Theoden
Richard'ın Bölgesi
Sonunda Tümgenerali tutsak almak üzere onun kontrolündeki bölgeye ulaşabilmişlerdi. Minnak, insanların ürkmesine aldırmadan şehrin tepesinde uçuyorken, insanlar korkudan kaçışıyorlar ve durumu Tümgenerale iletmek üzere birbirleriyle yarışıyorlardı. Tümgeneral Richard ise zevk-i sefa içerisinde taht odasında kurdurmuş olduğu zengin sofra ve kendisi dışındaki herkesin kadın hizmetçilerden oluştuğu bir ortamda, liderliğinin tadını çıkarıyordu.
Kapı defalarca kez vurulmasına rağmen, kadınların şen kahkahalarının bu gürültüyle bölünmesine tahammül edemeyen Richard, sert bir üslupla kapıdaki kişiyi uyaracaktı.
“ Henüz kim olduğunu bilmiyorken defol git buradan yoksa yemek keyfimi bölmenin bedelini ödeyeceksin. “
Richard’ın sözleri etkili olmuş ve kapı bir dakika boyunca vurulmamıştı ancak bu bir dakikanın sonunda, bir başka saygısız kişi kapıyı vurmadan açmak cüretini gösterebilmişti. Yarı çıplak haldeki Richard bir divanın üzerinde yarı uzanır haldeydi ve etrafındaki kadınlardan birisinin uzattığı muzu ısırıyordu. Kapının açılmasıyla beraber yerinden kalktı ve kapıyı açan saygısıza haddini bildirmek için haykırdı.
“ Bir gram delikanlıysan yüzünü gösterirsin saygısız piç. “
Kapıyı açan kişi bir adım içeriye geçip yüzünü gösterdiğinde, Richard’ın benzi solmuş, demin söylediği cümleden dolayı pişman olmuş bir halde, yalandan gülümsemeye çalışırken, ses tonu fazlasıyla yumuşamıştı.
“ Seçilmiş elitlerden Orgeneral Havan, sizin ne işiniz var burada? Keşke geleceğinizi haber verseydiniz, hazırlık yapardık efendim… “
“ Öyle bir şansım yoktu Richard çünkü ben imparator tarafından görevlerimden azledilip sıradan bir insan haline getirildiğimden, sana sığınmaya ve izin verirsen bölgende yaşamaya geldim… “
“ Ciddi misin? Senin gibi özel bir yaft kullanabilen seçilmiş bir elite neden bunu yaptılar ki? “
“ Açıkçası yaft kitabımı da benden aldıklarından, artık sıradan bir insandan farkım yok… Bana yardım edecek misin Tümgeneral? “
Havanın bu şekilde konuya girmesini isteyen Turgan olsa da planın detaylarını şekillendiren Ragnossa ile Rafiz olmuşlardı. Bu şekilde hem Tümgeneral Richardın vefa durumunu görecekler hem de Havan ile ilk hatıralarını biraz süslemiş olacaklardı ki tugayın hangi durumda nasıl kararlar verdiğini görmesini istiyorlardı.
Richard, Havan’ın çaresiz yüz ifadesini fark ettiğinde böbürlenmekten kendini alamamış ve bakışlarını tamamen değiştirip adeta bir çöp parçasıyla konuşuyormuşçasına sözlerini lütfetmeye başlamıştı.
“ Bu durumda elden bir şey gelmez ancak ben merhametimi gösterip sana yardım edeceğim Havan. “
“ Teşekkür ederim Richard. “
“ Richard değil, efendim diyeceksin. Yaft kitabın da olmadığından ancak bir kadın olarak işime yararsın ve sanırım bu gece bir seçilmiş elit s.keceğim ha ha ha ha ha”
Richard son cümlesini kurarken elindeki şarap kadehini Havanın hemen arkasında kalan kapıya fırlatmış ve Havan sadece birkaç santimetre ile bu kadehe hedef olmaktan kurtulabilmişti. Richardın son derece onur kırıcı olan cümlesini Tugay üyelerinin duyduğunu bilen Havan bu durumdan dolayı utanmış ve bir sonraki cümlesinde ne söyleyeceğini bilemez haldeyken, onu bu dertten kurtaran Turgan olmuştu.
“ Açıkçası bugünkü planlarımda bir tümgeneral s.kmek vardı ve sanırım bu gece s.keceğim tümgeneral sen olacaksın hınh hınh “
Bu erkek sesini duymasıyla Richard tekrardan öfkeli ifadesini takınmış ve bunu sesine de yansıtarak bağırmıştı.
“ Sen de kimsin oğlancı herif? “
“ Aslında oğlancı değilim ve mecazi olarak söylemiştim salak herif. Bunu bile anlamıyor musun? Ağzını yüzünü kırdığımda s.kilmişten beter olacak ve ağlayıp yalvaracaksın. “
“ Göster yüzünü korkak herif. “
Turgan kapıdan içeriye Ragnossa ve Rafiz ile beraber girdikten sonra heybesindeki kemanı çıkarıp havana uzatmış ve Rafize dönüp konuşmuştu.
“ Ablanı burada görebiliyor musun? “
Richard “ Hizmetçinin piçi değil mi o? Ayrıca ben buradayken kafanıza göre dolaşabileceğinizi sanmayın. Havan artık kemanına sahip olduğuna göre bana yardım et ve Johnun katillerini gebertelim. “
Richard bunu söylerken biraz önce Havana yaptığı muameleyi unutmuş görünüyor olsa da Havana kemanını veren kişinin Turgan olmasından dolayı durumu biraz fark edebilmesi gerekirdi.
Havan “ Beni s.kmenden başka bir konuda sana yardım edebileceğimi düşünmüyordum Richard… “
Richard “ İyi de o zaman yaft kitabının olmadığını söylemiştin. Rütben olmadığına göre astım sayılırsın. Bana yardım etmeni emrediyorum… “
Havan kemanını omuzuna koyup Richardın gözlerinin içine bakarken, sesindeki buğuyu ortaya çıkarmış ve konuşmaya öyle devam etmişti.
“ Bir kadın güçlü değilse fahişemdir diyorsun yani. Keşke etrafımdaki sözde kıymetli rütbe sahiplerini daha erken tanıyabilseydim. Üzgünüm Richard ama seni öldürmek zorunda hissediyorum. Ölmeden önce bil diye söylüyorum; ben artık İntibah Tugayının bir üyesiyim. Ölüm Müziği-Tükeniş Melodisi… “
Richard uykuya daldıktan kısa süre sonra Rafizin ablası Samara bulmuşlardı. 17 yaşındaki kız tutulduğu odada fazlasıyla korkmuş halde görünüyorken, Rafizi görmesiyle beraber gözyaşlarını bırakıvermişti.
“ Rafiz, seni de mi getirdiler kardeşim? Bu iğrenç tümgeneral iki gün sonra beni karısı yapacakmış ve buna tanıklık etmeleri için krallığımızdan birilerini getireceğini söylüyordu ve seni bulmuş… Tanrım daha ne kadar aşağılanacağız? “
Turgan “ Kardeşine sarılmayacak mısın? “
“ Kes sesini Tümgeneralin köpeği… “
Genç kız biraz duraksadıktan sonra bir şey unutmuş gibi panikle devam edecekti.
“ Yemin ederim o benim kardeşim değil. Size ne söyledi bilmiyorum ama sadece hizmetçinin birinin çocuğuydu ve saraydayken onu itip kakmaya bayılırdım… “
Turgan “ Bu yüzden mi ağlıyorsun? “
“ Zaten siz gelmeden de ağlıyordum. Onu sadece sarayda birkaç kez görmüştüm ve… “
Rafiz o zaman ablasının boynuna sarılmış, tüm itip kakmasına rağmen onu sıkıca kavradıktan sonra, ablasının gözyaşlarını silerken konuşabilmişti.
“ Sen benim gurur duyduğum ablamsın ve ben de senin küçük prensinim. Seni kurtarmaya geldik abla ve Richard denilen herif içeride uyuyor. Birazdan onu yalvarırken göreceğimize dair muhafızım bana söz verdi. “
Rafizin Turganı göstermesiyle beraber Samara’nın gözleri büyümüş, yerinden kalkmaya yeltenmiş olsa da başaramayıp tekrar olduğu yere oturduktan sonra söze girmişti.
“B-ben demin söylediklerim için çok üzgünüm. S-sen cidden osun. Babamın överek anlattığı hizmetkarsın… ”
“ Vuhuu kral Hector beni övdü mü? İyi de ben onu tanımıyordum ki… “
“ Sınırdaki nöbetçilerin ellerine resimlerin verilmişti ve krallığımıza gelirseniz onur konuğu olarak kabul edilmeniz gerektiği tembihlenmişti. Demek babam biliyormuş… Ama ama neden daha erken gelemedin hizmetkar? Krallığımızı korumamıza neden yardım etmedin? “
“ Muhtemelen uyuyorumdur hınh hınh “
Rafiz “ Hizmetkar ne ki? “
Turgan “ Tanrının adaletini bastığı topraklara götürmesi gereken kişidir hizmetkar. Ama kanla ama sulhla… Bunu da Konstantinden öğrenmiştim. Gerçi ben şu an hizmetkar değilim ama bu Rafiz gibi gerçek bir erkeğe yardım etmeme engel teşkil etmiyor. “
Turgan birden duraksadı ve yüzündeki gülümseme kaybolmuşken, Samara’nın gözlerinin içine bakıp devam etti.
“ Senin durumunda olan başkaları da var mı Samara? Richarda toplu bir hesap sormak ve burada olmaktan mutlu olmayan herkesi istediği topraklara ulaştırmak istiyorum… “
.
.
Ragnossanın tüm ikazlarına rağmen Turganın arzusuyla Tümgeneral Richard ve Turgan, zifiri karanlık bir odaya bırakılmışlardı. Odada hiç bir şey görünmüyor olsa da bir sürü metal, silah, taş ve kaya odaya yerleştirilmişti.
Richard “ Neredeyim ben, bu karanlık da ne ? “
Turgan “ Hesap günündesin… “
Richard “ Metal saltanatı… Yaft kullanabiliyorum ve buradaki metallerin varlığını da hissedebiliyorum. Bu haldeyken bana karşı kazanabileceğini düşündün mü cidden? “
“ Zamanla Kumar… Başının üzerinde çift yönlü bir balta var ve onu hangi açıyla fırlatacağını bilmeme rağmen korkmalı mıyım? “
“ Onlarca seçeneğim var ve saldırılarım gelirken göremeyecek kadar kör haldesin. Geber şimdi Johnun katili… “
“ Açıkçası bir tek o baltayı fırlatacağın saldırın tehlikeli gibi görünüyor ve o yüzden diğerlerini umursamıyorum. “
Richardın çoktan fırlatmış olduğu nacak Turgan’ın göğsüne çarpmıştı ve esasında Turgan istese o nacağı havada dahi yakalayabilirdi.
Dağın Altındaki Eğitim Sırasında
Husumet ruhunun, yerini iyilik ruhuna bırakmasıyla beraber, tek bir saldırısı isabet etmemiş olan Turgan öfkeden kudurmuş görünüyordu. Onu rahatlatan şey iyilik ruhunun huzur verici sesiydi.
“ Burada seni öfkelendirmek isteyen kimse yok kullanıcı. Bu yüzden öfkeni düşmanlarına sakla. “ ( Dejavu değil eski bölümün kısacık bir devamı paniklemeyin :P )
‘ İyi de ne yaparsam yapayım husumet ruhu kaçınıyordu ve o ne yaparsa yapsın ben kaçınamıyordum. Zayıflığıma kızmış olmam normal değil mi? ‘
“ Belki de gördüğün şeylere çok fazla odaklanıyorsun ve bunu önlemek adına da görüşünü biraz kısıtlamalıyız, ne dersin kullanıcı? “
‘ İşe yarayacaksa gönder gelsin iyilik ruhu… ‘
Turganın onaylamasıyla beraber, etraf zifiri karanlığa bürünmüş ve iyilik ruhunun parlak yeşil saçları dahi karanlıkta kaybolmuştu…
.
.
.
“ Nasıl durdurdun lan saldırımı? Hiçbir şey göremiyor olmalısın değil mi? “
“ Gelecek dışında hiçbir şeyi göremiyorum ancak hissedebiliyorum. Bir hizmetkar olmasam da ruhlara olan minnet borcumu asla unutmayacağım. “
“ Öyleyse buna ne diyeceksin bakalım? Metal Husumeti – Metal Yağmuru… “
Richardın bu yaftı kullanmasıyla beraber, odadaki tüm metaller havada uçuşmaya başlamışlar ve hiç biri birbirine temas etmeden, hızlı bir şekilde Turganın üzerine düşmeye koyulmuşlardı. Kimisinin delici, kimisininse kesici kısımları Turganın üzerine tehditkar bir şekilde düşüyorlardı.
Turgan kıyımı çıkardı ve bir beyzbol oyuncusu gibi üzerine gelen metalleri tek tek balyoz tarafıyla karşılamaya başladı. Richard metallerin çarpılma sesini duyup, öfkeden deliye dönmüşken, başının üzerindeki çift yüzlü baltayı aldı ve Turganın söylediklerine inat, onu fırlatmayıp ellerinde tutarken savurmaya karar verdi.
“ Bununla beraber gebereceksin iblis herif… “
Hesap tutmamıştı ve baltanın sapındaki yağdan dolayı Richardın savurmaya çalıştığı silah, bir anda elinden kayıvermişti. Turgan bu dengesiz gelen baltadan biraz güçlükle de olsa sıyrıldıktan sonra Richard tekrar söze girmişti.
“ İllüzyon sanatı- 100 kopya “
“ Tıpkı söylediğim gibi. Ne yapacağını önceden bilince, savaşmak çok sıkıcı oluyor. Şimdi de başka bir şeyin kalmadığından bu silahları klonlarına dağıtıp hep beraber saldıracaksın mesela ama gerçek olanı bildiğimden bu da işe yaramayacak… “
Turgan bir kaç ayrı gelecek görüyor olsa da zekice davranıp o geleceğin başlamasını bekliyor ve başlangıcından hangi geleceğin gerçekleştiğini görüp ona göre hamlesini yapıyordu ki bu kez de böyle olmuştu zira Richardın illuzyon yaftını kullandığı tek bir gelecek görmüştü Turgan.
Odanın içinde bir saat kalmışlardı ve her seferinde bir sonraki hamlesinin bilinmesi Richardın sinirlerini alt üst etmişti. Sesi titremeye başlamış, özünün neredeyse tamamını tüketmişken ağlayan gözlerle son cümlelerini kurabilmişti.
“ Lütfen bırak beni. Benden uzakta durduğun sürece ne istiyorsan yapacağım ama yeter ki daha fazla yakınımda durma ve yapacaklarımı anlatma... “
“ Dışarıda özür bekleyen bir sürü insan var, önce onlardan özür dileyeceksin ve Hectorun çocuklarına seni affetmeleri için ağlayarak yalvaracaksın. “
“ Yaparım. Yeter ki seni bir daha görmeyeyim… “
“ Ardından da tutsağım olarak benimle başıbozuk başkentine geleceksin ama merak etme hücrene kapatıldıktan sonra beni bir daha görmeyeceksin ve annen de artık bir başıbozuk olduğundan, seni istediğinde ziyaret edebilecek… “
Geleceği görebilen bir adam karşısında duruyorken Richardı hiçbir şey şaşırtamazdı ve annesiyle ilgili söylenenlere de şaşırmamıştı. En baştan beri kilitli olmayan kapıdan dışarıya çıktığında, istemsizce gözyaşlarını salarken, bekleyen kalabalığa dönüp haykırmıştı.
“ Lütfen hepiniz beni affedin. Ben cezamı bu dünyada aldım ve bir daha kimsenin canını sıkmayacağıma dair söz veriyorum. Samara lütfen affet beni ve siz diğerleri de bağışlayın…. “
Richard’ın sonu gelmeyen özürleri herkesi şaşırtmışken, Havan hayran gözlerle Turganı süzüyor, bunu nasıl başardığını merak ediyordu. Ragnossa ise bunu öğrenmek için kafa yormak yanlısı değildi. Turganın kulağına eğildikten sonra hayranlıktan çok kızgınlığa benzeyen bir ses tonuyla soracaktı.
“ Yaft bile kullanmadan nasıl yaptın bunu patron? “
“ Bir de insanlığın en büyük hayallerinden birinin geleceği görebilmek olduğunu söylerler. Ona sadece geleceği anlattım ve neredeyse kafayı yiyordu hınh hınh. “
Turgan herkesin mutlu olduğuna kanaat getirdikten sonra, kocaman sırıtışını takındı ve son noktayı koymak adına bir kez daha Richarda gelecekten bahsetmeye karar verdi.
“ Hey Richard neredeyse unutuyordum. “
“ Lütfen daha fazlasını anlatma. Sadece uyumak istiyorum, lütfen beni uyut Havan… “
“ Tamam bu kez son. “
“ Ama bu son bak. Sonrasında beni rahat bırakacaksın, söz verdin. “
“ Tamam. Sen hapisten kaçmaya çalışacaksın ve o zaman sana kocaman aleti olan bir başıbozuk komutanı tecavüz edecek hınh hınh hınh… “
“ Hayıırrrrrrr. Kaçmayacağım, kesinlikle kaçmayacağım….. “
Sadece Turgan bu duruma katıla katıla gülüyorken, diğerleri olayı tam anlamasalar da hallerinden memnun bir şekilde İntibah Tugayına minnettarlıklarını gösteriyorlardı.
Ufak tefek küfürler için kusuruma bakmayınız..