı çıkardım ve gördüğüm şeye inanamadım. Maskeli adamın tuttuğu şey aslında bir kadının vücuduydu.Kadının boğazının kesik olduğunu görünce Birden paniklemiş halde kendimi yere attım ama birkaç saniye sonra vücuduma bunu neden yaptığı konusunda küfür ediyordum. Katil arkasına döndü ve kaçmaya başladım ama katil peşimden geldi. İşim bitmişti. Çok hızlı koşuyordu. Hemen çiftlerin üzerinden atlayarak bir binanın arkasına geldim. Oradan sağa döndüm ama çıkmaz yol vardı. Yorulmuştum. Maskeli adam da beni buraya kadar takip etmişti. Ter içinde dedi:

-Birazdan kıyma edeceğim seni çocuk, kurtuluşun yok.

Ben zar zor konuşuyordum:

-Neden bunu yapıyorsun? Sana bir zararım yok!

Adam bıçağı bana doğru doğrulttu:

-Kişisel algılama, her şeyi gördün. Yaşamana izin veremem.

Gözlerimi sıkıca kapatmış yere oturup ellerimi başımın üzerine koydum. Maskeli adamın önüne doğru attığı adımları duyabiliyordum. Olması gereken oldu, birden göğsümün sol tarafı çok kötü bir şekilde acımaya başladı ve yavaşça yere doğru yığıldım.Elimi karnımın üzerine getirmiştim ama şiddetli bir şekilde kanıyordu. Yaşadığım acı tarif edilemezdi. Gözlerimi bile zar zor açıyordum. En son gördüğüm şey ise, maskeli adamın yakalanmamak için kaçtığıydı. Yaklaşık bir dakika sonra rahatladım, ama ne gözümü açabiliyor ne de bir şey duyabiliyordum.Birden duyularım geri geldi ve siyah bir ortamda yerde yatar vaziyette elimi karnımın üstünde tutuyordum. Hızlıca ayağa kalktım, kalbim küt küt atıyordu.Sağ ve solumda teker teker ışıklar yanmaya başladı. Gördüğüm şey beni şaşkına çevirdi. Bir sürü insan buradaydı, çocuktan kadına kadar. Önümüzde kürsüye benzer bir yer vardı. Olduğumuz yerden biraz yüksekte ve ışıklar yüzünden çok parlıyordu. Zemin ise kahverengi renkteydi, sanki odundan yapılmış gibi. Ama onun aksine tavan bembeyazdı. Sonra diğer insanları gözlemlemeye başladım.Herkes bağırıyor, konuşuyor burada ne olduğunu sorguluyordu:

-Neler oluyor, neredeyim ben?

-Anne, annemi istiyorum!

-Sizde kimsiniz?

Birden kürsüye benzeyen yere bir kadın geldi ve konuşmaya başladı:

-Sayın patron adayları, hepinizi kutlarım. Buraya gelmek için seçilen beş bin insandan birisiniz. Öncelikle söylemek isterim ki, siz öldünüz. Şuan başka bir dünyada bulunuyoruz.

Herkes şaşkınlıkla kadına bakıyordu, biri birden seslendi:

-Ne? Dalga mı geçiyorsun! Diğer dünya? Patron adayı? bunlar ne demek bilmiyorum ama şimdi oraya gelip seni öldüreceğim!

Kadın sinirli bir şekilde adama bakıp dedi:

-Senin gibi piçler patron adayı olmayı hak etmiyor, ve bu yüzden öleceksin.

Adam kızmış bir şekilde kadına hareket çekti. Ardından dedi:

-Kıçımın kenarı! Gel de öldür bakalım ha!

Kadın elini yumruk yaptı ve bir şeyler söylemeye başladı, sonra elini birden açtı ve karşıdaki adam yere yığıldı. Ağzından kanlar geliyordu. Kadın kötü bir bakış attı ve konuşmasına devam etti:

-Eğer şikayet edecekseniz burada yeriniz yok, dediklerimi dinleyeceksiniz ve ağzınızı açmayacaksınız.

Herkes çok korkmuştu, konuşamayacak kadar çok gergindiler. Bende konuşmanın iyi bir fikir olmadığını düşündüm. Kadın gülümsedi:

-Aferin, böyle olun. Şimdi, salonda çok kişi var ve bazılarınızı elememiz gerekecek. Şu anda bulunduğumuz yer 10. test alanı.Bir test yapacağız. Birazdan tavandan kılıç, balta gibi silahlar düşecek.Onlar ile birbirinizi katledeceksiniz. Basit, değil mi? 50 Kişi kaldığı anda testi bitirip kapıyı açacağız. Bu bir seferlik bir test olacak ve tekrar yapılmayacak. Her biriniz için bir kapı açılacak ve kapılardan tek siz geçebileceksiniz. Gideceğiniz yer rastgele olacak ve buradan aldığınız silahları
götürebileceksiniz. Ardından ise hayatta kalan patron adayları ne yapacağı konusunda özgür, ama size bir öneri yapmak istiyorum.Güçlenin çünkü patron adayları ilerde karşılaşacak ve birbirlerini öldürecek. Eğer 1 ay içinde bir patron adayı öldürmez iseniz vücudunuza yerleştirdiğimiz mikro bomba sizi parçalarınıza ayıracak. Bu arada ölürseniz bir yaşam şansınız daha olmayacak.

Kadının konuştuğu şeyleri çok anlayamamıştım ama anladıklarım çok korkunçtu, diğer insanların da ürkmüş olduğunu gördüm. Bunu yapmak istemiyordum, yani bir insan öldürmek o kadar kolay mı? Kadın son olarak dedi:

-Bu kadar konuştuğum yeter, Test başlasın!

Bu testi geçmem imkansız, değil mi?

Çevirmen Notu

Keyifli okumalar.


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (2)

2 puan
ponchique2 hafta önce
Üye
çeviri ve düzenleme için teşekkürler

740 puan
blade2 hafta önce
Üye
çeviri ve edit için teşekkürler